Erhan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
''Ölülerinizin iyiliklerini anınız, kötülüklerini anmayınız." (Tirmizi)

Velev ki müslüman değil (kâfir, münafık, günahları açıktan işleyen ve bi'dat ehli olmayan)

Bir fasıkın ölmeden önce tevbe etmiş olması ihtimali mevcut olduğundan fasık bile olsa hiçbir Müslüman’ın ölümünden sonra kötülüklerini zikretmek caiz değildir.
Açıktan iman esaslarını red ve inkar edenlere kafir demekten kaçınmak, kafirleri küfürleriyle birlikte sevip saygı duymak demektir. Küfrü ve kafiri sevip saygı duymak ise, Allah-u Teala’yı inkar etmekle eşdeğerdir. Bu cümleye ek olarak İmam Ebu Hanife (rh) (v.150) Fıkh'ul Ebsat adlı risalesinde şöyle demektedir:
"Ben kafiri kafir olarak bilmem diyen kişi aynı onun gibidir (yani kafirdir)"

"Allah’ın kabul edeceği tevbe, cahilce kötülük işleyen, sonra vakit varken tevbe edenlerin tevbesidir. Allah işte bu gibilerin tevbesini kabul eder. Çünkü Allah bilir, doğru karar verir. Yoksa kötülük işleyip duran, ölüm gelip çatınca da: “İşte ben şimdi tevbe ettim” diyenler ile kâfir olarak ölenlerin tevbesi tevbe değildir. Onlar için acıklı bir azap hazırlamışızdır." (Nisa 4/17-18)

"Onlara ister bağışlanma dile, ister dileme, farketmez. Onlara yetmiş defa bağışlanma dilesen de Allah onları asla bağışlamayacaktır. Bu, onların Allah'ı ve Rasulünü inkâr etmesinden ötürüdür. Allah fasıklar güruhuna hidayet vermez." (Tevbe, 9/80)

"Kim Allah’ın indirdikleriyle hükmetmezse işte onlar kafirlerin ta kendileridir." (Maide: 44)

"Onlardan ölen kimsenin namazını sakın kılma! Mezarı başında da durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Rasulünü inkâr ettiler...." (Tevbe, 9/84)

Yukarıdaki ayetleri görmezlikten gelmek, gündüze karşı gözünü kapamak gibidir ve o gözünü kapayan cahil gündüze karşı göz kapamakla ancak kendisine gündüzü gece yapar.