digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Seninle aynı tespiti yapıyoruz. Burjuvalar zenginler esnaflar işçilerinin partisine oy veriyor. İşçiler patronun zenginin partisine oy veriyor. Bu İlber Ortaylı nın dediği gibi "Türkiye'de sosyal sınıflar var, sosyal sınıf bilinci yok." söyleminin dayandığı kanıttır. Adam işçi ama kendini müslüman iş adamı sanıyor, ona göre oy veriyor. Ne olduğunun farkında değil.

Ama çözümde senden ayrılıyorum. Bu ülkeden ilk kovalanması gereken kesim senin gibi örgütlenip hakkını aramak yerine birinin çıkıp toplumu eğitim kendine hak vermesini bekleyenler. Sen örgütlenip patronun karşısına güçlü çıkacak mücadele azmine sahip değilsen, patronun yerine eleman arayacağını söylediğinde rest çekip mücadele başlatamıyorsan sana müstehak.

Bizim memleket bedel ödemek istemeyen kolaycı adamların memleketidir. Örgütlenip sisteme isyan eden adamlar işten atılır, borcunu ödeyemez hale gelir, polisten dayak yer, hapse atılır. Çoluğu çocuğu ailesi çok sıkıntı çeker. Ama bu zorlukları göze alan ne kadar çok şerefli insan çıkarsa bir gün bu mücadele kazanılır.

Köleliği kabul eden insanlar her gün dua ederler... Birileri vatandaşı eğitsin, başkaları da kendi yerlerine kendi kazanacakları haklar için hayatını adasın diye.
Yine yanlış. Algı meselesi var sende, şartlanmışlık söz konusu, peşin hüküm söz konusu. Hakkımı aradığım için 6 iş yerinden ayrılmış (ki bunlarda da yine yalnız bırakılmış biri olarak yazıyorum, hayırlısıyla yine bu işten de sene başında ayrılacam)

Neyse teknik detaylar önemsiz. Anarşist bir fikir benimsediysen eğitime kökten karşı olabilirsin fakat benim sözünü ettiğim eğitim, okulda kitapta sana itelenenler değil. Burada da bilinçaltındaki şartlanmış olduğun ön yargı sebebiyle girişmişsin. Hatalı, toplumun eğitilmesi, senin itelemeye çalıştığın sosyalizm, hümanizm vs vs vs ile mi olmayı ya da devletin ve köleci sisteminin pohpohladığı şekilde mi olmalı? Sende vatandaşa mujik gözüyle bakanlardansın o nedenle asıl sana müstehak, içinde yanan devrim ateşinin vs vs vslerin sadece içinde yanmakla kalması. İlk önce iyi bir analiz etmek gerek, varolan dürtülerini harekete geçirmeden önce.

Neyse,
Müslüman iş adamı vs vs demişsin, öncesindeki mesajlarında da benzer bir çok itham mevcut. Din ile bir probleminin açık olduğu belli fakat tek noktaya odaklanıp anlatman büyük yanlış. Bu şekilde sadece rengini belli edersin ve senin rengine karşı olan kesim bunu anladığı andan itibaren zaten yazdıklarını kaale almaz. Bu konunun, müslümanla, ateistle, zamazingoyla alakasının olmadığını ilk önce kendine bi kabul ettir. Tamam okuduğun kitaplar, dergiler gazeteler, bulunduğun ortamdaki fikirdaşların sana sistemi, sınıfsallığı, sınıfsızlık mevzusunu, bunu o ya da bu şekilde ya da kendin o ya da bu şekilde empoze ettin benimsedin ama suyun öteki tarafını da gör. Al sana işçi sınıfı; eski dönemin bir numaralı marksistleri bugünün para babaları. Bu meselenin ideolojiyle bir alakası yok. Asgari ücret mevzusu tümü kapsayan bir konu. Türkiye'de 7+ milyon asgari ücretli var (bu rakamda şişirmedir aslında, asgari ücretten primi ödenen kişi sayısıdır bu)

Örgütlenmek... Sendikaların kuruluş amacıdır bu. İlk alıntı yaptığım mesajında hani övüyordun ya 26K maaş alan, son model arabalarla dolaşan, sadece 1 Mayıslarda ortalıkta dolanan ağalar var ya, işte onların yapması gerekendir bu. Bireysel örgütlenme ise sindirilir, sindirilmiştir. Mevzu oldukça basit. Sanırım iş hayatıyla çok fazla bir alakan olmadığı için güncel konulara, hayatın içine uzaksın ve "fikirdaş" dayanışması, basılı/sözlü muhabbetler üzerinden fikir icra ediyorsun.
İş yerindesin, şartları beğenmedin, 3 kişi daha beğenmedi, çıktınız konuştunuz. Patronda taleplerinizi karşılamadı. 2 Seçeneğin var;
1- Kuzu kuzu çalışmaya devam edeceksin
2- Hakkını arayacaksın.
Hakkını aradın diyelim, hooooopppp orta sahadan müthiş bir ara pası ve patronun tazminatını ödeyerek sana attığı gol. Kalırsın öyle yayan. Verir eline tazminatını, hadi kardeşim uğurlar ola...
Bunlar hayatın gerçekleri, tecrübeler...Laf değil, teori değil, bizzat uygulamalı bilgiler.

Kolaycıların memleketi... Evet aynen öyle, klavye başında; aile besleyenlerin, fatura ödeyenlerin, hasta çocuğunu gecenin bi vakti taksiyle hastaneye götürenlerin, anasının ilacını alanların, kirasını ödeyemediği için stresten bunalanların...................................... ............................. kolaycılığının memleketidir burası. Klavye başında isyan edenlerin, fikir üretip bunu pratiğe dökmek yerine fikir yerine anarşi üretip bunu pratiğe dökenlerin memleketi...

Köleliği kabul etmek ve dua etmek... Burada yine dine vurgu yapmışsın, eğer Türkiye'de herkes tam islam'a uygun olsa idi ve bunun gerekliliğini idrak edebilme yetisine sahip olabilse idi bu yazıların hiç biri zaten yazılmaz idi.

Neyse, siyaseti sevmem, a-siyasalımdır en kallavisinden. akp,chp,tkp,bdp,tkip,ip,sicim,halat... hepsine karşıyım çok şükür. Her türlü ideolojiye de karşıyım. Her parti, her ideoloji, her zart zurt sana bir şey dayatır çünkü.

Ama doğruyu söylemek gerekirse şu yazıyı beğendim.

"Köleliği kabul eden insanlar her gün dua ederler... Birileri vatandaşı eğitsin, başkaları da kendi yerlerine kendi kazanacakları haklar için hayatını adasın diye."

Evet başkaları...bu başkaları ne hikmetse GENEL olarak hiç çalışmayan, kendini ideoloji bataklığına sürükleyen, genelde "yoksul" kesimden olan kişiler...

Jestimizi yapalım ama;

DEVRİM ŞEHİTLERİ ÖLÜMSÜZDÜR!

(Aksilik, şehit muhabbeti de "özünde" dini bir mertebedir. Geçtim, bu aralar herkes devrim şehidi...acaba hangi tarafın devrim şehidi ölümsüzdür?)

Neyse, bu kadar siyaset yeter. Polemik tadını aldı, sistemin bir kölesi olarak yapmam gerekenler var. Bi şeyler karalamak istersen şayet (fikir,eleştiri vs vs vs ) özelden yazarsan memnun olurum. Zira FORUMDA SİYASET YASSAH.