ben de çok üzülüom açıkçası. müslümanım ve farz biliom. bu nedenle isyan etmiom. aklım karışmasın diye haber vs hiçbir şey seyretmiyorum. hayvanlara yapılan yanlış muameleleri görüp de için için yanmamak için bu 1 ay içinde hiç haber okumamaya ve sosyal medyada fink atmamaya dikkat ediyorum. koyunlar, inekler, tosunlar o kadar tatlı ki. Allahım keşke hayvanları bu kadar sevmesem. sonra düşünüom ben et de çok seviom bi de utanmadan gidip daha güzel oluyor diye kuzu eti istiyom kasaptan. o minnak bakışlar, o cana yakın tavırlar hayvan gibi yerken aklıma gelmiyor. bu nasıl bir çelişki ya rabbim aklıma mukayet ol. insan gibi şefkatli ve bilinçli hareket etmeyen kasapları Allaha havale ediyorum. onların da canı var. en azından cennete gittiklerini biliyoruz bu yüzden içim rahatlıyor. vicdan rahatlamanın en güzel yolu. Allah kurbanları mükafatlandırıyor. insanlar ne kadar eziyet etse de sonunda kurtulup rahata eriyorlar
Dinde çelişki yoktur. Bilmediğinizden dolayı çelişkili görünmekte. Birde şöyle düşünün nasıl olsa ölüyorlar değil mi. Allah onları bizim için yarattı, bizleri de kendisi için. Asıl mesele bizlerin Allah için neyi kurban edebildiğimizdir. Hayvanları kesenler acaba nefislerini de Allah için kurban verebiliyorlar mı.
Büyük bir derviş var adını unuttum, dini yaymak için bu yola başını koyuyor. Yani başına gelebilecek her türlü işe en başında razı geliyor. Bu işin sonunda ölümde var biliyor.
Bir çadır kuruyor ve lafta değilde kalben bağlılığını gösterecek harbi inançlı kişileri ayırt etmek için bir çözüm buluyor.
Ona bağlanacağını söyleyen kalabalık önceden toplanmış bekliyor. Derviş bir tören yapılacağını ve bunun için birisinin kurban edileceğini söylüyor. Daha sonra çadırın içinden kanlar akmaya başlıyor. Kalabalık birden korkarak dağılıyor, kaçmaya başlıyorlar. Kesilenin kendilerinden birisi olduğunu sanıyorlar halbuki hayvanı kurban ediyorlar. Sadece 3-5 kişi kalıyor. Onlarda esas adamı oluyor.
Tabii ben kendi ifademle anlattım bu şekilde. Allah da bizler için değerli olan şeyleri ona bağlılığımızı kanıtlamamız adına feda etmemizi bekliyor. Kurban haricinde zekat veriyoruz örneğin. Kim malından, parasından vazgeçiyor Allah bunları görüyor ve harbi kullarını ödüllendiriyor yanına alarak. Oruç tutmamız isteniyor, buda nefsimizi kurban etmemize benziyor. Yine anlaşılması zor ama kendimizi de kurban ediyoruz. Savaşlarda verdiğimiz kayıplara şehit diyoruz değil mi. Neden şehitlerin mertebesi yüksektir. Ve Allah onlar için ölü dememizi yasaklıyor. Çünkü Allah için canlarından vazgeçiyorlar. İnançsız insanların çözemediği nokta burada başlıyor, dediğin gibi ölüm nefsin ölümüdür, bedenin ölümüdür ancak zaten bu sayede ruhlar hiç ulaşmadıkları kadar yüksek mertebelere ulaşıyor.
Hayvanları bu kadar seviyorsunuz değil mi, peki onları yaratan onlara o güzelliği bağışlayan ve yarattığım hiçbir şeye benzemem diyen Allah'ı acaba ne kadar sevebiliyoruz. Sözde değilde gerçekten ne kadar onu düşünerek O'na ulaşmaya çabalıyoruz. Canlıların ölmesi de yine bu sebeptendir, sonuçta Allah yaratmış ve onun izni olmadıkça canlarını alamayız. Fani hayatların Allah katında bir değeri yoktur çünkü O öldürür ve yine tekrar diriltir. Bir eşya düşün, örneğin cep telefonu. Yere atıp parçalar mısın? Peki onu tekrar eski haline getirebilecek olsaydın bu korkundan eser kalır mıydı.
Bunların haricinde severek yediğin kuzuyu düşün. Bu sevgiyi sana yine Allah verdi. Onun izni dışında gerçekleşmiyor. Onu yediğinde kuzunun enerjisi canlılığı sana geçmekte, yani yok olmuyor aslında, sende can buluyor tekrardan.
Bitkilerin hayvanlar tarafından yendiğinde yada bizlerde yiyoruz, onlara üzülüyor muyuz. Onlarda canlı sonuçta. Cansız hiçbir şey yoktur. Var olan bir şey yok olamaz ancak başka bir şeye dönüşür.
Anlayamayacağımız şeyler var aslında bundan dolayı işin dini yönünü bilirsek yeterli gelecektir.