uzun bir yazı olduğu için sadece ilk paragrafı aldım, hepsini okudum.
evet dedelerimizin suçu neydi? onlar bir suçun cezasını ödemediler. dönem gerekçeleri vardı. 15-16 yaşında şehit olanlar vardı. mezun veremeyen liseler vardı. çünkü o dönemde savaş vardı ve eli silah tutan herkes gitmek zorundaydı çağrılınca.
milliyetçilik anlayışımız gereğince askere gidenin şehit olması bize çok normal geliyor çoğu ülkeye göre. ama bence çok yanlış. şehitlik mertebesinin yüceliği ile karıştırmayalım bunu. şehit olmak her insana nasip olmaz. şehit olmak içinde illa asker olmak gerekmez zaten.
memlekette şöyle bir anlayış var. biz gittik yaptık bizden sonrakilerde yapsın. ya gerekmiyorsa neden yapsın ki? böyle gelmiş, böyle gidecek zihniyetini değiştirmemiz gerekir. aslında askerliğin kısalması da belki bunun bir sebebidir. 3-4 yıl askerden dönemeyen insanlar vardı dedelerimiz. bizler de onlar gibi gidelim o zaman askere. giden 3-4 yıl askerlik yapsın. ne gerek var buna? değişen şartlara göre herşey yeniden planlanmalı yeniden düzenlenmeli.
bence profesyonel askerlik durumunda ülke parçalanması değil de teröre daha ağır darbeler vurulurdu. tabi bunun için çözüm süreci, barış elçileri gibi saçmasapan şeylerle vakit kaybetmememiz gerekiyor.
vatana ihanetin bedeli hem modern hukukta hem de islam hukukunda açık ve nettir. devlet otoritesini sağlamak için ihanet edenleri öldürür. fakat biz de sistem biraz daha garip değil mi? ihanet edeni öldürmeye giden kişi doğru düzgün silah kullanmayı bilmeyen bir kişi. benim dikkat çekmek istediğim nokta burası işte.
tamam askerlik tamamen kalkmasın ama çatışmaya da bu işin üstadı gitsin. biz yine gidelim askere. ama gerçekten hizmet için gidelim. insanlara faydalı işler yapalım. gerekirse çatışmaya da biz gidelim ama eğitim alalım da gidelim.
gece 1-3 nöbetiyle, sürünmeyle, ağaca selam vermekle, çukur kazıp geri kapatmakla bunlarla bir asker yetiştiremezsiniz. resmen ölüme gönderiyoruz insanları. dönerse bizimdir dönmezse vatan sağolsun deyip kenara çekiliyoruz. neden böyle bir sisteme boyun eğelim ki?
Nöbetle askerliği ayrı tutmuşsun ya helal olsun. Ben hiç ağaca selam vereni görmedim. Süründüğüm de bir kaçı geçmez. Silah kullanma konusunda haklısın, bir çok eksiklik var zaten bende karar veremedim savaşta herhalde erleri piyon olarak kullanacaklar. Sıktığım kurşun sayısı toplasan 50 değildir, ama sağımı solumu bir türlü öğretemediler. Askerlik şuan subaylara keyifli onlar yapıyor askerliği askerde bir nevi onlara hizmet ediyor. Şuan süresinin çok olduğunu düşünüyorum ancak yinede boş değil, az şey öğrenmiyorsunuz.
Bir çok askeri cihazı öğretiyorlar, hizmette yapıyorsun zaten ben subaylara hizmet ettim sayılır. Onlar tatbikat yapardı bende sistemlerini kurardım abartıldığı kadar boş işler yoktur. Örneğin haber merkezi var kriptolu mesajları çözüyorsun yada haberi gerekli yerlere ulaştırıyorsun. Savaş sadece cephede verilmiyor sadece bir savaş çıksa sen gidip eline silah mı alacaksın ki hemen, senin bilgin dahilinde bir görev verirler ve sen daha önce hiç görmediğin şeyleri ilk defa gördüğünde nasıl destek olabilirsin.
Askere gittiğinde zaten soruyorlar sivildeki mesleğini ona göre karar veriliyor. Bilgisiz isen okul eğitimin yoksa o zaman mutfak bahçe gibi işlere veriyorlar. En önemlisi birlikte hareket etme mekanizması gelişiyor, koordinasyon gelişiyor. Ben bu işten uzak durayım diyerek sisteme karşı gelinmez. Düşüncene saygılıyım bunları çoğumuz düşünüyoruz ama dediğim gibi bir şeyin doğrusunu bilmek için bile yanlışları iyice öğrenmemiz gerekiyor.