Uzun zamandır yazmak istediğim bir konuydu aslında bu.
SEO'da SEO tutturduk bir türkü yıllardır. Google yatırımlarını büyütüp, ekibini genişletip, araştırmalarını derinleştirdikçe, üçkağıtçılıkta sınır tanımadan tekniklerimizi değiştirmeye ve geliştirmeye devam ettik.
Hiç hesaplamadık karşımızda kimin olduğunu. En yakın rakibi microsoft'un marka değeri bile 42.8 milyar dolar!
GOOGLE
MARKA DEĞERİ : 44,2 milyar $
PİYASA DEĞERİ : 143.01 milyar $
Hadi geçmişten günümüze bir yad edelim olup biteni, ne dersiniz? Tarih sırasını karışık yazacağım. Uyguladığımız eski teknikleri ve işlemleri yazacağım. Eksikler kaldı ise lütfen konu altından yazarak sizler de fikirlerinizi paylaşın.
- Adwords reklamı vermek
- Yetişkin sitelerinden "pop up" reklam almak
- Yetişkin sitelerinden, 3sc.T sitelerinde ziyaretçi defterlerinden yorumlarla backlink almak
- Forum tanıtımları
- Profil backlink
- Sosyal medyada imleme
- Paravan bloglardan link alma
- Ziyaretçi defterleri
- Wiki siteler
- Web 2.0 Blog dağıtıcılar
- Ping siteleri
- Hit satın almalar (ülkesine bile bakmaksızın)
- Google + Satın alma
- FB Twitter gibi sosyal medya takipçisi satın alma
- Edu Tr ve hacklink satın alma
- Yüksek PR'lı sitelerden profil backlink alma
- Diline, kategorisine, konusuna içeriğine bakmadan PR'lı sitelerden link alma (yerli yabancı)
- Seo yazılımları kullanarak 1 gecede 100000lerce link oluşturma
- Dizin kayıtları denemeleri
ve bir anda aklımıza gelmeyen daha birçok yöntemi "Keşfettik?" "uyguladık?"!!!
Sitelerimiz aramalarda yükseldi, kayboldu, spama girdi, filtre yedi, translate'e düştü ve daha nice Google fırçası yedi.
Günaydın beyler, SEO artık bitti.
Temeli Search Engine Optimisation, yani arama motoru optimizasyonu idi bu işin. Peki, biz ne yaptık? Sitelerimizi arama motorları tarafından en iyi şekilde değerlendirilmek üzre, donatmaya çalışmaktansa, arama motorlarını en iyi şekilde nasıl kandırabileceğimizi arayıp durduk.
Çırpındık geceler boyu mesai yaparken. Saatlerce cebelleştik. Programlar aldık, elle bu işlemleri yapanları aradık derken bir baktık ki bir ticari kanal yaratılmış bu konu üzerine.
13-20 yaş arası gençler meraklıdır böyle şeylere. Bilgisayar başından para kazanmak çok cazip gelir o yaşlarda. Dışarıda arkadaşları ile gezip eğlenmek, hayatın tadını çıkarmak varken gelirler burada bizlerin yazdıklarından birşeyler öğrenip, uygulamaya çalışırlar. Güzelim gençliklerini bilgisayar ve internetin kara deliğinde heba ederler. Sonra 20'li yaşlarda asosyal kişiler olarak, mutsuz ve şişman webmaster kategorisinin birer ferdi olarak Google başta olmak üzere arama motorlarına kafayı takarlar.
Arama motoru optimizasyonu için kişide bazı yetenekler bulunması gerekir. Bunlar doğuştan gelen değil, sonradan kazanılan yeteneklerdir. Yorumlama, empati, fikir yürütme, objektif bakma ve dahası.
15 Yaşında bir gence empati yap derseniz, kendi çıkarlarına hitap eden fikirlerden ötesine geçmeyecektir hayal gücü. İşte hata burada başladı hep. Biz işlerimizi daha hesaplı olması için, genç kardeşlerimize yaptıralım dedik. Mesela 100 tane blogger paravan blog açtıralım dedik bize link gelsin diye. Gidip de bir tane adam gibi bloğa 100 tane makale yazdırmak yerine, gittik daha ucuza geliyor, hem de daha pratik diye 100 tane bloğa 2 tane yazıyı attırdık. Sonra da utanmadan buralardan kendi sitemize link verdik

))
Zaten Google ve mühendisleri mal, biz Einstein!
İşte böyle böyle örneklerle, SEO'yu bitirdik. Ama uygulamada değil, "kalite standartları" açısından bitirdik.
SEO sitenizin arama motorları için en uygun hale getirilmesidir. Arama motorlarının uygunluk kriterleri nedir sanıyorsunuz?
"KULLANICI DENEYİMLERİ"
Bugün Google Analytics hizmeti ücretsiz ve herkese sunulan bir hizmet ise, babasının hayrına değil, kullanıcı davranışlarını daha iyi takip edebilmek adına

)
Peki, ne yapmalıyız? Nasıl sitelerimizi ilk sıralarda tutarak reklam / adsense gibi kaynaklardan gelir elde edeceğiz?
