digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Sen ateizmin ne demek olduğunu anlamazsan ateistlerle tartışmanın bir anlamı yok.

Sen karşındaki adamın ne düşündüğünü bilmiyorsun. Ve onlara yanlış olduklarını bilseler bile inanmazlar diyorsun. Oysa bunun tam tersi de geçerli içinde şüphe ile gezip inanan bir sürü insan var. Sana ateistlerin koftileri denk gelmiş, öyle ateistlerle konuştum ki insanı sarsarlar.

Bu videosunu izlediğin adamın uydurduğu saçma sapan oksijen hidrojen meselesinin ve düşen elmanın açıklaması var. Ama eğitim düzeyimiz düşük olduğu için sen çok etkilenmişsin. Adam bir çok laf cambazının yaptığı gibi demogoji yapıyor. Yer çekimi yoktur gök itimi vardır diyor. Oysa yerçekimi bir kanundur. Aslı kütle çekimidir. Ama sen yerçekimini okullarında adam gibi öğretemezsen böyle laf cambazları gök itimi diye kesim bilimsel kurallarla bile dalga geçip insanları etkilemeye çalışırlar.

Sene 2014 hala Darwin'in teorisini itibarsızlaştırmaya çalışan din grupları var. Genetik bilimi çıktığından beri evrim teorisi tartışılmıyor modern dünyada. Genetik bilimine rağmen evrim yoktur demek, astronomi bilimine rağmen güneş tanrısı Ra ya inanmak gibidir. Evrim teorisine karşı çıkanlar bu teorinin Darwin in yazdığı 19 yüzyıldaki zamanındaki halini ele alıp yanlışlamaya çalışıyorlar. Zenci 210cm boyunda bir nijeryalı ile 155 boyunda çekik gözlü japonun arasındaki fark ev kedisi ile aslan arasındaki fark gibidir. Dünyadaki yaşam formlarının hepsi suya ihtiyaç duyuyor, bu da yaşamın sudan ortaya çıkıp sudan dünyaya dağıldığını anlatan bir delil. Bir tarla faresi ile bir insan arasındaki genetik benzerlik de memelilerin aynı atadan geldiğini ispatlıyan bir genetik delil.

Bu rastgelelik olayını ateistler şöyle açıklıyor. Matematik olarak sonsuz olan bir evrende bir olasılık ne kadar büyük olursa olsun. Sonsuzluk içinde ufacık bir zerredir.

Yani sonsuz bölü trilyon işleminin sonucu sonsuzdur. Sonsuzu bölü trilyon üstü trilyon işleminin sonucu da sonsuzdur. Yani görünen evrenin trilyon kere trilyon kere trilyon yıldızının gaz ve toz bulutlarının ötesindeki evrenleri de düşündüğünde kocaman bir sonsuzluk içinde yaşıyoruz.
Şimdi gelelim senin tesdüf meselesine. Sen uzayda bir otomobil görürsen bunu birinin yaptığını düşünürsün. Ama mantık olarak sonsuz maddenin içinde arabanın içindeki tüm atomların aynı sıra ile rastgele dizilmesi ihtimali trilyon kere trilyon kere trilyon kere trilyon da olsa... Sonsuz madde içinde bunun gerçekleşme ihtimali de sonsuzdur.

Yani bir insanın içindeki atomların aynı sıra ile rastgele dizilmesi ihtimali ne kadar küçük bir ihtimal de olsa, evren o kadar büyük ve sonsuz ki, bir yerde muhtemelen o sıra ile dizilmiş olarak senin bir kopyanın var olması ihtimali de var. Çünkü sonsuz gerçekten aklınıza gelebilecek her şeyden daha büyük.

İman bilgi ile alakalı bir konu değildir. Teslimiyet ve sorgulamadan imanı içerir. Ama bilim herşeyi sorgular. İyi ki de sorgular. Yoksa teknolojinin bugünkü haline gelmesinin imkanı yoktu.
Mesele sadece tesadüf ile oluşması değil. Evrendeki en akıllı şey nedir, insan (bildiğimiz). Peki insanlar bu icatların çoğunu neye göre yapmakta. Zaten var olan şeylere göre bulduk ve geliştiriyoruz. İnsanın var oluşunun başından çok çok sonralar bulduğu şeylerin çok daha fazlası zaten doğada tesadüfler zinciri ile bulunmuş?! Ve ne hikmetse tesadüflerin arkası bu dünyada kesilmiyor ve her tesadüfün arkasında ayrı bir bilgi ayrı bir sanat mevcut.

