karacoder adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Üç kutsal kitabıda okudum. Atladığım yerler çok oldu sıkıldığım için ama temel olarak okudum. Tevrat ile Kuran denildiği gibi birbirine çok paralel. Daha doğrusu birbirine benzer hikayeler var. Örneğin Nuh Tufanı.

Kuran'ı anlayabilmen için, bununla eş zamanlı olarak; o ayetin neden indiğini, nerede indiğini, nasıl indiğini, hangi olay üzerine indiğini bilmen gerekir. Kuran Peygamber'in yaşadığı olaylar üzerine büyük bir zamana yayılarak indirilmiş bölümlerden oluşuyor.

Mekke döneminde inen ayetler ile Medine döneminde inen ayetler arasında çok fark var.Mekke döneminde daha barışçıl şeyler varken, Medine'de inen ayetler daha sert ve şiddet dolu.
Mesala Mekke döneminde inen bir ayette hristyanlar ile dost olunuz derken, Medine döneminde inen ayette Yahudilere ve Kafirlere sert sözler var. Onlar sizin dostunuz değildir / Onları öldürün gibisinden... Şimdi yanlış bilgi vermek istemiyorum.
Arif Tekin bunları Kur'an'ın Kökeni kitabında çok iyi işliyor. Bende oradan daha iyi öğrendim. Aksi taktirde Kuran'ı anlayamazsın.

Ama bugün aradığın cevapları Kuran'da bulamazsın. Çünkü Kuran'da eski peygamberlerin hayatları, ibretlik öyküler, eski toplumların hayatları, peygamberin başına gelen olaylardan ve olaylara ilişkin Tanrı'nın beklentilerini anlatıyor. Genel tema bu yönde.

Örneğin namazın nasıl kılındığı Kuran'da yok. Veya bugün din adına sorulan soruların çoğunluğu Kuran'da yok. Buna din adamları hadisler ile ve kendi yorumları ile cevap veriyorlar.

Dediğim gibi third party kaynaklardan faydalan. Yoksa Kuran okuyup anlaşılacak bir kitap değil. Zaten her mezhep kendine göre yorumluyor. Ardından mezhepleri araştır.
Emevileri, Ehl-i Sünnet'i, birbirlerini nasıl katlettiklerini, mezheplerin nasıl oluştuğunu, Sünnilik bir devlet yönetimi/kadro iken nasıl mezhep haline geldiğini, hadislerin nasıl aktarıldığını...

Mesala Sünniliğin yavaştan oluştuğu ilk dönemlerinde, yönetimi kaptırmamak için tarikatlar kurulmuş ve parayla hükümetlere bağlanmış. Şii'ler ve Sünni'ler o zamandan beri birbirlerini kırıyorlar. Baktığında Peygamber'den sonra, gerçek Müslümanlık bitmiş ve insanlar güç için birbirlerine girmişler. Ve dini kendilerince değiştirmiş ve yorumlamışlar. Bu yanlış birşey değil. 1200 yıl öncesi ile şimdiki zaman çok farklı. Dinler sürekli yorumlanabilir veya değiştirilebilir bence.

Bir yanda Adnan Oktar silikonlu memeleri olan kadınlarla dini anlatıyor, diğer yanda adamlar sokak ortasında kafa kesiyor. Hangisi Müslüman bunların?
Hiçbiri tabiki. Saf din diye birşey olamaz. Herkes dini kendi gelenekleriyle yaşam şartlarıyla yorumluyor.

Mesala Hristiyanlar Rönesans ile çağdaşlaşmışlar. Katolik Kilisesi zayıflamış, yeni mezhepler, savaşlar derken yüzyıllar boyunca birbirlerini katlettiler.
Yaptıklarının yanlış olduğunu anlayıp, dinin günlük yaşamda etkisini azalttılar Laiklik ile. Bugün Avrupa'da kiliseler yavaş yavaş kapanıyor. Adam sadece kutsal günlerinde kiliseye gidiyor, ihtiyaç hissettiğinde kiliseye gidiyor ibadet yapıyor evine gidiyor.

Bizimkiler gibi "üst komşu dün gece eve sarhoş geldi köpek herif, eltimin kızını bakkalın çocuğu düdüklüyor bak sen şu kaşara, amcanın oğlu iyi çocuk ama içkisi var köpek herif ondan hayır gelmez1 diye başkalarının hayatlarına burunları sokmuyorlar.

İleride İslam'da kendi rönesansını yaşayacaktır elbet. Bugün Müslümanlar birbirlerini katlediyorlar, ama ileride yapacakları bir devrim ile buna son verebilirler.
Çok güzel yazmışsın be hocam.