Bildiğiniz Amerikan yaşam tarzına geçtik. Ülke genelinde özelleştirme reformu(reform iyileştirme değil, yeniden düzenlemektir. Şimdiden tartışma çıkmasın

İyi-kötü vs. demiyorum) var. Şimdi sanki diyet reformu da geldi gibi.
Ben eskiden sabahları kuymakla kalkar, öğle yemeğinde kuru fasülye pilav giderdim. Mis gibi dolmalar, lahana yemekleri vs. Sabah bir açık çay, öğle-akşam ev yapımı mis gibi ayran.
Şimdi annem ve babam çalışıyor ben de üniversite öğrencisiyim. Kendi şehrimde yaşadığımdan dolayı öğrenci stili yemek yemiyorum ama evin çöpünü kontrol ettiğimde ambalaj dolu olduğunu görüyorum.
Bimden döner, a101'den ton balığı.. A101'de dondurucuda simit var mesela ve bunu insanlar tüketiyor. Şehir pastane doluyken, taze simit doluyken neden dondurulmuş simit ?
Burada hiçbir şirketi kötülemiyorum, demek istediğim yemek düzenimiz çok değişmiş.
Yeri geliyor Bim'de döner bulamıyoruz, adamlar paket paket alıyor. Tozdan yapılma meyve suları kapış kapış gidiyor. Eskiden kahvaltı yapardım şimdi hiç yapmıyorum. Güne sanki öğle yemeğiyle başlıyor gibi hissediyorum. Arkadaşlarımın kahvaltılarına baktığımda yine aynı tabloyu görüyorum, hepsi kahvaltıyı atlayıp öğle arasında hamburgere kafa atmak için saat tutuyor
Korktuğum şey hazır gıdaların bir ok olduğunu ve hedefinde kanserin olduğunu bilmem. Kim bilir ayda kaç kilo MSG(monosodyum glutamat : wikipedia'dan bakabilirsiniz) tüketiyorum ?
Sizin fikirlerinizi de merak ediyorum. Bu değişim sizde de var mı ?
Bunun adı Amerikan tarzı yaşam değil. Endüstriyel tarz yaşam.
İnsanların çalışma hayatına daha yoğun katılması, büyük şehirlerde eski tip yaşantıyı sürdürmeyi olanaksız hale getiriyor.
Kadınların çalışma hayatına katılması demek ev işlerinden feragat etmesi demek.
Yani çalışan kadın pazarda 2 saat gezip iyi domates arayacak, onları sıyup ayıklayacak, sokakta koca bir ateş yakıp üzerinde kocaman kazanlarda salça kaynatacak zamana, hevese, sokağa sahip değil.
Artık kadınların konserve için uğraşması, erişte kesmesi büyük yük. Hele hele ev işlerine çok fazla yardım etmeyen erkek egemen kültürde hem çalışıp hem temizliğini ütüsünü bulaşığını yapmak bile kadınlara ağır yük.
Sen hayatında kaç kez yemek yaptın? Ben 6 sene bekar yaşadım haftanın bir iki günü yemek yapardım. Kim uğraşacak dolma ile. Kurufasulyeyi bir önceki akşamdan ıslatırsın, yarım saat kırk dakika düdüklüde pişirirsin. 30 dakikada dominos pizzamı getirmiş 40 dakikada yemeğimi bitirmiş olurum. Ayrıca evde yemek yapan anneler de çoğu yemeğe lezzet katsın diye bulyon atarlar. Bulyon da aslında et tozu ve monsodyum glutamattır. Mesela akşam saat 6 da işten çıkıp 7 de evine gelen bir kadının o yorgunluğuna rağmen lahana dolması yapması yemeğin 20:30/21:00 civarı yenilmes demek.
Ayrıca endüstriyeleşme ile birlikte hazır gıda endüstrisi de çok gelişti ve ucuzladı. Artık hazır işlenmiş yemekler eskisi kadar pahalı değil.
Neden dondurulmuş simit alır insanlar
Çünkü istediğin an simite buzdolabından ulaşabilirsin.
Sen öğrencisin fırına gitmeye üşenmişsin, çalışan insanların yolları üzerinde bir fırın yoksa sokakta simitçi aramamak adına buzdolabında saklayabilir.
Hazır yemek endüstrisinin sağlıksız olduğunu hepimiz biliyoruz.
Özellikle tek başına yaşıyorsan hazır yemek çok pahalı değil.
Bir tencere yemek yapıldığında bunu maliyeti tek kişi yaşadığında daha yüksek.
Ve bu yemeği yapabilmek için günde 1-2 saatini yemek yapmak için harcarsın.
Bu işe fastfood denilmesinin nedeni de bu.
Çabuk, doyurucu ve hızlı yemek istiyoruz.
Mesela kapitalist düzenin en sevdiği içecek koladır ve kahvedir.
İnsanları az uyutup uyanık tutup çalıştırmak ürettirmek ve tükettirmek lazım.