Etrafımızda korkulacak ne kadar çok “şeyin” var olduğunu düşünüyorsak, kendimizi aynı oranda “cesur” zanneden insanlarız biz…

O oranda kahraman, o oranda meydan okuyan…

O oranda zafer direnişçisi gören…


Tabi herkesin kendine göre haklı sebepleri vardır…

Ve şimdi…

Bakıyorum kendime, bakıyorum etrafıma…

Korkacak hiçbirşeyim yok…

Öyleyse cesur olmaya da ihtiyacım yok…

Kahraman olmaya da…

Meydan okumaya da…

Zafere gelince…

Hayat benim için bir yarış değilse…

Bir rekabet düzeni değilse…

Öyleyse “zafer” ya da “yenilgi” denen o “şeylerin” nasıl bir yeri olabilir ki benim dünyamda…

Bir hiçlikten öteye geçmez hiçbiri…

Korkacak “şeyleri” olan insanlar bir tercih yapmak zorunda hissederler kendilerini…

Ya “korkak” olmak…

Ya da “cesur” olmak…

Ve bu cevaba göre kendilerini tanımlarlar…

Ve işte bu yüzden kendilerini kahraman görürler, cesur görürler… İşte bu yüzden “meydan okumaya” ihtiyaç duyarlar…

Ama korkusuz olamazlar…

Çünkü “korkuları olan” insanların “korkusuz” olmaya hakları yoktur…


Kaynak: http://www.kanalgazete.com/korkusu-o...tiyaci-yoktur/