abcgrup adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Allah (şöyle) iki adamı da misal verdi: Onlardan biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, efendisine sadece bir yüktür. Nereye gönderse olumlu bir sonuç alamaz. Bu, adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kimse ile eşit olur mu? Nahl - 76



Karıştırdığın nokta bizler köle değiliz. Nefsimizin kölesi olmuşuz orası ayrı.



Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. (Nisa-135)





İşte sizler, Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz. Ama içinizden cimrilik yapanlar var. Kim cimrilik yaparsa ancak kendi zararına cimrilik yapmış olur. Allah her bakımdan sınırsız zengindir, siz ise fakirsiniz. Eğer ondan yüz çevirecek olursanız, yerinize başka bir toplum getirir de onlar sizin gibi olmazlar.

(Muhammed-38)



Görüldüğü gibi Kur'an da zengin yada fakir ayrımı yoktur. Daha çok göreceli bir kavramdır. Ancak dinine bağlı Allah'a bağlı birisinin daha zengin olduğu gerçektir. Senin dediğin gibi züğürt tesellisine ihtiyacımız yoktur çünkü zenginlik nedir, zenginlik yada mal deyince ne anlamamız gerekiyor bilen yoktur. Ahireti düşünerek bir çıkış yolu aramamıza da gerek yoktur çünkü ahiret zaten insanın içinde. Zengin bir kimsede yatağından kalkarken aç kalkıyor. Kaybedilen şeyler bana göre zenginliğin bir ifadesi olamaz.

Keşke herkes zengin olsaymış da ayet veya hadisi yazmak zorunda kalmazdık...


iPhone 'den Tapatalk aracılığı ile gönderildi