İnsanın mutlu olup olmaması kendine bağlıdır ve hayattan ne beklediğinizle doğrudan ilişkilidir. Beklentilerinizi çok yüksek tutarsanız elbette sizi mutlu edecek çok az şey bulursunuz. Bu nedenle insan kendini en baştan asgari şartlara hazırlamalıdır bence.

Ama içinde bulunduğumuzu bu ekonomik ortamda insanın mutlu olması da gerçekten kolay değil. Çünkü daha taa çocukluktan itibaren başta ebeveynler olmak üzere çevremizdeki diğer kişilerin telkinleriyle büyüyoruz. Bizlere hep yüksek hedefler gösteriliyor ve sanki bu hedeflere ulaştığımızda aynı zamanda mutluluğa da ulaşacakmış gibi görüyoruz kendimizi.

Düşünün mesela; çocukluk yıllarından itibaren size gösterilen ilk hedef nedir? Ama etraflıca düşünün. Ben söyleyim kendi fikrimi: Oku, iyi bir işin ve gelirin olsun, güzel bir ev, güzel bir araba... v.s. Hep buna benzer şeyler görürsünüz. Yönlendirmelere hep genelde bu konular üzerinedir. Size gösterilen istikametten az bir miktar sapmaya kalksanız hemen tekrar sizi o yola sokmak için verilen gayretleri görürsünüz.

Kısaca günümüzde maalesef mutluluğun kaynağı maddi kaynaklarda aranmaktadır. Oysa her insana aynı şeyler telkin edildiğinde ve herkeste aynı fikir ve düşünceler oluşturulduğunda aslında aynı şekilde düşünen, aynı beklentilere sahip robotlar yetiştirilmektedir. Ve maalesef acı son da hedefe ulaşıldığında ortaya çıkmaktadır: Güzel bir okulda okudunuz, iyi bir işe girdiniz, arabanızı aldınız. Ve ne oldu biliyor musunuz? Çocukluğunuzdan beri size gösterilen hedefe ulaşmış oldunuz. Ya sonra? Sonrası karanlık işte. Bundan sonrası iradeye göre değişken.

Oysa çocuklara ilk yaşlarından itibaren idealist olması, özgün düşünmesi, farkını ortaya koyması yönünde telkinlerde bulunmalı ve ona göre bir istikamet çizilmesi daha doğru olacaktır. Evet ben küçüklüğümden beri hep ... olmak istedim, varsın parası az olsun bu benim idealim diyebilecek nesiller yetiştirilmelidir.

Bunu başarabilen insanlar bana göre daha mutlu olacaklardır.

Mevzu çok uzun azizim...