abcgrup adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Konudan biraz alakasız bir şey yazacağım. Ol demiştir ve olmuştur. İnsanlar nasıl hareket ediyorlar sizce. Örneğin bir eylem yapacağım bunu sağlayan ilk tetikleme nedir. Eğer tamamen dış etkenlere bağlı ise robottan hiç bir farkımız olmamalıdır. Örneğin midemiz acıkır yemek yeriz, veya elimizi sıcak bir şeye değdiği zaman hemen geri çekeriz. Ama ben buna karşıda koyabilirim, bir robot düşünün çok çok gelişmiş olsun kendisine zarar vereceğini bile bile neden sigara içsin yada aç kalsın. Aslında beyin çok kompleks bir yapı yine bazı açıklamalar vardır ama tamamını kapsayıcı bir açıklama bulunabileceğini zannetmiyorum. Mesela bilincin nasıl oluştuğuna dair bilimsel veriler çok az, bir insan nasıl olur da benlik şuuruna sahiptir. Eğer durduk yere hiç bir tetikleme olmadan kolumu kaldırıyor isem, bu iradeye sahipsem bunun ol demekten pek bir farkı yoktur. Her insan koşabilir, koşmakta isteyebilir ama ortada bir sebep yokken neden çok hızlı koşmak isteyelim ki. Davranışlarımız her ne kadar çevremize göre şekillense de rasyonel olmayan özgür bir irademiz mevcut bence.

Devamlı surette bir tepkinin oluşması için bir etken olması lazımdır değil mi. Evrende bu şekildedir, düşünsene ilk etki olan büyük patlama olmasaydı diğer etkiler meydana çıkmayacaktı. İnsanlarda biranda patlayabilir öfkelenirler ama biranda da kendilerini sakinleştirebilirler. Tabi ki süper bilgisayarları bile sollayan beynin bir tasarımcı illaki olmalı. Yok diyene gerçekten kuşku ile yaklaşırım, inançlı birisi olduğum için değil, bitkiler gibi basit yaşam tarzı belkide normal karşılanabilir ama insan gibi çok gelişmiş bir varlığın mucidi olmadan evrimleşmesine inanmam mümkün değil.

Ben konuşuyorum bir başkası duyuyor, evrim biyoloji neden iletişim kurmamızı istedi ki, sesin havada yayılma hızını nereden biliyordu, havayı nereden biliyordu, ses dalgasını nereden... Kulağın yapısı da keza öyle ilginç. Ses dalgalarını yakalıyor sonra beyine iletiyor, neredeyse kusursuz bir bilgi aktarımı oluyor. Gözlerimiz yine aynı şekilde mükemmeldir. Yani bir tane iki tane değil ki, insanların planlayarak üstünde çalışarak yapmaya çalışıp yapamadığı sayısız şeyi doğa istemeden yapmış.
Evrim teorisinin ne olduğunu bilmeden, antropoloji bilmeden kendi kendine sorular sorup bunları bilimin yanıtlayamadığını düşünüyorsunuz. Sorduğun soruların yanıtı var ama senin evrim teorisi bilgin insan maymundan gelir sloganını yapıştıranların bilmeni istedikleri kadar. Yukarıda bir eleman yazmış neden ateizm ile ilgili kitap okuyayım diyor. Adam zaten okumuyor, ve bilmediği bir şeyi reddediyor. Oku, öğren, açığını bul sonra reddet. Başkalarının uydurduğu sloganlarla reddetme.

Bir bilimsel teori ortaya atıldığında, senin benim 10 katımız zeka ve eğitim düzeyine sahip başka bilimadamları tarafından senin aklına gelmeyecek şekillerde tenkit edilir. Bu teoriyi ortaya atam bilimadamı ona kıskançlıkla bakan diğer bilimadamları tarafından doğrarırcasına eleştirilir. Saydı değer bir bilimadamı muhtemel bütün soruları açıklayabildiğini kanıtlayabildiğine emin olmadan teorisini ortaya atmaz. Ama kendi dinini bile tam olarak bilmeyen adamlar bilmedikleri konular hakkında atıp tutabilir.

Evrim senin kafandaki gibi bilinçli bir zihin değil. Sen bir varlığın herşeyi kontrol etmesi gerektiğine o kadar takılmışsın ki rastlantılar içinden bir düzen çıkmasına ihtimal bile vermiyorsun. İnsanların neden konuştuklarını antropoloji açıklıyor. Diğer hayvanlar da iletişim kurar kendi aralarında. Yani iletişim tüm sürü hayvanlarının sürüyü düzende tutabilmek adına geliştirdikleri ortak özelliklerindendir. Çünkü bu özelliği geliştiremeyen türler yok olur. Evrim avantaj yarattığı sürece ilerler. Dünyada şartlar değişir. Bugün sıcak olan bölge 5000 sene önce buzlarla kaplıydı. Bugün orman olan yer 200 sene sonra çöl olacak. Bu şartların değiştiği dönemde mutasyon ile değişime ayak uyduramayan türler yok olur, mutasyon geçirenler yeni bir tür olarak devam ederler. Bir sürü hayvan türü tamamen yok olmuş. Varolanlar da onların değişim gösterebilen türleri. Bunları genetik bilimi açıklıyor artık darwin in ara tür göstermesine gerek yok, genetik yapının nerede kırıldığı açıklanıyor.

Kendi kısıtlı bilgin ile Allahı varoluşu açıklayamayacağın için inanmak gerektiğini söylüyorsun. Ama sen o kadar kısıtlısın ki, bilimadamlarının açıkladığı konuları bile bilmiyor, kafandaki soruların yanıtları olmadığnı düşünüp kendini kandırıyorsun. Bu kadar fizik ile felsefe antropoloji ile pozitif bilimler ile uğraşan dünyanın en gelişmiş ülkelerindeki bilimadamlarının ilmi senden düşük mü?

Bir de bir ateist arkadaşın söylediği gibi. Ateist olmak nefse uymak, şeytana uymak falan değildir. Ateist olmak inançlı olmaktan daha zordur. Ölünce ne olacağını bilememek, hayatın anlamını bulmak insanda stres yaratır. Ama Ateistler cesaretli insanlardır. Çünkü toplum baskısına ve hayatları boyunca cehenneme gideceksin diye küstahca yapılan konuşmalar karşısında dik durmak cezaret ister. Kutsal kitaplar ateistlere açık açık küfür aşağılar hakaret eder. Ama ateistler neden inanmadıklarını söylediklerinde dine hakaret ettikleri gerekçesiyle linç edilir.

Oysa ne kadar kolaydır inanmak. Yaratan belli ölünce ne olacağı belli. 70 sene az ye, az iç, az seviş, çok ibadet et sonra sonsuz bir mutluluğa kavuş. Bundan kolay ne var? Bugün ayda 50 bin lira maaş verecez deseler günde 16 saat taş taşıyacak insanlara sonsuz mutluluk için 5 vakit namaz 30 gün oruç deyince hayır mı diyecekler? Şu cenneti gerçekten akıl mantık ve delil ile ispat edebildiğinizde ateistlerin tümü sizden daha dindar olacaklardır kesinlikle.

Benim kör kütük dindar olan bir çok insandan daha güçlü bir Tanrı inancım var. Ama dini 1000 sene önceki imamların yorumladığı gibi yaşamam. Benim de bir aklım var. Kendi aklım, görüşüm ve hayat tarzım var. Ve bu aklım bana yeter aracıya ihtiyacım yok. Kimsenin benim imanımı ölçmesine, hangi dine mensup olduğumu yorumlamasına da ihtiyacım yok.