Dünyaya geliş amaçlarımızdan bir tanesi de bundan dolayıdır. Bir sıkılma demeyelim de değişiklik diyelim çünkü bildiğimiz tarzda sıkılma beyinden kaynaklanıyor. Dünyanında kıymetini işte bu yüzden düşünerek daha iyi kavrayabilirsiniz. Sonsuza kadar cennette kalma diye bir şey söz konusu değil mesnevide de bu yönde bilgiler verilmiştir Allah bizi ibadet etmemiz için yaratmışsa kimse kusura bakmasın öyle bir kereye mahsus bizi sınayıp daha sonra sonsuza kadar cennetinde ağırlamaz.
Asıl hedefimiz mekandan zamandan bağımsız olarak düşünce bilinç yapısına bürünmek olmalıdır asıl kurtuluşa bu şekilde ulaşabiliriz. Şimdi buradayım yarın nereye gideceğim daha sonra ne olacak gibi sorular hem bizleri yıpratır hemde henüz gerçekleşmemiş şeyleri düşündüğümüz için bulunduğumuz halden huzursuzluk kapabiliriz.
Anı yaşamak gerekiyor, şuan buradayım demek bile bir noktada bizi tıkar. Benlik bilincine erişmemiz lazım fakat bu benlik bilincinden kastım nefsimizin oluşturduğu benlik değildir. Var olmanın sağladığı sonsuzluk bilincine erişmek gerekiyor. Sonsuzluk ahirette değildir sonsuzluk insanın kendisinde gizlidir yoksa mekanda aramak doğru değil. Cenneti ışığı ile aydınlatanın yine insanın kendisi olduğunu söyler Mevlana hazretleri. Akşamları uyuduğunda eğer cennete gitmiyorsan uyandığında uyandığından dolayı hafif bir mutsuzluk hissi yaşamıyorsan sende problemler mevcut olduğunu gösterir. Cenneti önce kendi içimizde bulmalıyız zaten öldüğümüzde nereye aitsek kendimizi orada bulacağız.
Dünyadaki kısıtlamaların neredeyse hepsi senin sorduğun sorunun cevabını barındırmakta. Sonsuzluğu dünyadaki kısıtlamalar sayesinde katediyoruz. Belkide şuan yol almadığını zannediyorsun ve bu yüzden hazır olmadığını düşünüyorsun ama yanılıyorsun görünüşte aldığımız yol az görünebilir veyahut görünmeyebilir ama dünyadaki her saniye seni düşünce yapısı olarak hazırlar ve gelişmeni sağlar. Bir monitöre bir dünyayı sığdırabilir miyiz? Sığması mümkün gibi durmasa bile rahatlıkla izleyebiliyoruz değil mi. Mekan bir yanılsamadan ibaret sende kıyaslama yaptığın için korkman da gayet normal fakat aslında bizim doğamız sonsuzluktur ve endişelenmen gereken şey dünya olmalıdır, dünyaya bağlı kalarak ahirete göçmendir. Dünyaya haddinden fazla bağlı kalmaman içinde yaşlılık süresince hastalıkların artar illallah edersin ki kendi rızan ile vazgeçesin. Gözün arkada kalırsa işte o zaman istediğin refaha ulaşamayabilirsin.
Evet dünyadaki evrendeki mekan boyut bir yanılsamadır yani gerçek diyemeyiz aslında yaşadığımız şey gerçeklik olsa bile doğamıza pekte yakışmıyor bu yüzden dünya hayatının geçici olduğu vurgusu Kuran'da sık sık geçer. Dünya aslında kendimizi sınadığımız aynamızdır bu aynada kendimizi görür ve noksanlıklarımızı gidererek sonsuzluğa Allah ile eşlik ederiz. Allah umduğumuz gibi çıkmaz çoğunlukla çünkü bir şey umarız bekleriz ama işin özünü anlamaktan uzağız.
