Allah'ın nimetleri arasında yer alan ve sofralardan eksik etmediğiniz suyu, eğlence için başınızdan aşağıya döküyorsunuz. Umarım eğlendiğiniz bu nimeti, ahirette kaynatıp üzerinize dökmezler..



Bazıları, her mevzuya din ve müslümanlığı karıştırmayın gibi acayip yorumlar yazmış. ALLAH c.c, bizleri din dairesinden 1 saniye bile uzak kalmaktan muhafaza etsin. Nimetin ihtiyaç halinde kullanılması helaldir. Haram kılınmış, ''domuz'' bile, insanın ölmeyeceği kadar yenebilir. ALLAH c.c bizler için her şeyi yaratmış. İsraf, haramdır, haramsa günahtır. Konuda oldukça saçma yorumlarda var. Burada benim anlatmak istediğim, anlayan için gayet net. Anlamayanlar için yapacak bir şey yok. Bunlar için her hangi bir çaba sarfetmeyede gerek yok. İnsanların sadece neden yaratıldığını bilmesi ve bu yönde gerekli çabayı sarf etmesi yeterli gelir. Bunları ben uydurmuyorum ya da, islam dini üzerinden başkaları gibi fikir yürütmüyorum... Bazı insanlar kendisine çok yazık ediyor..

Konuyla İlgili Hadisler


Vâkıd el-Leysl (r.a.) den yapılan rivayette, adı geçen, Resûlüllah'a (a.s.) şöyle dediğini bildirmiştir: 'Ya Resûlallah, biz öyle bir yerde bulunuyoruz ki. açlık, kıtlık bize bir musibet olarak gelmektedir. Böyle durumda ölmüş hayvandan bize ne helâl olur?" Resûlüllah (a.s.) ona şu cevabı verdi: "Sabahleyin içecek süt veya yiyecek bir şey bulamadığınız, akşamleyin de içecek süt veya yiyecek bir nesne te'min edemediğiniz ve hurma veya baklagillerden bir şeyle açlığınızı giderme imkânı elde edemediğiniz taktirde o ölmüş hayvan etinden (ölmeyecek kadar) yiyebilirsiniz." [210]

İsrafla ilgili ayetler
Ey îmân edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin! Eğer sâdece Allâh'a kulluk ediyorsanız, O'na şükredin!” (Bakara Suresi 2/172)

“Yiyiniz içiniz; fakat israf etmeyiniz! Çünkü Allâh isrâf edenleri sevmez.” (A'râf Suresi 7/31)

“İnsan niçin yaratılmış?” sorusuna sıkça muhatap oluruz. Böyle bir soruyu kendimize yahut bir başkasına sormamız, bizim için büyük bir İlâhî ihsandır. Şöyle ki:

Bu soruyu güneş kendisine soramadığı gibi, bir başka yıldız da güneşe sorabilmiş değil. Yine bu soruyu bir arı bir başka arıya, yahut bir koyun berikine sormaktan aciz. Demek oluyor ki, bu sorunun cevabını arayan insanoğlu, kendi varlığını istediği sahada kullanma konusunda serbest bırakılmış; bir arayış içinde ve bu konuda bir imtihana tabi tutulmuş.

Bu imtihanı kazanmanın tek yolu, sorunun cevabını bizi yaratandan öğrenmemizdir. Bu noktaya varan insanlar gerçeğin kapısını çalmış olurlar. Ve kendilerine Kur’an lisanıyla, Peygamber (asm) diliyle cevapları verilir.

“Ben cinleri ve insanları, ancak bana ibadet -kulluk- etsinler diye yarattım.” (Zâriyât, 51/56)