Özal'ın meşhur 24 Ocak Kararlarından beri geçen 30 yılda bizim ağır sanayi üretemeyecek bir ülke olduğumuzu artık hepimiz anladık. Liberal rekabet argümanının ıskaladığı nokta 0'dan başladığında know-how'a sahip olsan bile sermaye sahibi endüstri ülkelerinin damping ile seni batıracabileği gerçeği. Mesela bir zamanlar Avrupa'da TV pazarının liderlerinden dolan Beko ve Vestel şimdi Uzak Asyalılar yüzünden neredeyse Avrupada TV satamıyor.

95 yılında imzalanan Gümrük Birliği de var olan potansiyelimizi de hacz altına aldı. Kimilerine göre ihanet içerisinde olan devlet adamları ya da en iyi ihtimalle beceriksiz siyasiler eliyle sürüklendiğimiz nokta bu. Bir taraftan milletin önüne Kızıl Elma diye konulan "kalkınma" putu diğer yandan giderek nisbeten daha fakirleşen bir ülke ve ucuzlayan insan hayatı. İş cinayetleri, maden kazaları vesaire.

Türk ekonomisi üzerine konuşalacak pek bir şey yok açıkçası. Çünkü ülkedeki herkesin uzun vadeli çıkarlarını düşünen, milli siyaset güden devlet adamları göremiyorum ben. Yapılan doğru ve güzel işler bile kısa vadeli hatta çıkar odaklı.

Müreffeh yaşam sürmenin yolları üzerine sosyal bilimciler on yıllardır tartışıyor. Amerikan ya da Avrupa modeli tek yol olmadığı gibi her ülke için de mümkün olmuyor. Sihirli bir kelime olarak sunulan kalkınma da dertleri çözecek kudrete sahip değil. Çünkü kelimenin doğası elde edilen kaynakların paylaşımı ile ilgili hiç bir normatif yargıda bulunmuyor. Çin modeli, Kore modeli, Asya Kaplanları vesaire liberal dünyanın yüzlerce kalkınma modeli var. Bizimki ise müteahhit modeli. Artısı hiçbir üretim yapmadan "imar" ismi verilen bir kağıtla değer yaratıp milli servet üretiyorsun. Üstelik istediğin kesimlere bunu vererek siyasi rant sahibi de olabiliyorsun.

Eleştiriler bir yana tüm bunlar kalkınmaya yardımcı olsa da uzun vadede hiçbirimize fayda sağlamayacak. Burası bir webmaster forumu, herkes bilişim dünyasından haberdardır. Mortgage kriziyle boğuşan İrlanda tüm Avrupa'nın bilişim merkezi olarak krizin etkilerini büyük ölçüde atlattı. Yeter ki istensin sadece bilişim sektörü üzerinden bile ekonomi düzeltilebilir. İnsanların madenlere girmesine lüzum kalmadan hem de. Gerekli yasal çerçeveyi oluşturup, özel sektörü teşvik etmek, akademi-arge-endüstri üçgenini kurmak o kadar da zor bir iş değil. Tabii istenirse...

pcbagimlisi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
;

Doların artışı bize hiç bir şey kazandırmaz.Doların artışı ancak sizin dediğiniz gibi ülkenin diğer ülkelere nazaran ekonomik olarak zayıflatıp işçilerin,montaj işlerinin değerini de iyice düşüreceğinden minyatür Çin yolunda ilerlememize sebep olabilir.

Değerli tüm şeyleri ithal eden hatta değersiz şeyleri bile ithal eden,topraklarında çıkanları kendi ülkesinde yabancı firmaya teslim edip kendi milletinin parasını yabancılara kaptıran bir ülkede ihracatın artışı ancak teknikerlere,montajcılara ek mesai çıkartır.