sesusera adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Bakın sizde ne güzel söylüyorsunuz isteyen istediğine oy verebilir bunun adı özgürlüktür isteyen istediği şekilde düşünebilir buda özgürlüktür.

Bende sokakta yetiştim ve bir insanın kendini yetiştirebileceğini düşünmekteyim eşit dağıtılan tek bir şey var ise oda beyindir , düşünce özgürlüğü altında kendi düşüncelerimi belirttim ben Turabi kötü biri demedim Merve iyi'de demiyorum sadece düşüncemi belirtiyorum kendi fikrim görüşüm , yaşınız kaç bilmiyorum ama öncelikle insanların düşüncelerine/fikirlerine saygı duymayı öğrenmelisiniz , ben düşüncelerimi söyledim ve hayırlısı olsun dedim umarım ne demek istediğimi anlatabilmişimdir / anlamışsınızdır.

ve ek olarak "Bundan sana ne ki" diyerek düşünce özgürlüğünü dile getirmenizde ayrı bir ironi..
Konuşma becerim fazla yoktur fazlada imtina göstermiyorum o yüzden hızlıca yazmıştım. Sana ne bana ne başkalarına ne! Bizi ilgilendirmez demek istedim ve bunu dememin sebebini de daha sonra açıkça yazdım. Sana ne demem, fikirlerine olan saygısızlığımdan ötürü değildir. Farklı bir bakış açısıyla bakıyorum olaylara ve seninde bu yönde bu açıdan bakman belkide daha iyi olabilir. Toplumun halini görüyorsun herhalde, herkes kendisini mükemmel bir sınıfa koyuyor ama istemediği kişileri düşünceleri fikirleri de ayrı olarak bir sınıfa sokup hakaret ediyor küçümsüyor.

Misal bu yarışma dahilinde girip bakalım sosyal medyaya görelim insanların halini binlerce insan birbirlerine hakaret küfür etmemişse bende bir şey bilmiyorum. Bu insanlara da gidip "size ne" demek isterim ama kaptırmışlar kendilerini bir dava peşinde koştuklarını düşünüyorlar ve bak bu yüzden de kimse kendisini eleştirmiyor çünkü sürekli başkalarını eleştirmekten kendimize sıra gelmiyor peki o halde nasıl gelişeceğiz ülke olarak? İlla sen haklısın ben haklıyım sen cahilsin sen yobazsın sen batılısın diye birbirimizi dışlamak zorundayız.

Bu yüzden haklı olana bile bakma gereksinimi duymuyorum hangi konuda olursa olsun. Bir insan kendisini geliştirebilir ama çoğu insan gelişmenin ne demek olduğunu bile bilmiyor, yolunu yordamını bilmiyor ha gelişime kapalı olanlarda çok fazla. Senin düşüncene saygılı olmasaydım zaten uzun uzun yazmazdım kısaca bir cümle yazardım ve laf sokardım, forumda da sık sık artık karşılaşıyoruz değil mi bu şekilde örneklerle. Elbette laf sokmazdım çünkü bugüne kadar forumda öyle bir şey yapmadım, yapmamaya çalıştım. Başkalarını eleştirmek iyi bir şey iken bu eleştiriyi yapmanın insanın kendisine bile zararları vardır bu zararları bilmeden kendimizi geliştirmemiz de mümkün olmaz. Bak forumda yine örnekleri var hep görüyorum. Bıktım bu ülkeden, bu ülkeden çekip gitmek istiyorum vs.. Yaşlarına bakıyorum daha okul okuyor öğrenci. Biz kendimiz için bir şey yapmamışken insanlara ne faydamız olacak ki karamsarlıktan başka. Genelleme yapıp konuşuyorum gördüğün gibi, senin yazında "ülkem" kelimesini gördüğüm için alıntı yaparak yazmak istedim. Üzülmek karamsarlığa girmek başkalarını hor görmek bunların hiçbirisinin ne kendimize bir faydası olur ne ülkemize.

Turabi'ye giden oylara bakmak yerine Merve'ye giden oylara bakabilirsin (bunu yaparak neden ülken hakkındaki fikirleri beyan etmiyorsun!) Turabi'ye giden oyların sebebini de belki çok sonra anlayabilirsin. Tatile gidersin sonra denize girmek istersin, denizin üstü kirlenmiştir bu nasıl bir pislik dersin ve bu halde giremezsin. Ama denizin yüzeyi derinliğine oranla bir hiçtir neredeyse. İçerisinde nice canlılar yüzer. Balıklar yüzer içinde ve balıklar kalpten severler. İnsanlarda var kalpten sever dıştaki pisliklere aldırış etmez kendi dışındaki pislikleri de göremez belki. Bazıları da var yüzeyde gördüğü pislikler misali insandaki huyları da görür uzak durur sevemez hatta nefret duyar, yüzeydeki pisliklere o kadar dalıp gitmiştir ki içindeki o muhteşem güzelliği görmekten kendisini alıkoyar. Peki denizler birbirlerine göre temiz yada pis iseler de hangi deniz ilk gün ki gibi berrak kalabilmiştir? Yüzeydeki pisliği temizlemek çok zor değil zaman ve emek gerektirir ama zor olan buna niyet etmektir başlamaktır, peki buna değmez mi. Oturup deniz pis diye üzülelim mi, bu pislikte neyin nesi diye boş yere düşünelim mi. Beni alakadar eden nedir o halde! Bu pislik mi yoksa temizlik mi. Bir yerde pislik kalabalığı görürsün elinde de atılacak bir çöp vardır, pislik o kadar çoktur ki senin attığın çöpün ona bir katkısı olmayacağını düşünürsün bunu yaparken de ben mi kurtaracağım dersin. Ama tam tersini yapan kişi sayısı çok azdır, elindekini oraya atmak yerine orada bulunanları alıp çöpe atmak için 2 dakikasını bile harcamaz. Bu pisliğe hepimizin bir katkısı var dostum az yada çok. Evet aslında kınanması gereken şey pislikler değildir kirlerin temizlenmemesidir.

Bazı pislikler de var temizlenmeye temizlenmeye katmanlaşır yapışıp kalır temizlenmesi çok güçtür. Pislik çoğalınca yapışkan bir hal alınca temizlemeye erinirsin çünkü çok çaba gerektirir ve temizlemek için doğru yöntemi uygulaman icap eder. Çöpleri bile atarken Avrupa'da sınıflandırıyorlar çoğu geri dönüşümlü. İnsanlar ise birbirlerine çöp kadar değer vermiyorlar. İşimize yaramaz diye attığımız yüzüne bakmadığımız bir çok elektronik eşyanın içerisinde altın vardır, Avrupa da bu değerli madenler toplanarak ülkeye büyük bir kazanım sağlanır. Bu metalleri çıkartmak için bilgi gerekir hangisinde daha çok vardır hangisi buna değer hangisinin neresinde bunlar mevcuttur. Ama bizim ülkede geri dönüşüm yoktur hepsini toparlıyoruz ve direkt çöpe gidiyor, yenisi alayım bir başkasını seçeyim. Başkasını alırız bu yeni deriz zamanla o da eskir onunda gözümüzde değeri kalmaz, ilk aldığımız gün özelliklerini sayarken överken zamanla kusurlarını görmeye başlarız sonra buda eskidi deriz bir başkasını ararız. Kirlenmesin toz almasın çizilmesin diye gereken ilgiyi gösteririz ama insanı kirletmek içinde elimizden geleni yaparız hemde yeri gelince bir kişiyi bahane ederek binlerce kişiyi kirletiriz.