BHCoder adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Aşağıdakileri okuyupta midye yiyen var mı hala, pis pis, ben zehirlendiğimde doktor lağım ye bir avuç daha iyi demişti

Kanalizasyon kirliliğine maruz kalmış sulardan avlamış olan su ürünlerinin tüketilmesi sonucu bazı salgınlar görülmüştür. Pişirme işlemi zararlı virüsün etkisini azaltabilir, ancak yeterli sıcaklık ve pişirme süresi de önemlidir.
Hepatit A Virüsü (HAV): Midyelerdeki virüs kaynaklı bulaşmalar içinde hepatit A en ciddi sağlık hasarını vermektedir. Bunun esas kaynağı, HAV (Hepatit A virüsü) içeren dışkı ya da dışkı bulaşmış maddelerin alınmasıdır. Zararlı olan en düşük doz bilinmemektedir, ancak bu muhtemelen 100 virüsten daha az bir rakamdır.
Norwalk Virüsü: Bakteriyel olmayan gıda kaynaklı hastalıkların en önemli sebebini oluşturmaktadır. Çiğ olarak tüketilen kabuklular genel taşıyıcıdırlar. Bulaşma kanalizasyon nedeniyle meydana gelmektedir. Kanalizasyon atıklarının döküldüğü suların virüsler ile kontamine edildiği ve bunların da sudaki midyelere bulaştığı bilinmektedir. Hem HAV, hem de Norwalk virüsü için çeşitli tespit yöntemleri bulunmasına karşın, bunların su ürünlerindeki rutin analizleri hassas olarak yapılamamaktadır. (Ganowiak,1990; Wekell ve ark.,1994). Bu tür pek çok salgının özellikle çiğ midye ve diğer su ürünleri tüketiminden kaynaklandığı bilinmektedir. Genellikle ishal, kusma, karın bölgesinde ağrı, baş dönmesi meydana gelmekte ve ölüme rastlanmamaktadır (Topal, 1996).
Biyolojik Toksinler: Midyeler suyu filtre ederek beslenen canlılardır. Bazı dönemlerde suda toksik özellikte olan bazı alglerin miktarında artış olmaktadır. Bu durum su yüzeyinde gözle de fark edilir kırmızı rengin oluşmasına neden olmakta ve red-tide (kırmızı alg patlaması) olarak adlandırılmaktadır. Zehirli alg miktarının fazla olduğu böyle sulardan avlanan midyelerde kabuklu zehirlenmesi meydana gelmekte ve bu zehir ısıl işlemle giderilememektedir. Ancak; bu durumun ülkemiz için çok yaygın bir durum olmamaması sevindirici bir durumdur. Kabuklu zehirlenmesi birkaç şekilde gerçekleşmekte ve ortaya çıkan rahatsızlığa göre farklı isimler almaktadır.
PSP (Paralytic Shellfish Poisoning): PSP ile ilişkili en bilinen organizmalar Gonyaulax catanella, Gonyaulax tamerensis ve Gymnodium brevis ‘tir. Sudaki besinleri filtre ederek beslenen midye, tarak, istiridye gibi mollosklar insan için toksinin ana kaynağıdır. Mollusklarda toksinin oluşması birkaç gün, ancak atılımı birkaç hafta sürer. Küçük dozlarda toksin alımında tüketicilerde dudak kenarlarında hassasiyet ve kabarma görülür, ancak daha fazla dozlarda felç ve ölüme neden olabilir. Panzehiri bilinmemektedir. Bilinen 18 PSP toksini vardır ( STX-saxitoksin, NEO-neosaxitoksin, GTX- gonyautoksin gibi) Bilinen pişirme teknikleri ile PSP toksini giderilememektedir. Bir çok bölgede yıl içinde toksik türler artar ve bu dönemlerde ticari kabuklular toksik içerikleri açısından kotrol edilirler. Diğer kalamar, yengeç, ıstakoz gibi su ürünleri de toksik olabilirler (Ganowiak,1990.) .
ASP (Amnesic Shellfish Poisoning): Bir neurotoksik aminoasit olan domoik asit nedeniyle meydana gelir. Denge kaybı, başağrısı, yön kaybı ve mide- barsak bozuklukları gibi bir çok gıda zehirlenmesinde görülen tipik belirtileri gösterir. En karakteristik semptom, kısa süreli hafızanın kaybıdır ve bu nedenle Amnesic poisoning olarak isim almaktadır. Kabuklu su ürünlerinin tüketimi sonucu görülmektedir (Wekell ve Hungerford, 1994).
DSP (Diarrhetic Shellfish Poisoning): Bakteriyal enfeksioyonlardan daha çabuk başlaması ve ısıya dayanıklılığı ile ayrılmaktadır. Bunu düşük dozlarda içeren su ürünlerinin sıklıkla tüketilmesinin, uzun süreli sağlık risklerine neden olabileceği bildirilmektedir (Wekell ve Hungerford 1994).
NSP (Neurotosik Shellfish Poisoning): Gastroitestinal ve sinirsel semptomlar NSP'nin belirgin özellikleridir. Dudaklarda, dil ve boğazda hissizlik-sızlama; kas ağrıları, ishal, sıcak ve soğuğa duyarlılık, kusma ve baş dönmesi de diğer belirtilerdir.
Avrupa Topluluğu'nca su ürünleri hijyen kurallarına göre PSP ve DSP içeren midye ve bununla yapılmış olan ürünlerin satışı yasaklanmıştır (Buettner, 1995).
Ağır Metal Kontaminasyonları: Cıva, kurşun, kadmiyum,arsenik, bakır ve çinko toksik etkileri ile su ürünleri için tehlike oluşturabilen ağır metallerdir. Bunların kalıntıları, merkezi sinir sisteminde hasara, yüksek düzeyde ise ölümcül etkilere yol açabilmektedirler. Kurşunun düşük dozlarda alındığında dahi çocuklarda toksik etki meydana getirdiği bilinmektedir. Bakır ve eskimiş metal boruların kullanıldığı işletmelerde ağır metal geçişi nedeniyle sağlık sorunları oluşabilmektedir. Çok lokal örnekler olmakla beraber, arsenik kontaminasyonları da gıda zehirlenmelerinde söz konusu olabilmektedirler (Varlık, 1987; Topal, 1996).
Ağır metaller için kabul edilebilir sınır değerleri aşağıdaki gibi verilmektedir (Anon, 1991, b).
Tablo 5. Ağır metaller için kabul edilebilir sınır değerler
Ürün cinsi As(mg/kg) Hg(mg/kg) Cd(mg/kg) Pb(mg/kg) Cu(mg/kg) Zn(mg/kg)
Balık 1,00 0,50 0,10 1,00 20,00 50,00
Yumuşakça 1,00 0,50 0,10 1,00 20,00 50,00
Kabuklu 1,00 1,00 1,00 2,00 20,00 50,00

