pcbagimlisi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
@abcgrup;

Hocam ülkemizde bu konuda ciddi bir sıkıntı var.Ülkede sürekli bir ötekileştirme çalışması uygulanıyor.Bu her konuda her alanda uygulanmaya çalışılıyor.Şahıslar,gazeteler,dergiler sürekli bir ayrıştırma peşinde.

Çok önemli ve mantıklı bir hareket.Geçmişinde ciddi anlamda parlak dönemleri olmuş toplulukları alt etmenin en iyi yolu.Elin yabancıları gelip sana hakaret etmiyor,sana sövmüyor,sana sıkmıyor kendi içerisinde sana küfür söylettiriyor,senin küfür yemeni sağlıyor.

Haberi paylaşan yazar ötekileştirmenin eşiğinde;

Bu ülkede rakı ihraç ediliyor,
Devlet resmi genelevleri açıp fiş kesiyor demiş.Devletin rakı ihraç etmesinden doğal bir şey ne var?Her ne kadar benim dinime ters olsa da ben genelevlerinin Amerika'daki gibi özel mağazalara dönüşmesi gerektiğini düşünüyorum hem hastalık,virüsler açısından hem orada çalışanlar açısından.Bunu yazanın yazarı bunu yazması için teşvik ettirenler istiyor ki şimdi farkı düşünceli insanlar sövsün,saysın bu yazara.Ben Allah akıl fikir versin demekle geçiyorum.

Toplumda eziklik psikolojisi oluşturuldu.Maneviyattan uzak saçma neşe,mutluluk kaynakları türetildi.Tek gecelik ilişki,yatak arkadaşı vb. gibi burada söylemeyeceğim bir ton şey.Bir söz,bir olumlu yorumun verdiği mutluluk,güven kayboldu yerine teknolojik cihazların,arabaların,evlerin verdiği tuhaf duygular oluşturuldu.

Yazılım geliştiriyorum,hayallere dalıyorum bazen şöyle bir yazılım yapıp şu kadar satsam şunu alsam,bunu alsam diye tuhaf beklentiler oluşturuyorum kendimde.Bir gün sinemadayım arka koltukta 4-5 kız oturuyor hemen hemen benim yaşıtım 2-3 yaş büyükler muhtemelen.Erkek arkadaşlarındaki telefonları konuşuyorlar. X'in telefonu çok iyi falan ekranı da baya büyük.Şimdi bazı arkadaşlar beni yanlış anlamasın insanların ne konuştuğundan sanane veya herkes bir konuda konuşabilir,düşüncelerini paylaşabilir,bir durumu tartışabilir diyebilirsiniz.

Burada bahsettiğim toplumumuzun birbirlerini karakterleri,sahip olduğu olumlu ve olumsuz davranışları üzerinden değil de aldıkları,geliri,mesleği,statüsü,giydikleri üzerinden yargılaması.İnsanları bazı şeylere özendiriyorlar sonra o özendirdiklerini satmaya çalışıyorlar.

Yolda yürüyorum dik dik bakanlar mı dersin,kendisiyle uğraşacağına başkalarıyla uğraşanlar mı dersin,kendisini değerlendireceğine başkalarını eleştirenler mi dersin?Yani sinirli olduğun bir anda eve gelene kadar en az 5 olay yaşaman mümkün artık sokakta.Bunları farkında olmadan muhakkak bende yapıyorumdur hatta şimdi yapmış gibi oldum bile bakın başkalarını eleştirmiş gibi oldum amacım bu değil ama öyleymiş gibi bir izlenim oluşturdum şimdi.

Günümüzün pahalı arabaları,cep telefonları,aksesuarları hep filmlerde,dizilerde sürekli kullanılan modeller.Dikkat edin bazı ürünler var elit hissettiren ürünler.İnsanların bu sahte elitlik ihtiyacını sahte bir şekilde doyuran ürünler.Bu duygu o kadar kötü bir duygudur ki her alanda etkisini gösterir.Eğitim hayatında,iş hayatında,aile hayatında her alanda.

