6. Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan
da, onlar için birdir, inanmazlar.
7. Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri
üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap
vardır.
9. Bunlar Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece
kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.
10. Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır.
Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana
karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır.
11. Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz
ancak ıslah edicileriz!” derler.
12. İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında
değillerdir.
13. Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde
ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.

18. Onlar sağırdırlar (gerçekleri işitmezler), dilsizdirler (gerçekleri
konuşmazlar), kördürler (gerçekleri görmezler).
Artık (hakka) dönmezler.
19. Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök
gürültüsü ve şimşekle sağanak hâlinde boşanan yağmura tutulmuş
kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım
seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah,
kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.