Merhaba, aynı sorun bende de vardı hocam. Sınıfta bir şey okuyunca falan sesim titrer terler falan anlattığın reaksiyonların hepsi olurdu. Bir gün evde çok düşündüm ne yapabilirim diye. Tabii bu anlattıklarım lise zamanlarıydı. En sonunda 19 Mayıs gibi sunumlarda sunucu olmak istedim ve hocalar sesimin de hoşlarına gitmesiyle kabul ettiler. Yaklaşık bin kişinin önünde sunum yaptım ilk çıktığımda o kadar korkuyordum ki sesim çatallaşır mı, bir yeri iki defa okur muyum, veya yanlış okur muyum. İlk okuduğumda ağzımda tükürük bezi o kadar hızlı çalışıyordu ki metni okuyamayacak gibi oluyor ve zor bitiriyordum. Sonrasında insanların yüzüne bakarak okumayı tercih ettim ve hiç bir tuhaflık olmadığını ve merakla dinlediklerini gördüm. Siz bu merakla dinlemeyi görünce insana garip bir güven geliyor. Sonrasında şiir, metin okuyanları, hocaları çağırdıktan sonra mini yorumlar yapmaya başladım çok güzel konuşmaydı bunun için bir şeyler yapılmalı gibi. Haber spikeri haber bitiminde mini yorum yapar ya aynı şekilde ben de öyle yaptım. Bunu neden yaptığımı bilmiyorum ama garip bir güven geldi. Yani bunu ancak topluluk önünde bir şeyler yaptığın zaman ve karşıdaki otoritenin beğenisini kazandığın zaman korkulacak bir şeyin olmadığını anlıyorsun ve garip bir öz güven geliyor ve ben o zamandan sonra insanlarla olan iletişimi çok geliştirdim ve topluluk karşısında rahatça konuşabilme özelliğine mi desem bilmiyorum. Buna kavuştum. Artık hiç bir ses çatallanması, tükürük bezinin hızlı çalışması, terleme gibi şeyler yaşamıyorum. Bu da böyle lisede bir anımdır ve benim hayatımda dönüm noktası gibi bir şey oldu.
Yani özet olarak üstteki yorumlarda bir arkadaşın dediği gibi. Bu korkunun üzerine gitmez isen pek düzeleceğini zannetmiyorum. Sonuçta ucunda ölüm yok. Yanlış bir şey konuşursan üzerini espri diye kapatırsın.