Çocuk arkadaşlarında,çevresinde bir şey görüp ister ailenin durumu yoktur alamaz çocuğun eziklik psikolojisinin oluşturduğu hırs,vicdani ve mantık duygularına göre daha ağır basar ailesine tavır yapar,derslerine çalışmaz sözde ailesini cezalandırır ne yapıp edip ailesine aldırır.İşte bu duyguları,davranışları bu topluma yükleyenler bitmek tükenmek bilmeyen bir azim içerisinde hâlen devam ediyorlar.

Siyasi konularda birbirlerine söven insanlar,sokaklarda birbirlerine söven insanlar,maçlarda birbirlerine söven insanlar,milletin eşine,kızına söven insanlar.Anası,babası için yapmayacağını hiç görmediği,tanımadığı,nasıl biri olduğunu bilmediği insanlar için yapanlar hatta daha da kötüsü anasından babasından çok önem verdiği cansız,tuhaf şeylere minnet duyan insanlar.Bir organı bir dişinin bir organından geçirdiği için bunu marifet bir şeymiş gibi anlatan,övünen insanlar.Çok farklı duygular çok farklı beklentiler var artık insanlarda.

Forumunda,ülkeninde bu konuda bir titreyip kendine gelmesi lazım.Aslında yazmayacaktım artık bu tarz konulara yazmayı doğru bulmuyorum kendimce sonuçta alışveriş ettiğimiz,iş yaptığımız insanlarla siyasi düşünce tartışmak pek doğru bir tutum değil.Boşuna birbirinizin kalbini kırmayın.

Belki çevrenizdeki tanıdıklarınız,dostlarınız için yapmayacağınız savunmayı hiç tanımadığınız göz göze gelmediğiniz biri hakkında da yaparken abartmayın,kalp kırmayın.
Haklısın bir ötekileştirme var bilinçli mi yapılıyor emin değilim ama bilinçli yapılmasa bile insanlarda bir kopma başladı. Bende bu konulara fazla girmeyeceğim ancak toplumunda bunda rolü var maalesef ve seçenekler olmadığı için ipin ucu kaçıyor birazda. Aslında kimsenin kimseden bir üstünlüğü yoktur insanlar fikirleri tartışmak yerine birbirlerini tartışıyorlar. Fikirlere karşı saygımız yoktur ve tartıştığımız şey ister istemez kine nefrete dönüşüyor kendi içimizde. Bence en büyük sorunumuz saygılı olmayı bilmediğimizden kaynaklanıyor ve hangi taraf yada taraflar haklı olsa bile kabul edilmiyor, haklı olsakta olmasakta daima kendimizi haklı görüyoruz ve ötekileştirme otomatik olarak devam ediyor.

Empati kurmayı bilmiyoruz. Aslında son zamanlarda yaşadıklarımızın topluma zararları olsa bile faydası da oldu bana göre. Ancak bu faydayı görmek anlamak lazım çözümlerin bulunabilmesi için. İki tane köpek düşünün ve dostça yürüyorlar, ta ki aralarına bir et parçası atana kadar o zaman dostluk kalmaz et için birbirlerine düşman oluyorlar. Bu örneği Mevlana veriyor. İnsanlarında hayvani bir tarafı var ve eğitilmesi gerekiyor. Bu hayvani tarafın çıkması görünmesi lazım ki hatalarımızı yanlışlarımızı görüp düzeltmemiz kolay olsun. Fakat kimse kendinde kusur görmediği için bizim ülkede sorunlar çözüleceğine aksine büyüyor. Bu yüzden şu anlık tek çözüm insanların kendilerinden sorumlu olduğunu bilmesidir. Bir arkadaş uyuşturucu içiyor bu esnada memleket meselelerini tartışıyor hemde öyle böyle değil, diğer bir arkadaş parkta kadınları taciz ediyor bakıyorsun memleketi sözde kurtarma arayışı içinde. Hepimizde az çok örnekleri görülebilir. Yani kendimizi düzeltmediğimiz takdirde zaten bu ülke düzelmez düzelmesini beklemek ahmaklık olur. Topu devamlı başkalarına atıyoruz ve öyle alışmışız, Ahmet Mehmet'e yüklüyor, Mehmet Ahmet'e, Hüseyin Süleyman'a... Peki suçlu kim? Ben ülkeyi değiştiremem ancak boş laklak yaparım ben başkasınıda düzeltemem yine boş laklak yaparım peki kimi düzeltebilirim? Kolay olan varken neden zor olanı deniyoruz asıl amacımız yoksa bahane bulmak mı? En kolay olanı ve başlıca ben kendimden sorumluyum ve dönüp kendi sorunlarımı çözmeliyim. Herkes memleketi pislik götürüyor diyor ama herkesin arka bahçesi kirli. Kimse kendi bahçesini temizlemiyor. Halbuki kendi bahçemizi temizlesek insanlara bu şekilde örnek oluruz ve bizim gibi düşünenler çoğaldıkça örnek alanlar çoğalır ve sorunlar kendiliğinden çözülme aşamasına gelir.