Bakteriler: Midyeler besinlerini sudan süzerek beslenen canlılar olduklarından içinde bulundukları sudaki zararlı virüs ve bakterileri de vücutlarında biriktirmektedirler. Hatta midyeler bu özelliklerinden dolayı fekal (dışkı kaynaklı) olarak kirlenmiş suların tespitinde kullanılabilmektedir. Kirli sulardan avlanmış midyelerin satışa sunulacağı zaman canlı olarak temiz suda bekletilmesi ve bu sırada süzme olayı devam ettiğinden doğal yolla zararlı bakterilerden arındırılması yöntemi uygulanmaktadır (Ganowiak, 1990). Bu şekilde midyelerin temiz suda 5 gün bekletilerek sağlıklı tüketim için uygun hale geldiği belirlenmiştir (Muniainet ve ark; 2002). Avrupa, Amerika ve Uzakdoğu ülkelerinde midyelerin çiğ olarak tüketimi yaygın olup; çoğu zehirlenme vakası buna bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Midyelerin çiğ olarak ya da yeterince pişirilmeden tüketilmesi riskli olmakta; ülkemizde ise çiğ midye tüketiminin yaygın olmamasının bu anlamda son derece olumlu bir alışkanlık olduğu görülmektedir.
Bir çalışmada İstanbul Büyükşehir Belediyesi Balık Hali'nden av sezonu süresince yapılmış olan örneklemeler sonucunda ayıklanmış midyelerin toplam bakteri yükü açısından şubat ayında en iyi durumda (3,00 log cfu/g); eylül ayında ise en köü durumda (6,33 log cfu/g) oldukları tespit edilmiştir (Üçok, 2003). Ayıklanmamış midyeler için ise en yüksek toplam bakteri değerinin yine eylül ayında (5,30 log cfu/g); en düşük değerin ise ocak ayında (2,87 log cfu/g) olduğu bildirilmiştir. Hava sıcaklığının düşük olduğu kış aylarında toplam bakteri yükünün de daha düşük olduğu görülmektedir. Taze ve soğutulmuş su ürünleri için sınır değer 106 adet/g (6 log cfu /g) olarak kabul edilmiş olup (Anon, 1991, b); taze ve dondurulmuş çift kabuklu yumuşakçalar için toplam bakteri sınır değeri 5 x 105 cfu/g (5,69 log cfu/g); E.coli için ise 16 g/cm2 (1,20 log cfu/g) olarak bildirilmiştir (Icmsf, 1986). Yine aynı çalışmada ayıklanmış ve kabuklu midyelerin ortalama koliform ve yüklerinin sırasıyla 2,59 ve 2,33 log cfu /g olduğu bildirilmiştir. Ayıklanmış midyelerin fekal koliform yükü ise en yüksek ocak ayında 2,38 log cfu/g; kapalı midyelerin ise eylül ayında 2,96 log cfu/g olduğu ifade edilmiştir (Üçok, 2003). Henüz balık halinde olan ve tüketicinin sofrasına gelene kadar daha bir çok kirlenmeye; sıcağa, taşıma ve depolama koşullarına maruz kalacak olan midyelerin özellikle sıcak aylarda mikrobiyel açıdan köü durumda oldukları anlaşılmaktadır. Uygun olmayan bölgelerden avcılık yapılması; taşıma ve satış sırasındaki kirlenme, sıcakta ve güneş altıda bekletme giib olumsuz koşulların buna yol açtığı bildirilmiştir.