Bak şimdi, göremediğimiz havadan nasıl yararlanıyoruz.

Hava görünür olsaydı ne olurdu? Hava dışında bir şey görünmezdi hatta havayı da göremezdin tahminen karanlık olurdu.

Havadaki oksijeni vücudumuz kullanıyor.

Bu hava yine bizleri ısıtıyor ve uzaydan gelen zararlı ışınlardan da koruyor.

Evrimleşen bir canlı bu havanın varlığını çok iyi anlamış olmalı. Yer çekimi, aerodinamik, havanın kaldırma kuvveti gibi fizik ilmine hakim olan bir kuş türü havada öyle mi süzülüyor ki uçaklar ve uçağı yaratan bu akıl imrenmemek için kendini zor tutuyor. Oysaki bir kuşun hiç bir bilgiden haberi dahil yoktur, sadece uçmak istiyor ve uçuyor.

Tamam eyvallah sen mantıklı konuşuyorsun, ama görmemek istenilen bir şeyi zaten rahatlıkla inkar edebiliriz. Sen benim önüme ne getirirsen getir, nasıl bir şekilde ispat edersen ispatla onu her zaman inkar edebilir yada görmemezlikten gelebilirim.

Bir yarasayı düşün bakalım. Aynı anda hem yer çekimini biliyor, hem havanın yer çekimini yenmek için bir araç olduğunu biliyor. Hemde diğer bir çok etkeni. Ve kör olduğu halde uçabiliyor! Henüz yarasayı taklit ederek uçabilen bir şey icat edemedik. Ama bir yarasa bunların hepsini o küçücük bedeninde aynı zamanda yapabiliyor. Beyni de işlemci vazifesini görüyor.

Nerede kalmıştık, kör bir yarasa sesi kullanarak radar ilkesine göre çalışıyor. Yarasa seslerin maddelerden yansıyacağını nereden biliyor? Evrim bunu nereden biliyor? Biyoloji bu fizik yasalarına nasıl hakim? Diğer böcekleri yiyerek ölmemesi gerektiğini nereden biliyor? Ölmemek için yemesi gerektiğini nereden biliyor, yemek yemesi için bu açlık hissini oluşturan evrim bilgisi neden ortaya çıksın ki. Evrim ses dalgasının matematiğini nereden biliyor ve neden dolayı bilmesi gerekiyor ki. Sesin havada yayılma hızını insanlar çok çok sonra bulmuşlar değil mi? Peki arkadaş, evrim sesin yayılma hızını nereden biliyor da yarasaya hem verici hemde alıcı yerleştirerek çok hassas bir dengeyi oluşturuyor tesadüfen!

Tesadüf eseri bir şeyler oluşabilir haklısın, ancak bu şekilde oluşmaz. Evren eğer tesadüfler eseri bir şeyler oluşturmaya meyilli olsaydı o zaman senin dediğin doğru olurdu. Gözümüzü oluşturan evrim ışığı nereden biliyor, ışığın dalga boyunu nereden biliyor. Bu soruya bile uyduruk bir cevap vereceğini bilen evrim, yarasayı yaratıp onun bizden farklı bir şekilde görmesi gerektiğini nereden biliyor?

Bunlar günlük hayatımızda bilinen şeyler, bilmediğimiz aşina olmadığımız o kadar mükemmel şeyler var ki. Örnekleri çoğaltmam inancımı pekiştirmeyecek çünkü birisi bile tek başına evrimin de bir akıl vereni olduğuna inanmamı rahatlıkla sağlayabilir. İnsanoğlu gerçekten nankör bir varlıktır. Görmemin yaratıcı sayesinde olduğunu bilsem de bu seferde şunu söylerim, ne görüyorum ki, gördüğüm ne ki. Doğruya bir kamera da görebiliyor. Mesele ne gördüğün değil, mesele ne anladığın.

Hava nasıl ışığı geçirir değil de neden ışığı geçirmesi lazım ve bu neden bu şekilde? Hava bizler için ışığı geçiriyor aynı zamanda göremediğimiz ışınları ise absorbe ediyor. Vay vay vay sen şu Allah'ın işine bak. Tesadüf müş!