Amin kardeşim.

Vücut ihtiyaç hissediyor da yiyorsunuz muhtemelen. Çoğu zaman bu konuda vücudumuz bizi biz farkında olmadan yönlendirir. Yemek konusunda asıl önemli olan şey doymadan kalkmaktır. Efendimiz sallâllâhu aleyhi ve sellem sair hadislerinde bunu bize bldirmiş. Bir hadîsınde "doymadan kalkınız" buyurduğu rivayet edilirken, diğer bir hadîsinde daha şiddetlidir ki "doyduktan sonrası haramdır" dediği rivayet olunur. Doymadan kalkmak sünnet olduğu gibi doyduktan sonra nefis açlığı, göz açlığı gibi sebeplerle yemeye devam edilmesini de bu sözleri ile yasaklamıştır. Özellikle buna dikkat etmemiz icab eder.

Ayrıca yemenin İslâm üzre olan diğer âdâbını da önemle gözetmek, o nimetin bize şifa olmasında vesiledir inşâallâh. İlk akla gelenler:
- Yemeye başlamadan evvel besmele çekmek: Besmele her hayrın başıdır. Yemeğin de bize hayırlı olması için ona besmele ile başlamak gerekir ve bu aynı zamanda sünnet olması hasebiyle, bunu sünnete de niyet ederek yapmanın fazileti çoktur. Besmele aynı zamanda yemeğin bereketine de tesir eder. Bu bilgiler bizlere hadîs olarak intikal etmiştir.
- Önünden yemek: Yemeği bereketli ve sıhhatli kılan bir diğer husus da yemeğe kendi tabağından ya da sofrada ortaya konmuş bir tabaktan yerken olsun, kendi önünden yemektir. Bu da efendimiz sallâllâhu aleyhi ve sellemin sünnetindendir.
- Ortak bir tabaktan yemek de kuvvetli sünnettir ve yine özellikle yemeğin bereketine tesir ettiği hadîs ile gelmiştir. Bu üç madde bir hadîsis şerifte gelmekte, aynı zamanda sair hadislerde ayrı ayrı da bahsedilmektedir.
- Çok sıcak, çok soğuk yememek ve doymadan evvel kalkmak.
- Yemeği bitirirken dua etmek, İslâmî yemek âdâbındandır ve sünnet-i seniyyedendir.

Yemek bir nimet, bir nevi de bizim iyi olsun kötü olsun amellerimiz için güç almak üzere bir araçtır. Yemekte dahi tek yaradan olan Allâh-u Te'âlâ'nın kendi sevme-sevgi (hûb) sıfatından yaratarak dini tamamlamak üzere gönderdiği habîbi aleyhisselât-u vesselâma uymak, yemekte dahi Allâh'a uymaktır. Bunu dikkate alalım inşâallâh. Zira Allâh celle celâluhû buyurdu ki; "bana tâbî olmak isteyen habîbıme uysun".

Yemeğin hakkını vermek bu cihetten mümkün olur inşâallâh.