Kardeşler, yukarıda açık ve net belirtilmiş. İbadetin farzı olan, ayrılmaz bir parçası olan "vakit" ihlal edilmişse, bizim kendi kafamızdan kolaylık adı altında ibadetleri kabul etme yetkimiz var mı ? Allah'ın ne dediği önemli, bizlerin nefsine nasıl uygun geldiği değil.
Arkadaş eğer bilerek ve isteyerek, vakit girdiği halde göz göre göre su içmiş olsaydı o zaman elbette kefaret de gerekecekti. Ancak sizlerin kastettiği kefaretin gerekmemesi durumudur, orucun kabul olup olmadığını en iyi Allah bilir, uygun olan ramazandan sonra bir gün daha tutup garantiye almaktır ki ahirette bunun hesabını vermek zorunda kalmayalım.
Ayrıca, @ByBrawe'in söylemleri çok dikkatimi çekti. Madem o kadar Kur'ancısınız, Kur'an-ı Kerim'de Hadislere bakmamızı emreden ayetlerin varlığından da muhakkak haberdarsınızdır, değil mi ? Yoksa (haşa) Kur'an'da bir eksiklik-fazlalık mı var ki siz Hadislere bakmamızı emreden ayetleri sümen altı ediyorsunuz ? Zaten bu hususta Ebubekir Sifil Hoca, adı zikredilen Abdulaziz Bayındır'ı madara etmişti:
http://www.youtube.com/watch?v=fo6_6CM7fIQ Çok garibime giden bir konudur: Lisede, edebiyat dersinde hoca beyitleri ayrı ayrı yorumlarken birkaç mana birden çıkarabiliyor, tüm ihtimalleri birleştirince de farklı farklı manalarda, yine anlamlı bir bütünlük oluşturuyordu.
Ayetlerin manasının bir tane ve çok açık olduğunu, olacağını iddia eden şahıslar;
SIRADAN BİR İNSAN OLAN ŞAİR BİLE BİR METNE BİRDEN FAZLA MANA YÜKLEYEBİLİYORKEN, (haşa)
Allah (c.c.)'a noksanlık mı isnad ederler ki onun ayetlerinin sadece bir mana taşımasını beklerler ?