Öncelikle artık 100 tane farklı proje ile uğraşmaya çalışmaktan vazgeçmelisiniz. Bir - dört arası proje seçtikten sonra, bunlara gününüzü bölmeli ve "hakkıyla" emek vermelisiniz. Nasıl Google botlarını kandırırım demek yerine, "ziyaretçilerimi nasıl memnun edebilirim" düşüncesi ile yaklaşmalısınız. Peki, bunu nasıl çözebilirsiniz?
Size göre siteniz dört dörtlük. Herşey yerli yerinde, pratik vs vs... Ama bir türlü ortalama oturum süresini 4 saniyenin üstüne çıkaramıyorsunuz ve bir çözüm yolu arıyorsunuz.
Çözüm çok basit.
Hiç anlamadığınız bir sektör bulun. O konu ile ilgili araştırma yapın. Araştırma yaparken, bir kağıt kalem alarak, o konuyla ilgili bilgi edinmek için hangi soruları sorduğunuzu, neleri araştırdığınızı başlıklar halinde bir kağıda not alın.
"Kullanıcı / ziyaretçi" dünyasına hoşgeldiniz!
Şimdi bu başlıkları, kendi siteniz ve sektörünüz için uyarlayın. Sitenizin içeriğini doğru biçimde zenginleştirin. Ardından da, sitenizin arayüzünü düşünün. Siz araştırma yaptığınız sitelerde, neyi nerede bulsanız kolaylık olurdu? Neler birbiri ile alakalı olduğu için kullanıcının dikkatini daha çok çeker? Bu tarz soruları kafanızda oluşturun. Sorun, sorgulayın.
Burada altın bir ipucu vereyim: Profesyonel bir internet kullanıcısına, mobil internet kullanıcısına, küçük bir çocuğa, amatör bir internet kullanıcısına, orta yaşın üzerindeki bir internet kullanıcısına sitenizle ilgili sorular sorun. Hepsinin neler beklediğini, neler istediğini not alın. Mantığınıza uyanları sitenizde uygulayın. Unutmayın ki, hiç kimse sizin gibi bakmak ve görmek zorunda değil. Siz de herkes gibi bakıp düşünemezsiniz. Sizin beğendiğiniz, pratik olduğunu düşündüğünüz birşey, başkalarına göre çok zor ve ters olabilir.
Artık SEO öldü. Devir "pazarlama" ve "reklamcılık" devridir.
Kendi dükkanını işletmiş arkadaşlar bilirler. Siz "malımı nasıl satarım" diye değil, "müşteri acaba neler ister" sorusunu sorduğunuz sürece başarılı olur, dükkanınızda devamlılığı sağlarsınız. Aksi taktirde başarı sizden uçakla kaçacaktır. Artık sitenizdeki bilgileri, en iyi hangi yöntemle satabileceğinizi, içeriğinizin hedef kitlesinin kimler olduğunu ve bu hedef kitlenizin trendlerinin neler olduğunu, site içeriğinizin bir ziyaretçiye ne denli yeterli olabildiğini ve bunlar gibi hedefleme çalışmalarını ön plana almalısınız. Reklamcılık dünyası hem çok renkli, hem de zorludur.
Dikkat etmişsinizdir belki, 4 sene önce paravan network sistemleri çıktığında garantili SEO hizmeti sunanlar vardı. Hesaplı hesaplı paketler satıp zengin olmanın hayallerini kuruyorlardı. Ben de ta o zamanlar pahallı paravan network işleri yapıyordum. Paravan sitenin tanesini 300 TL'ye hazırlayarak, paravan network kuruyordum siz düşünün 4 sene önce! r10 piyasasındaki arkadaşlar bana fiyatlar uçuk diyerek gülüyorlardı. Oysa akıllı davranan birkaç kurumsal firma beni tercih etti. Bu fiyatı istiyorsa, bu sözleri söylüyorsa vardır bir bildiği dedi. Atılan her adımda geleceği hesaplıyorduk çünkü. Şimdi biz hâlâ ilk sayfanın ilk sıralarında geziyoruz da, o garantili seo hizmeti sunan arkadaşların yerinde yeller esiyor r10 piyasasında.
Bu güne odaklı iş yapmayın sakın!
Oturup seo işlerine para dökmek yerine, sitesini müşterilerine daha çok hitap edecek hale getiren site sahipleri, yapılan son güncellemeler ile birlikte çok daha kazançlı çıkmaktalar.
Sabredip okuduğunuz için teşekkürler. Reklamcılık dünyasına hoş geldiniz.
Diğer İpuçlarım:
İçerik Kopyalayanı Şikayet Etmek - Spam Yapanı Şikayet Etmek & Telif Hakkı Şikayet Etmek Backlink Çalışmaları ve Yükseliş Vaatlerine Dikkat! Google İçeriklerinizden Ne Bekliyor?