Ya arkadaş zamanında linuxun arayüzünü değiştirdiler bilmem naptılar pardus tamamen Türk yazılımı diye tanıttılar. Şimdide bu arabanın doubleteybine tubitak logosunu basıp yerli üretim araç diye yedirmeye çalışıyorlar. Hadi bundan 15-20 yıl önce olsa yerdi millet. Nereden görecek nereden duyacak böyle bir araba olduğunu.
Konuya müdahil olmak istemiyorum ama yazdığınız cevabım için iyi bir fırsat gibi göründü. Yorum yazanlara hak vermemek elde değil ama anlamadığım şey o kadar eleştiriyoruz lakin bir şeyde üretemiyoruz. Hikmeti nedir bunun anlamıyorum. O kadar yazılımcı programcı var ülkede işletim sistemi yazmayı bırak bir program bile yapamıyoruz. Sosyal medyamız yoktur millet 140 karaktere saplanmış kalmış çok mu zor yani benzerini yapmak. Arama motorumuz yoktur. İnternet sitelerimiz bile çöpten başka bir şey değil, kopyala yapıştır mantığıyla çalışıyoruz. Yani başımızdakilerin neden aya çıkmasını, yerli otomobil, uçak ne bileyim uydu, askeri araçlar silahlar yapmasını bekliyoruz.
Memleketin en çok konuşulan konusundan birisi futbol bu ülkede, tartışırız eleştiririz bilgi sahibiyiz ama futbolumuzun dünyadaki yeri bellidir. Sanatçılarımız vardır, herkeste şarkıcı olmak ister aslında bu sanat değildir şöhret peşinde koşanların hayalidir. Tanınmış bir ressam var mı, heykel tıraş vs. Spor denilince keza futboldan başka bir şeyden anlamayız, nedir özentidir yine o yüzden. Android çıkar yeni bir sektör yaratır, milletimiz bir program yazayım bir oyun yazayım ancak hedefi kalite değildir, özgünlük yoktur, milletin işini görecek bir haltta değildir amaç nedir para kazanayım. O parayla ne yapacaktır, daha iyilerini mi yapacaktır hayır elin ürettiği şeyleri satın almaktır gayesi, daha çok mal biriktirmek.
Açtığımız sitelerde böyle değil mi, adsenseden para kazanayım sonra basıp ülke dışına çıkayım hayatımı yaşayayım. Hep başkalarından bekleriz, olmuyor olmayacak deriz aslında kendi yapamadıklarımızın da bir bahanesidir bu. Bırakın yapmayı yapamamayı denemeyiz bile, hayal dahi kurmayız. Deli gibi programcılık öğreniriz ama hiç milli bir programlama dilimiz yoktur. Garajımız olmadığı için mi nedir yani bende çözemiyorum.
Bir şey üretilmiyor bu ülkede ve üretilmeyecekte kimse kendisini kandırmasın ancak madem eleştiriyoruz, eleştirinin iyi bir şeye dönüşmesini sağlamamız gerekiyor, üretemiyorlar o halde biz üretelim 20 sene sonra 30 sene sonra zamanımız gelince üretelim. Eleştirilerimiz başkalarını kınamaktan ziyade kendimizi kırbaçlar cinsten olmalı. Eleştirmek güzel bir şey ama dediğim gibi her şeyi eleştirip hiç bir şeyi düzeltemeyen bir ülke olma yolunda gitmeyelim. Eleştirmek hep yapıcılık adına gerekliliktir hemde yerine göre boşa vakit kaybı ve bahaneden başka bir şey değildir.
Bu ülkenin zengini yok mu, yatırımcısı yok mu, girişimcisi yok mu, üreteni yok mu, teknolojisi hiç mi yok, alt yapı yok mu. Neden hala üretilmedi o halde? Cesaretimiz mi yok, hazırı varken neden mi üretmemiz gerekiyor? Paramızı riske atmak yerine dövize yatırım yapar, arsa alır işimizi garantiye almayı mı seviyoruz? Riski sevmeyen bir milletiz ve büyük işler risk olmadan yapılamaz.
Sadece büyük işler değil aslında riski hiç sevmiyoruz ve bizi bağlayan şeylerden birisinin de bu olduğunu düşünüyorum. Bir markamız yoktur, marka alacak paramız bile yoksa gideriz üstünde o markanın ismi yazan çakmasını alır kullanırız. Kaliteli dayanıklı işlevsel olup olmamasına aldırmayız üstünde yeter ki o markanın logosu olsun ki havamızdan ödün vermeyelim. Gerek bir cep telefonu gerek giyim, ucuz sigara alıp pahalı sigara paketlerinin içine doldururuz, görene ayıp olmasın.
Üretemiyoruz ve üretemeyeceğiz çünkü tüketici toplumu olduk ve bunun geri dönüşü yoktur. Bizi bu hale sokanlar ki kendimizde buna dahiliz, zaten ürettirmezler, üretsekte daha iyisi varken neden alıp kullanalım. Görüntüsü hoşuma gitmedi, biraz daha para koyar en kralını alırım, bu zaten Çin'de üretiliyor, ismi hoşuma gitmedi (adının kullanıma ne katkısı varsa artık). Bahanelerimiz muhakkak olacak ve kullanmayacağız. Senin kullanmayacağını bilen yatırımcıda zaten bu işe kalkışmayacaktır, herkes deneme tahtası olmamak için ilk adımı başkalarına atacaktır. Beklenen o ilk adım da hiçbir zaman gelmez.