Çalışan da çalışmayan da stres yapar. Nerden biliyorsun dersen iki kez girdim. İlkinde çalıştım; yazın erkenden başlayan dershanede, okulda tenefüslerde, son bir ay diğer arkadaşlarım boşlamışken bile çalıştım. Sınava girmeden beni rahatlatan ne varsa onu yaptım. Sonuç; ailemden ayrılıp sevgilimle kafa dağıttıktan sonra sınav salonuna saatinde girdim, kağıtlar önüme gelince heyecan yaptım. Girdiğim deneme sınavları sayesinde heyecanımı yenmeyi öğrendim. Fazla zaman kaybetmeden toparlanıp sınavı bitirdim. LYS'de aynı ayarda geçti. İstediğim puandan az geldi, tercih yapmadım.
İkinci senemde yazın yine dershane erkenden başladı. Boşlayan arkadaşlarım bile tercih yaptığı için moralim bozuktu. Kafam yerine gelene kadar kış gelmişti zaten. Okul olmayınca vaktim çoğaldı. Dolayısıyla sevgilimle fazla vakit geçirdim, çalışmam gereken zamanları da onunla harcadım. Ayrıldık, ben hepten boşladım. Laylaylom bir şekilde sınava girdim YGS ve LYS'ye. Puanımı geçen seneye göre 60 aşağıya çektim. Şansıma yeni açılan bir bölüme yerleştim. Şans diyorum çünkü bu kadar puan düşürmüş olmama rağmen, istediğim bir bölümü kazandım.
Her ne kadar tavsiye verebilecek yaşta ya da akıl seviyesinde olmasam da bir iki şey söylemek istiyorum. Hayatın sonu değil bu sınav. Birçok insan üniversite mezunu bile olmadan nasibini alabiliyor bu hayattan. Sakın boşlama. Derslerine çalış. Çevrende gelişen olaylara kulak bile asma. Boşver sana "inek" desinler. Sınav çıkışında yaptığını anladığında ve tercihlerde istediğin yüzlerce bölüm önüne serildiğinde, sana "inek" diyen insanların halini göreceksin. Üniversitede "inek"leyerek geçirdiğin günlerin acısını çıkaracak çok zamanın olur.