Yaşlı bir derviş var ve birisi ona talebe oluyor bana ilim öğret diyor. Ancak talebe olduktan sonra dervişe hizmet etmek istiyor lakin derviş talebesine hizmet ediyor. Talebe neden bu şekilde davrandığını anlayamıyor. Derviş öğrencisine şunu söylüyor doğrusunu benden öğren sende vakti zamanı gelince öğrencilerine bu şekilde öğret diyor. Aslında derviş orada yardıma muhtaç hizmete muhtaç değil ki zaten, onun görevi öğrendiklerini aktarmak ve bunu yaparken de kendince en doğru yöntemi bulmuş.

Onu getir dese gidip başka bir şey getirecek talebe, onu değil şunu istedim onuda değil bunu istemiştim derken bu iş uzayacak, işte bunun yerine gidip kendi getiriyor ve öğrencisi de kısa zamanda işi kavrıyor. Dervişlik emir vermek değildir, bir şeyler öğretebilmektir.

Başımızdakiler de buna benzer bir yol izlese hem insanların saygısını kazanır hemde sorunları kızıştırmak yerine sorunların kökten çözülmesine ön ayak olurlar.

Bizim meselemiz konuşmakla çözülmeyecek cinsten eğitim sistemi değişmeli. Batının ilmine ağırlık vermek yerine insan olabilmenin gerekliliklerini anlatmamız lazım. Batının ilmini öğretirken aynı zamanda insan olmayı öğretebilecek miyiz? İnsanlığı da bırakalım kendileri öğrensin!! Bu doğru bir düşünce değil. Bak batı hala ırkçılık meselesi ile didiniyor. Üretiyorlar doğru peki kim için üretiyorlar? İnsanoğlu için. Peki insana gereken değer öncelikli olarak verilmedikten sonra onun faydası için üretmişsin ne manası kalacak. Bizim istediğimiz şey nefsimiz içindir. Özenti olduğumuz içindir. Bir arkadaşım araba istiyorum dedi bana, bende dedim uçak istiyorum. Neden uçak değilde araba istiyorsun diye sordum. Madem istiyoruz o halde en iyisini, en iyisi de bana göre özenti olmayandır. Çünkü özenerek istediğimiz şeyleri aslında istediğimiz için değil sadece özendiğimiz için isteriz. Yani bir şey istemiyoruz hakikatte.

Adam üniversite mezunu ama bakıyorum adam vurmaya yer arıyor. E hani eğitim nerede kaldı. Bugün zaten üniversite mezunu olmayan kaldı mı. Adamın ağzındaki cümleler de belli, asarım keserim, o yok bu yok. Farklı düşünemiyoruz, düşünemediğimiz içinde bize dayatılanlara amenna diyoruz.

Sonrada neymiş efendim psikolojik sorunu varmış verelim hemen bir ilaç bağımlı hale getirelim. Kimse psikologlara gitmiyor çünkü bir sorunu olduğunu düşünmüyor aslında haklı bir sorunu yoktur kendinden kaynaklanan ama asıl mesele sorunların nasıl çözüleceğini bilmiyoruz hemen tıkanıyoruz. Kendi sorununu çözemeyen, çözmesini bilmeyen insanlar bu ülkeye nasıl katkı sağlayacak peki. Ne yapalım böyle insanları öteki yapalım. Sen cahilsin diyelim, Üniversite mezunu cahil! Diplomalı hıyarcı olsa bundan daha iyi. İnsanları eleştirmek yerine neden bu şekilde davranıyor dememiz lazım çünkü farklı farklı sorunlar yoktur, hep aynı sorunlar mevcut ama biz sorunun kaynağına inemiyoruz bunun yerine insanların sorunlu olduğunu varsayarak işin içinden çıkıyoruz. Empati yeteneğimizde hiç yoktur neredeyse.

