Aslında kelime oyunu yapmadığını söylüyorsun fakat yapıyorsun. Ben cehennem yoktur demedim ama vardır da demedim. Ölümden sonrasında inanıyorsak ölüp oraya varmadığımız sürece bunun ne olduğuna %100 emin olamayız.
Acıdan bahsetmişsin, somutlaşan soyut kavramlar vardır. Acıyı somut bir gerçekliğe bağlar isen somutlaşır. Örneğin rüyanız, hayalleriniz, tek başına soyuttur fakat bir gerçekliğe bağlarsanız somutlaşan düşünceler olduğunu görürsünüz. Yani daha açık ifade ile duyu organları ile algılayabildiğin şeyler somut olarak kabul edilir.
Soyut olduğunu kim iddia ediyorsa bence bu düşüncelerini ona iletmelisin.
Neden kelime oyunu yaptığını söyledim, benim yazdığım şey ile senin karşılaştırdığın "acı" duygusunun bırak benzer olmasını birbirine yakın bile olmadığı içindir.
İnsanın maddeden bir farkı yok. İnsan hücrelerden oluşsa da hücreler atomda oluşmuştur. Fakat canlının atomlardan oluştuğunu söyleyemezsin bu tanımda. Ruhun varlığını kanıtladığını iddia etsen de söylediğin hiç bir şey bunu kanıtlamıyor.
Benim tavsiyem yanlış yerlerden yanlış tanımlar yapmak yerine doğrudan ana konuya yönelmen. Yukarıda da yazdığımı bir kez daha açıklamam gerekirse, ben Allah'ın varlığını reddetmiyorum, inanan bir insanım, ateist değilim, agnostik hiç değilim. Ben konuda yer alan bir iddiaya "olması gerektiği gibi" cevap verdim. Fakat olduğu gibi kabul etmek yerine sorgulayarak "arkadaşların tabiri ile" kaynağa ulaşmaya çalışıyorum. Çoğun insanın aksine, doğrudan anlatılanlara inanmak yerine yaratıcı ile bir bağ kurmak istiyorum. Hepimiz tanrının bir parçası değil miyiz? Hepimiz için bir planı yok mu?
Şunu da açıkça söylemem gerekirse, fizik, kimya, biyoloji, matematik ya da diğer tüm bilim dalları bir araya gelse dahi, buna somut bir delil sunamayacak. Ama en azından merak edilen pek çok soru işareti sona ermiş olacak.
Ben zaten sana yazmamıştım ortalığa yazmak yerine senin mesajın daha uygun geldi. Bilim canlıları nasıl izah eder, tanımlamasını nasıl yapar. Nasıl yapabilir ki? Bilim canlılara zarar verilmemesini söyleyebilir mi? Ama her ne hikmetse ateistler bunu söylüyor, ağızlarından bilim kelimesi eksik olmamasına rağmen. Sence sen mi daha önemlisin yoksa ben mi? Sana göre kendin daha önemlisin. Ama bilim böyle bir şey söylemez sende bende aynıyız. Sana kendinin daha önemli, öncelikli olduğu fikrini kim veriyor? Araştırdın mı, araştırmadan neden böyle bir şeye inanıyorsun-inanmak istiyorsun? Hadi bilimi referans alarak bunları bir düşün bakalım. Yazdıklarıma cevap yazma ne demek istediğimi anlayarak ona göre cevaplamaya çalış.
Tanrıyı ise anlayarak, sorulara cevap bularak bulamazsın. Her cevap muhakkak başka bir soruya sebep olacaktır. Kendini anlamaya çalışıyor musun, kendini-varlığını bilimsel olarak ele alıyor musun? Tanrı neden var sorusu yerine ben neden varım diyor musun? Hoş diyenlerin sayısı az değil, ve sormamızda gerekiyor bu soruyu. Çünkü kendimizi anlamadan Tanrıyı anlamamız mümkün değil. Tanrı anlaşılmaz ancak bilinir. Senin yaptığın ise sadece beyninde hafızana devamlı bir şeyler katmak olacaktır. Acı örneğini bundan dolayı verdim. Acı anlaşılmaz yada ispatlanmaz sadece deneyimlersin. Sen Tanrının parçası isen aslında aradığın şeyde yine kendinde olmalıdır, yanılıyor muyum.