abcgrup adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Düşünmeye çalışıyorsun o halde sana yardımcı olayım.
Bilimsel olarak bana acıyı ispatlar mısın? Acının nasıl oluştuğunu değil acının kendisini ispatlamanı bekliyorum.
Acı tamamen soyut bir kavramdır değil mi.

Aşkı sevgiyi sorduğumuzda bunun hormonlardan kaynaklandığını söylüyorlar. Bende aksini söylemiyorum zaten.
Ancak bunların mukaddes ve ilahi yönünü bastırıyorlar ve sırf maddeci bir biçimle ele alınabildiği için bazı insanlar bu duygulardan kendilerini tamamen uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Bu yüzden sevmek ve evlenmek gibi şeylerden kendilerini bilinçli bir şekilde uzak tutuyorlar.

Madde den oluşan bir insan nasıl olur da acı duygusunun şuurunda olabilir. Örneğin bilgisayarlar bu duyguyu hissedemezler.

Bak burada kesinlikle kelime oyunu da yapmıyorum. Kelime oyunlarını sevenlere zaten ne desek boş, her sözümüzü kendi istedikleri doğrultuda 180 derece çevirebilirler.

Bir madde nasıl olur da sevgi acı gibi duyguları yaşayabilir. Bunun bir biyolojik unsur olması yada hormonların olması maddeden oluştuğu gerçeğini hiç bir şekilde değiştirmez ve izahını yapmaya da meyil etmez.

Bu noktada yine bazı inatçı kişiler acının soyut bir kavram bir sanrı olduğunu ileri sürerler. Rüya gibi. Yanılsama gibi.

Bir insana acı çektirmek bilimsel olarak neden yadırganmalı? Bir eşyayı ateşe atmak suç teşkil etmeyeceği gibi bir insana gerekirse vücuduna zarar vermeden acı çektirebiliriz. Bilimsel olarak acı çektirmek atomların yerlerini değiştirmek gibi kaba bir tabirle basitçe anlatılabilir. Hepsini geçtim neden zarar vermemem gerekiyor, insanın maddeden ne farkı var? Mukaddes olmayan, ilahi olmayan, sonsuza kadar ölecek olan, diğer hiçbir şeyden farksız olmayan, tesadüfler zinciri ile oluşan bir yaratık neden önemlidir? Sence önemlidir belkide ama bence değildir ve olmaması gerekir.

Bak düşünüyorum-düşünüyoruz demiştin ya, aslında benim bildiğimi keşfeden zeki insanlar ölümü seçiyorlar çünkü yaşamanın hiç bir anlamı hiç bir gayesi yoktur ve olamaz, olmamalı. Sadece enerjinin bir değişimi var evrende.

Aslında bana hiçbir şey ispatlayamazsınız, aslında ben size cehennemi inkar etseniz de onun var olduğunu ve çok yakınınızda olduğunu size anlattım. Hadi cehennem yoktur deyin, bilimsel olarakta acı yoktur deyin gidin elinizi ateşe sokun hatta birkaç dakika bekleyin o acıyı deneyimleyin. Parmağınız da bir odun parçası gibi bir nesne gibi yanacaktır. Bunu yapmaktan sizi alıkoyan şey nedir? Düşünme yetin mi? Düşünme yetin neden tam tersini söylemiyor size onu da bir düşünün.

Saygı duymayı bekliyorsun. Peki neden bir madde saygı duymayı bekler, saygı duymakta nedir? Oysaki evrende hiçbir güç diğerine saygı duymaz kimin kime gücü yetiyorsa!

Bak işte sana ruhun var olduğunu 2 dakikada ispatladım. Çok zeki olmaya hiç mi hiç gerek yoktur. Aynı şeyi eğer düşünerek bana sen söylemiş olsaydın elini öperdim. Ben inançlı biriyim diye mi bunları düşünüyorum sence. Yoksa anlamak bu kadar zor mu. Yoksa ucu bir yerlere çıkacak diye anlamamaya çalışmak, kendimizi kandırmak daha mı kolay.

Aslında kelime oyunu yapmadığını söylüyorsun fakat yapıyorsun. Ben cehennem yoktur demedim ama vardır da demedim. Ölümden sonrasında inanıyorsak ölüp oraya varmadığımız sürece bunun ne olduğuna %100 emin olamayız.

Acıdan bahsetmişsin, somutlaşan soyut kavramlar vardır. Acıyı somut bir gerçekliğe bağlar isen somutlaşır. Örneğin rüyanız, hayalleriniz, tek başına soyuttur fakat bir gerçekliğe bağlarsanız somutlaşan düşünceler olduğunu görürsünüz. Yani daha açık ifade ile duyu organları ile algılayabildiğin şeyler somut olarak kabul edilir. Soyut olduğunu kim iddia ediyorsa bence bu düşüncelerini ona iletmelisin.

Neden kelime oyunu yaptığını söyledim, benim yazdığım şey ile senin karşılaştırdığın "acı" duygusunun bırak benzer olmasını birbirine yakın bile olmadığı içindir.

İnsanın maddeden bir farkı yok. İnsan hücrelerden oluşsa da hücreler atomda oluşmuştur. Fakat canlının atomlardan oluştuğunu söyleyemezsin bu tanımda. Ruhun varlığını kanıtladığını iddia etsen de söylediğin hiç bir şey bunu kanıtlamıyor.

Benim tavsiyem yanlış yerlerden yanlış tanımlar yapmak yerine doğrudan ana konuya yönelmen. Yukarıda da yazdığımı bir kez daha açıklamam gerekirse, ben Allah'ın varlığını reddetmiyorum, inanan bir insanım, ateist değilim, agnostik hiç değilim. Ben konuda yer alan bir iddiaya "olması gerektiği gibi" cevap verdim. Fakat olduğu gibi kabul etmek yerine sorgulayarak "arkadaşların tabiri ile" kaynağa ulaşmaya çalışıyorum. Çoğun insanın aksine, doğrudan anlatılanlara inanmak yerine yaratıcı ile bir bağ kurmak istiyorum. Hepimiz tanrının bir parçası değil miyiz? Hepimiz için bir planı yok mu?

Şunu da açıkça söylemem gerekirse, fizik, kimya, biyoloji, matematik ya da diğer tüm bilim dalları bir araya gelse dahi, buna somut bir delil sunamayacak. Ama en azından merak edilen pek çok soru işareti sona ermiş olacak.