Hocam seni en iyi anlayabilecek kişilerden birisi benim. Belki konular farklı ama sevdiğim için yaşadıklarımdan biraz örnek vermem gerekirse;
  • - Psikolojik tedavi gördüm.
  • - Sicilimi kirlettim. (beraat ettim gerçi)
  • - Uykusuzluk ve diğer şeyleri saymıyorum.

Tabi bunların senin olayınla pek bağlantısı yok yani aile ile alakasız. Senin durumun daha farklı. Ben sadece gerçekten seviyorsan kendinden bir şeyler vermeye değer mi değmez mi onu en iyi sen anlarsın anlamında örneklendirdim. Ben seviyorum, yaşadıklarımın da çoğunluğu benim kendi hatalarımdı. Onun suçu değil. Pişman mıyım? Değilim. Ölümü göze alabilecek kadar.

Konuda yazılanlar genel olarak ailene sırt çevirme şeklinde. Ben buna katılmıyorum, yani kişiden kişiye değişir. Aileden aileye göre de. Önce kendine şunu sor. Nişanlımı ne kadar seviyorum? Her şeyi göze alabilir miyim? Ayrı bir şehirde, her şeye sıfırdan başlayabilir miyim? Bunun cevabını bul...

Ondan sonra sıradaki sorun şu olsun. Ailem mi? Sevdiğim mi? Buna da bir cevap bul. Zaten adımların artık belirlenmiştir.

Bu tür ikilemde kalan kişilere göre senin bir avantajın da ekonomik özgürlüğünü elde etmiş olman; kendi paranı, kendin kazanıyor olmandır. Bu çok önemli. En azından bu durumun ezikliğini hissetmiyorsun. Birçok insan kendi ayaklarının üzerinde duramadığı için istediği yaşamı süremiyor. Örnekleri bol.

Aileden vazgeçmeyi kimse istemez de, sakın insanların tavsiyelerine kanıp onlara kızı kabul ettirmeye çalışma. İyiliğini istiyorlar, oğullarını düşünüyorlar madem; o zaman bir gerekçe göstermeliler sana. Nişanlın senin ileride hayat arkadaşın olacak, eşin olacak. Ailen dahi olsa, onu kimseye ezdirme, beni dinle.

Özetle aile ve sevdiğim arasında kalsaydım, tereddütsüz sevdiğimi seçerdim. Ama dediğim gibi kişiden kişiye, aileden aileye, bakış açılarına göre değişir.