İyi irdelemişsiniz. O zaman şöyle söyleyeyim; o kural bazı haller haricinde katidir. O hallerde görüldüğü üzere alan adına ait içerik olmaması, satışa çıkması, kötü niyet, haksız kazanç vb. gibi. Eğer öyle olmasaydı şu an bu konu olmazdı değil mi?
Açıkçası Hakan Obuz kendisini savunamamış, avukatı olsaydı belki sonuç çok daha farklı olurdu. Gerçi wipo davalarında avukatımız oluyor mu? Bunu da bilmiyorum.
Neticede alan adım olmamasına rağmen üzüldüm. Onun başına gelen bu kötü durum bizlerinde başına gelebilir. Bu yüzden bu olaydan ders almalı ve temkinli olmalıyız.
Kuralın geçersiz olması gibi bir durum yoktur, bir domain neden dolayı alınır? Kullanmak için alırsın. Uzun yıllar elinde bekletildiğinde ise satmak için elinde tuttuğun görüşü baskın olarak savunulabilir. Bu noktada da markanın bilinir olması ve domain sahibinin bir suistimali söz konusu olduğu düşünüldüğünden davacı taraf lehine karar verilmiş.
"Şikayet Eden, ayrıca, Şikayet Edilen'in ihtilaflı alan adını kullanmadığını ve satışa çıkardığını beyan etmiştir."
Yine bu noktada domain satışta olduğu beyan edilmiş. Domainin satılıp satılamayacağı mevzusunu ayrı olarak tutarsak, domainin hayat markası sahiplerine satılabileceği çıkarımında bulunabiliriz, bundan dolayıda art niyet söz konusu olabileceği üstünden yürümüşler anladığım kadarıyla.
Bunları desteklemek içinde şu şekilde beyanda bulunmuşlar;
"Şikayet Eden, Şikayet Edilen'in ihtilaflı alan adını tahsis ederken, Şikayet Eden'in isminden haberdar olduğunu, zira Şikayet Eden'in herkes tarafından bilindiğini belirtmiştir.
Şikayet Eden, Şikayet Edilen'in tanınmış bir marka ile aynı olan alan adını tahsis etmesine rağmen pasif bir şekilde elde bulundurduğunu ve bu durumun da Şikayet Edilen'in kötü niyetini gösterdiğini beyan etmiştir.
Ayrıca Şikayet Eden, Şikayet Edilen'in ihtilaflı alan adını tahsis ettikten kısa bir süre sonra satışa çıkarmasının, Şikayet Edilen'in kötü niyetini ve HAYAT markasından haksız kazanç sağlama amacını gösterdiğini belirtmiştir. "
Ve şikayet edilenin savunmasının yetersiz olduğu tespiti yapılmış. Yani art niyet ortaya çıkıyor otomatik olarak;
"Şikayet Eden, Şikayet Edilen'in ihtilaflı alan adında hak veya meşru menfaatinin bulunmadığını (prima facie) ortaya koymuştur. Şikayet Edilen Cevap'ında hak ve meşru menfaati olduğuna dair bir delil sunmadığından ve aleyhine ileri sürülen iddiaların aksini kanıtlayamadığından Hakem, Şikayet Eden'in iddialarının doğru olduğunu kabul etmiştir.
Şikayet Edilen, ihtilaflı alan adını jenerik bir isim olduğu için seçtiğini ve web sitesine ilişkin birçok projesinin olduğunu beyan etmiştir. Halbuki söz konusu web sitesi aktif değildir ve Şikayet Edilen web sitesini geliştirmekte olduğunu iddia etmesine rağmen, bu hazırlıklara ya da kullanma niyetine ilişkin delil sunamamıştır. Şikayet Edilen'in beyanları dışında bunu destekleyen somut hiçbir delil yoktur ve Hakem Şikayet Edilen'in beyanlarının söz konusu kullanımın iyiniyetli olduğunu tek başına ispat edebilecek bir delil teşkil etmediği kanaatine varmıştır. Helen Fielding v. Anthony Corbert aka Anthony Corbett, WIPO Dava No. D2000-1000 kararı ışığında, Şikayet Edilen ihtilaflı alan adının mal ya da hizmetlerin sunumuna yönelik olarak iyi niyetli kullanıldığına ilişkin "gösterilebilir nitelikte hazırlıklar" içinde olmamıştır."
Kötü Niyetli Tescil ve Kullanım
Son olarak, Şikayet Eden, Politika'nın 4(a)(iii) maddesi uyarınca ihtilaflı alan adının kötü niyetle tescil edildiğini ve kullanılmakta olduğunu göstermek zorundadır.
Şikayet Edilen, ihtilaflı alan adını kullanmayı planladığını belirtmiş ancak buna ilişkin herhangi bir delil sunmamıştır. İhtilaflı alan adının kullanılmaması kötü niyet göstergesi olsa dahi, Hakem, bu durumun tek başına kötü niyetin ispatı için yeterli olmadığı düşüncesindedir.
Şikayet Eden, ihtilaflı alan adının 2009 yilının Ağustos ayında satılık olduğuna dair Wayback Machine görüntüleri eklemiş ancak Şikayet Edilen satılık olmadığına dair bir delil sunmadığı gibi, bu konuda somut bir açıklamada bulunmamıştır. Bu durum da, Şikayet Edilen'in Şikayet Eden'in Türkiye'deki şohretinden haberdar olmamasi imkansiz olması nedeniyle,Politika'nın 4(b)(i) maddesi kapsamına girmektedir