Kimse yazmamış, biz çivi oynardık. Nemli toprakta elimize 12'lik bir inşaat çivisi alıp onu toprağa saplardık. Sonra sıradaki saplar, iki noktanın arasını çizerdi. En son saplanan yere çizgi çekilemeyene kadar oyun devam ederdi.
Mahallelerde marangozlar olurdu. Oralardan tahtadan kılıç yaptırırdık, sonra kendimiz zımparalayıp kaymak gibi yapardık
Rulmanlı araba yapar binerdik çok.
Bilye, cilli, cız, meşe, misket dediğiniz şeye biz cambalik diyorduk, çok oynadık.
Saklambaç, istop, yakartop ve körebeyi saymazsak olmaz. Sokaklar temiz, sakin ve güvenliydi, küfür falan da yoktu. Bol bol oynadık sokaklarda
Gazoz kapağı tabi, mermer parçalarıyla...ama şimdiki gibi taşı-mermeri kaydıracak çok güzel kaldırımlar yoktu, asfalt zaten yoktu, parkeydi yerler hep...o eski büyük taşlardan. En düz yerler kırık mozaik kaldırımlardı.
Tiyatro yapardık doğaçlama. Anfi gibi merdiveni uzun evler vardı, millet oraya dizilir, iki-üç kişi de karagöz-hacivat ya da aklımıza ne gelirse onu doğaçlardık.
Tüftüf

ama bizim zamanımızda öyle iğne falan konmazdı, biz 3 mahalle ötedekine bile tüftüf savaşına giderken acırdık karşıdakine.
Bir de inşaat çoktu tabi, önleri 3-4 çocuk boyu kumlar olurdu. 3. kattan atlardık o kumlara. Bir de kumun tam tepesine çıkıp orayı kazardık bir adam boyu.
Bunlar çok yaptık, güzeldi yahuçocukluk, sokaklar vardı o zaman. Evdeki kitapları çıkartıp sokakta tezgah açardım, 1 liradan okuturdum kitapları detgileri

Sokakar sürekli kazılırdı, kışıon ayakkabılarımız kalırdı çamur yığınlarının içinde, kaybederdik. Çocukluk vardı yahu o zamanlar...yetiştik biz elhamdülillah. Bizden sonra pek kalmadı.