Psikologlarla işimiz olmadığı için ne yapıyoruz dedikodu yaparak içimizi döküyoruz rahatlıyoruz. Ama ben dedikodu yaparak sorunları aşan bir kişiye bile rastlamadım. Asıl amaç nedir? Nedir asıl amaç diye kendi kendime çok soruyorum bu gibi durumlarla karşılaşınca çünkü anlam veremiyorum. Amaç sorunu çözmek mi yoksa dedikodu yaparak sorunu büyütmek mi. Sorunu çözmek için ya nedenlerine bakacaksın yada sorun eğer o anda çözülemeyecek bir şeyse üstünde durup dert tasa etmeyeceksin. Benim izlediğim yöntem genelde bu oluyor. Dinimizce dedikodu yapmak yasak ama yapmayanda yoktur. Madem müslümanız diyoruz o halde dinimizi doğru bir şekilde öğrenmemiz gerekiyor. Dinimizi doğru bir şekilde öğrenip uygulamamız içinde önce biraz insan olmayı anlamamız gerekiyor. İnsani değerleri bilmeden önce ne din öğrenilebilir nede batının ilmi. Öğrenenler çok fazla ama onların içinde insanlık var ve öğrendikleri şeylerle bu insanlık dahada kıymetli olmakta. Diğer örnekte ise, insanlıktan nasibi yoksa dinde öğrense olmuyor batılılaşsa da olmuyor çünkü öğrenemiyor sadece öğrendiklerini kendi kalıbına göre yorumluyor. Çocuk Almanya'ya gidip gelmiş ne öğrendin diye soruyorum Almanca küfürleri sayıyor bana. Maşallah çok güzel öğrenmiş. Asıl öğrenmesi gereken şeyi unutmuş ama olsun ona göre sonuçta bir öğrenim var mı var.

Yinede bunları da boş verin, çok ciddiyim. Biz ölüp gideceğiz arkamıza baktığımızda ne kalacak bir milyar tonla laf. Bu süreçte kendimizi geliştirmeyi unutmuş olduğumuzu göreceğiz. Meğerse hepsi bizi aldatmak içinmiş diyeceğiz. Uyanacağız ama geç kaldığımızı anlayacağız. Konuşmak fikir alışverişi yapmak güzel ama asıl meseleyi kaçırmamak lazım, asıl mesele benim. Ben kendimi geliştireyim de kendimi kurtarayım da bana ne başkalarından, başkaları adam olsa ayak bağı olmasa yine uğraşırsın bir nebze ama yok bu ülkede o da yoktur. Adama iyilik yapmak istiyorsun adam nasihat vermek istediğini sanıyor, nasihate karnım tok diyor. Peki hangi nasihati hayatına geçirebilmiş ki! Şeytan nasihat verse dünden razıyız sorgulamadan kabulleniriz ama tecrübe sahipleri konuştuğu zaman oralı olmayız. Bu devirde böyle, bilgili olanın sözüne değil ağzı iş yapanın sözüne itimat ediliyor. Yinede boş verin bizler önce yarışı bitirelim sonra arkada kalanlar için yardımcı olmaya çalışırız, şuan yardım etmeye çalışıyoruz ama nafile ayağımızdan tutup koşmamızı engelliyorlar. Amaçları nedir bunu da bilmiyoruz, samimi olup olmadıklarını bilmiyoruz çünkü belkide şeytana hizmet ediyorlar farkında olmadan. Amaçları yarışı bizim gibi bitirmek mi yoksa bizi de kendileri gibi alıkoymak mı. Biz bu yarışı bitirelim belki aldığımız ödülleri görürler de ibret alarak doğruları anlarlar.