Teşekkür ederim. 3 aylık konu canlanmış galiba
Ben içimden gelenleri yazdım. Öznel veya Objektif bir sunum yapma amacım yoktu o yazı ile ilgili. Ayet tartışmasına girmeyeceğim çünkü hem ezbere bilmiyorum, şu an arayıp okuyacak vaktim yok, hem de bu tartışmanın bir sonu olmayacak. Dediğiniz gibi ben kendi anladıklarımı yazdım.
"Öldürmek" ile ilgili ayetlerin neden Kutsal Kitap'lar da yer aldığını düşünmek istemiyorum.
Zira bir Tanrı neden insanlara savaşta insan öldürmeyi emretsin? Veya neden Savaş gibi her canlının zararına olan bir olayı kitabında işlesin? Bana göre yanlış. Savaş konusu açılmışken, neden Kölelik ve Cariyelik sisteminin kaldırılmadığıda kafamı karıştırıyor. Vaktim yok ama şöyle bir ayet buldum Kuran'da.
(Savaşta alınan esirlere iyilik edin veya fidye alarak bırakın!) [Muhammed 4]
(Eğer velisi olduğunuz mal sahibi yetim kızlarla evlenmekte, onlara haksızlık yapmaktan korkarsanız, onlarla değil de hoşunuza giden başka kadınlarla ikişer, üçer ve dörder evlenebilirsiniz. Eğer aralarında adaletsizlik yapmaktan korkarsanız, bir tane almalısınız ya da sahibi olduğunuz [cariyeler] ile yetinmelisiniz. Sapmamanız için en uygun olan budur.) [Nisa 3]
Bence Tanrı'nın kölelere iyi davranın/savaşta esir aldığınız kadınlara kötü davranmayın demek yerine, direkt yasaklaması gerekirdi. Başka söz söylemek istemiyorum bu konuda. Çünkü kölelik ve kadınların savaşta esir alınıp sahiplenilmesi ve onlarla cinsel ilişki yaşamının veya tecavüz etmenin din tarafından serbest bırakılması doğru değil.
Diyeceksin ki, kölelik zaman yayılarak kalktı, toplumsal şartlar köleliği kaldırmaya uygun değildi vs. gibisiden bir yanıtla karşı tez sunacaksın.
Ben de diyeceğim ki, dünyayı
6 günde yaratan Tanrı'nın, köleliği kaldırması için zamana mı ihtiyacı var?
Bence her hatayı, Amerika ve İsrail'e yıkmak yerine, kendimizde aramalıyız.
Hristiyan, Yahudi, Müslüman farketmez. Tarih boyunca her türlü Din savaşı için insanlar öldürülmüştür. Bunun Müslüman'ı, Yahudi'si yok.
MS. 800 ile 1100 yılları arası Bağdat'a bakın. Bugün barbar dediğimiz Arap'lar en büyük bilimsel gelişmelere imza atmışlar. Astronomi ile ilgili araştırmalar yapmışlar. Roma kitaplarını Arapça'ya çevirmişler. Algoritma'yı ve Rakam'ları bulmuşlar. Bugün hala Arapların bulduğu rakamları kullanıyoruz.
Ama daha sonra Gazali gibi bilim ve felsefe düşmanı insanlar bu geleneğe karşı çıkarak, İslam'ın gerileşmesine ve yobazlaşmasına sebep olmuşlardır. Temelde sufilik o dönemden gelmedir. Gazali gibi Sufilerin ve Tarikatçıların karşı çıktığı grup ise Bilimsel araştırmalara yapan bilim adamlarıydı. Onlardan biri mesala İbn-i Rüşd. Endülüs ve Bağdat'ta yetişmiş nice insan var böyle.
Şimdi yine aynısı tekrarlanıyor. Önümüzde iki yol var.
Gazalinin yaptığı gibi; düşünen, geliştiren, sorgulayan insanlara mezhebsizler, batıni, kafir olduğunu iddaa edip, karşı çıkıp, geriye mi gideceğiz?
(Ehl-i Sünnet ve Sufi ekolünün üstün çıkmasıyla İslam Dünyasın'da Bilimsel Gelişmelerin durduğunu hatırlamakta fayda var)
Yoksa tarikatları, şeyhlere tapmayı, sofuluğu, din eksenli gerici bir yaşamı, mezhepçiliği mi savunacağız?