Allah deyince aklımıza ne geliyor bunu irdelemek lazım çünkü malum O olmadan hiçbir işi neticeye bağlayamayız. Gökte oturan bir patron mu, cezalandırıcı mı, yaratan mı, yoksa bizden içimizden birisi mi, yoksa sonsuzluk mu, sonsuz merhamet sonsuz sevgi sonsuz aşk. Allah'ı över dururuz kendimizi de sürekli hor görürüz. Kendimizi hor görmek yerine O'na layık olmaya onunla yoldaşlık etmeye çabalamamız gerekiyor. Kendimizi anladığımız zaman zaten Allah'ı da anlamış olacağız. Allah ile beraber olmak varlık demektir varlık demek sonsuzluk demektir sonsuzluk dediğimiz şeyin kendisi zaten var olmaktır, Allah ile beraber olmayanların hali ise yokluk demektir hiçlik karanlık.
Siz hiç var olmanın gerçekliğine eriştiniz mi, her şeyden uzak bağımsız olarak sadece var olmayı deneyimlediniz mi. Muhtemelen cevabınız hayır olacaktır o halde çözümsüz kalmış sorularınız yoktur, lakin henüz aramaya başlamamışsınız. Ya aramaya başlarsınız, araştırırsınız, çabalarsınız, koşturursunuz, düşünürsünüz ve sonunda hak ettiğiniz karşılığı alırsınız yada dünyaya gelip gelip giden milyonlar kervanına katılırsınız. Elbette herkesin bir amacı var ama eğer bir hedefimiz var ise varmamız gereken bir yer varsa mola verme hakkımız dışında fazladan zaman tüketmek gibi bir lükse sahip değiliz. Allah'ı düşünmediğimiz her an ahirette kendimize ah edeceğimiz anlara dönüşecek. Ah ben keşke zamanında şu kızla gidip konuşsaydım içimi açsaydım! He ya değil mi şimdi ne güzel birlikte olacaktık. Peki bütün bu güzellikleri yaratan Allah sizce ne kadar güzeldir onu biran bile görsek acaba dünyaya dönüp bir daha bakar mıydık. En güzel ibadet Allah'ı düşünerek onunla birlikte olmaktır. 5 vakit namaz kıldın toplasan kaç dakika yapıyor tabii onuda mecburiyetten yaptığını düşündüğünü varsayarsak boşa gitmiş olacak bu zaman. Namaz bitti iş bitti, 1 ay oruç tuttun 11 ay nefsin yine başıboş kaldı.
İnsanlara şükür etmelerini söylüyoruz. Bazı kimseler yanlış anlıyorlar bunu. Kendinizden daha kötü halde bulunanlara bakıp elinizdekilere şükür edin demiyoruz. Zengin insan şükür eden insandır aksi halde neye sahip olursan ol eğer elindekilerin kıymetini bilmiyorsan şükür etmiyorsan sende olmayanlara bakıp duruyorsan şükürde edemezsin. Unutmayın altına yani bir metale o kıymeti o değeri veren yine insandır. Ama insanlar kendi değerlerinden habersizler. Şükür edin, var olduğunuz için yok olmadığınız için, yaşadığınız için, sağlıklı olduğunuz için değil var olduğunuz için şükür edin. Yaratıcıyı tanıma fırsatını elinizde tuttuğunuz için şükür edin. Şükür edin ki her şeyi yaratan güzel rabbimizi biliyorsunuz ve O da sizi seviyor. Şu kız beni sevsin diye kendinizi paralıyorsunuz ama size dönüp bakmıyor bile değil mi çünkü o şekle şemale paraya pula bakıyor kendi kurduğu hayalin yansımasına bakıyor. Ama Allah öyle değil işte Allah koşulsuz olarak sever sizi çünkü size o sevgiyi bahşeden yine kendisi değil mi? Sadece sizden bu sevginin karşılığını bekliyor. Bunun bilincine erişebildiğiniz için şükür edin. Siz Allah'tan razı olun ki Allah'ta sizden razı olsun ve bundan dolayı şükür edin daha ötesi yok bu işin. Bırakın cenneti cehennemi. İşte kurtuluşa bu şekilde erebilirsiniz, ve Allah sizi nerede olursanız olun yalnız bırakmaz çaresiz koymaz.