İstanbul'daki şarküteri ve seyyar satıcılarda satılmakta olan midye dolmalarının kalitesinin belirlendiği bir çalışmada ise seyyar satıcılardan alınan örneklerin %63,5 'unda ve şarküterilerden alınanların %62,5'unda toplam aerobik bakteri yükünün yüksek olduğu bildirilmiştir. Alınan örneklerin % 52'sinde toplam koliform bakteri; %45'inde fekal koliform bakterilerin yüksek miktarda olduğu bulunmuştur. Ayrıca Staphylococcus sp. tespit edilmiş; bunun midye dolmalarının hazırlanması sırasında çalışan kişilerden bulaştığı sunucuna varılmıştır. Midye dolmaların duyusal ve kimyasal analizleri sonucunda tüketilebilir durumda oldukları saptanmış; ancak mikrobiyel açıdan riskli oldukları ifade edilmiştir (Tatlısu, 2002).
Midye gibi beslenme açısından faydalı; amino asitleri, yağ asitlerini ve vitaminleri uygun oranlarda içeren bir gıdanın sağlıklı biçimde tüketilebilmesi için tüketicinin, midyeyi satan balıkçının ve avcının dikkat etmesi gereken noktalar bulunmakta; devlete ise bazı görevler düşmektedir.
Tüketicilerin çiğ midye tüketiminden kaçınması, mümkünse midyeleri canlı olarak satın alması; ya da iç midye alacaksa renk, koku ve yapısına dikkat ederek seçmesi; midyeleri güvenilir bir balıkçıdan temin etmesi gerekmektedir.
Midye satan balıkçıların midyeleri soğukta tutması; güneş altında ya da sıcak ortamda bekletmemesi; taşıma ve sergileme sırasında temizliğe dikkat etmesi; üzerine kirli su dökerek kirletmemesi gerekmektedir. Satıcıların midyeleri canlı olarak temiz deniz suyu içerisinde bekletmeleri de midyelerin temizlenmesi açısından çok iyi bir çözüm olmaktadır.
Avcıların av yasaklarına uyarak yasak bölgelerden ve yasak zamanlarda av yapmamaları; avı tekne üzerinde güneşte bekletmemeleri ve alg patlaması yaşanan bölgelerden av yapmamaları gerekmektedir.
Devlete düşen görevler ise av yasakları konusunda gerekli yaptırımların uygulanması; üniversitelerle işbirliğini kesmeyerek su ürünleri av yasaklarını güncellemesi; su ürünleri politikası oluşturması ve bunun takipçisi olması; su ürünleri işletmelerinin denetlenmesine ve denetçilerin eğitimine önem vermesidir.
Midyelerden ürün hazırlayanların ise soğuk zinciri muhafaza etmeleri ve genel hijyen kurallarına uymaları gerekmektedir.
Midye ve diğer su ürünleri beslenme açısından son derece faydalı, lezzet açısından tatmin edici ve her yaştan insanın rahatlıkla tüketebileceği sağlıklı bir üründür. Ancak yanlış av bölgesinden yapılan avcılık önlenmesi; işleme, taşınma ve depolama şartlarının iyileştirilmesi bu gıdanın güvenli bir şekilde tüketilebilmesi açısından son derece önemli olmaktadır.

--R10.NET; Flood Engellendi -->-> Yeni yazılan mesaj 16:10:47 -->-> Daha önceki mesaj 16:09:31 --



isteyen istediği haramı işlemekte serbettir, özgürdür.
hırsızlık yapan biri domuz eti yemeyebilir.
kul hakkı ile midye ne alaka

Detaylı bilgi vermenize tesekkur etmekle birlikte verdiğiniz cevaba katiliyorum