KadirKemal adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
dediğim gibi bir sıkıntı çıkacağını zannetmiyorum. hakime hepsini anlatırsın. daha önceden adli sicilin yoksa bu tür konularda hiç korkma. ben 2005 senesinden beri aynı konulardan 15 16 kez hakim karşısına çıktım. hepsinden yırttım sadece birinden yırtamadım. oda 3 ay ceza geldi. 2 gün cezaevinden kaldım. sonra denetlimli serbestlik yasasından yararlanıp çıktım. bir sağlık ocağında öğleden sonraları çalışırdım. tabi çalışmak denemez. doktorlarla oturup çay sigara sohbet ederim. ülke gündemi felan . Kısaca kafanı yoracak pek bir durum yok ortada. ha benim davalarda seninkinin bir üstü denecek türden şeylerdi. burda yazamıyorum maalesef.
Söyle bir şey okudum kardeşim ben buna mı giriyorum(Eğer böyleyse durum yandım
3. Kendini Haksız Olarak Başvuru ya da Marka Hakkı Sahibi Olarak Gösterme Suçu (556 Sayılı KHK. Mad. 61/A-I,a)

4128 Sayılı Kanunla Markaların Korunması Hakkında KHK.’ nin 61/A-I,a bendinde yer alan diğer bir marka suçu; tescilli marka simgesini ortadan kaldırma suçundan sonra yer alan; kendisini haksız olarak marka başvurusu veya marka hakkı sahibi olarak göstermek suçudur.

a) Tanım: Kendisini haksız olarak marka başvurusu veya marka hakkı sahibi olarak
göstermek bu suçu oluşturur. Marka başvuru hakkı sahibi yada marka hakkı sahibi olmadığı halde etrafında bu şekilde olduğu intibasını uyandırmaktır.

Marka tescili başvurusunda bulunmak ilerde tescil koşuluna bağlı olmak kaydıyla marka haklarından yararlanmayı sağlar. Oysa bu suç tipinde failin ne Türk Patent Enstitüsü’ ne veya yetkili kıldığı bir makama marka tescili başvurusu vardır ne de fail tescilli bir marka sahibidir. Bu eylemde de failin gerçeğe aykırı düşen bir eylemi söz konusudur. Kendisini marka başvurusunda bulunmuş veya marka hakkı sahibi olarak gösteren kişi diğerlerini aldatmaktadır.


b) Maddi Unsur:
• Kendini haksız olarak, marka hakkı sahibi ya da başvuru hakkı sahibi gösterme,
• Bu göstermenin insanlar üzerinde iğfal kabiliyeti olması yani insanları inandırabilmesi, gerekmektedir.

Failin kendisini marka başvurusu veya marka hakkı sahibi olarak göstermesi eylemin somut olayda insanları inandırabilme tehlikesine sahip olma niteliğini de taşıması gerekmektedir. Bu niteliği ile; bu suç bir tehlike suçudur ve korunan hukuksal yarar olarak ortada korunması gereken tescilli bir marka da bulunmadığından yalnızca ekonomik kamusal düzen korunmaktadır. Ancak fail marka kavramını kullanarak ve tescilli markanın sağladığı yararları insanları kandırarak elde etmeği amaçladığından bu suçun marka suçları arasında özel bir ceza normu olarak yer alması yerindedir. bu şekilde yasa koyucunun bu suça ilişkin hukuksal mantığı ortaya çıkmıştır.

Bu fiilde de; Tescilli Marka Simgesini Ortadan Kaldırma Suçunda olduğu gibi, ceza hukukunun müdahalesinin gerekliliği yerinde bir hukuki mantığa dayanmaktadır. Bu şekilde Türk Yasa Koyucusu, korunan hukuksal bir yarar olarak markaya yapılacak her türlü tecavüzü önlemede ya da bu suçta olduğu gibi ortada bir marka yoksa bile ekonomik kamusal düzene yönelik bir tehlike suçunun önlenmesinde hukuk düzeninde son çare ( ultima ratio ) konumunda bulunan ceza hukukunu etkin bir araç olarak değerlendirmiştir.

c) Manevi Unsur: Suçun oluşması için failde cürmi kast bulunmalıdır.
Bu suçta, önemli olan failin herhangi bir hareketle piyasada kendini marka başvuru sahibi yada marka hakkı sahibi olarak göstermesi ve bunun inandırıcılık yeteneğine sahip olmasıdır. Suç bu niteliği ile serbest hareketli suç özelliğini taşımaktadır. Kanaatimce; bu suçla yasa koyucu; pazarı ve piyasayı sahte marka başvuru sahipleri ile sahte marka hakkı sahiplerinden korumak istemiştir.

Yukarıda 3 madde halinde belirtilen suçlarda bu suçu işleyenler hakkında, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezasına ve üçyüz milyon liradan altıyüz milyon liraya kadar para cezasına hükmolunur.