hocam beyin vücuttaki en hassas organ. o yüzden kafatası vücudun dışında. sıcaklığıa karşı hassas olan organlarımız bedenin dışındadır.
beyin sıcaklığa ve kimyasala karşı aşırı hassas bir organdır.
şimdi burada dünyanın en mülayim adamını getirin namazında niyazında imanında bir adamı. bazı psikiyatrik haplar ile onu azılı katil, ayyaş, psikopat yapabilirsiniz. yani maddenin ruha bu kadar direk etki ettiği bir dünyada ruhun ilahiliği tartışılır. yani bazı maddeler sizin ahlak, doğru, yanlış, günah sevap kavramlarınızı hatta karakterinizi komple değiştirebiliyor. Bu kadar görünmeyen ilahi bir şeyin maddeden bu kadar doğrudan etkilenmesi garip değil midir?
Ben ruhun olmadığını iddia etmek için söylemiyorum bunları. ama 2000 li yıllara gelince update edilmesi gereken doğmalarımız vardır. hala evrim yoktur diyen insanlar çıkıyor. canlılar şans eseri ortaya çıkmamıştır diyebilirsiniz, bütün evreni ve bizi allah yarattı diyebilirsiniz. biz hepimiz ilk peygamberlerin soyundan geliyoruz diyebilirsiniz. ama çıkıp evrim yoktur diyor adamlar. Genetik bilimi ortaya çıkmış hala evrim yoktur diye ispat çabasında adamlar. 150 boyundaki beyez çekik gözlü çinli ile 210 boyundaki nijeryalı zenci arasındaki fark siyam kedisi ile aslan arasındaki fark kadardır. Hz Adem ve Hz Nuh olarak 2 kere insan soyu tek peygamber üzerinden türediğine göre evrim yoksa bu kadar çok insan tipi nasıl ortaya çıkar.
insanlar denize daldıklarında yanlarında tüp taşırlar maske ile hava solurlar, kendi yaşam koşullarını denizin içine sokarlar. tıpkı denizden karaya çıkan tüm hayvanların bedenlerinde kan olduğu gibi. kan aslında bir çeşit tuzlu sudur. insan bedeninin 4 te 3 ü sudur. hem de tuzlu su. anne sütü, idrar, kan... denizden karaya çıkan yaşam kendi yaşam koşulunu dışarı aktarmıştır.
Mesele ışınlanmaya gelince. Zaten ışınlanma birilerinin düşündüğü gibi maddesel bir olay değildir. Bir insan beden bütünlüğü korunarak gönderilmez. Basitçe bir örnek vereyim. Siz bir tuğlayı 2. kattan aşağı atarsanız ne olur? yere düştüğünde hızını kesen engelin yarattığı kuvvet tuğlayı parçalarına ayırır. Ama ışınlanma böyle bir şey değildir. Işınlanma, tuğlayı 2. kattan atmadan önce ezerek un kadar ince bir kum haline getirmek. Sonra bu unu ikinci kattan aşağı atmak. Sonra yere düşen unu toplayıp, tekrar şekle sokup fırınlayıp tuğla haline getirmektir. Yere düşen tuğla paramparça olur ama yere düşen tuğlanın kumlarına bir zarar gelmez.
Sonuçta bizim dinimizde Allah nur olarak tasvir edilir. Nur ışıktır saf enerjidir. Evrendeki her madde enerjinin bir formudur. Yani herşey gerçekten saf enerjiden yani Allah'tan alır kaynağını. Artık açıkça biliyoruz ki bazı kozmik süreçlerde enerji hacim alıyor maddeye dönüşüyor. Madde de enerjiye dönüşebiliyor. Işınlanmanın mümkün olduğu bir gelecekte sonsuz bir ömür olacakatır. Işınlanmanın olduğu bir evrende ölüm olamaz. Işınlanmanın olduğu bir evrende hiç bir hastalık olamaz. Işınlanmanın olduğu bir evrende sudan altın üretilir idrardan petrol üretilir. Işınlanma bir bütünü atom seviyesinde parçalara ayırıp sonra o parçaları enerjiye çevirip ışık hızıyla gönderip başka bir yerde tekrar bu enerjiyi maddeye çevirip aynı şekilde birleştirmek demektir. Sizin maddeyi enerjiye, enerjiyi maddeye çevirme gücünüz varsa vücudunuzdaki hücresel yapıyı her gün resetleyip 20 yaşınızdaki halinde tutma teknolojiniz de vardır. Ameliyat yapmadan her türlü hastalığı yaratan faktörleri atomik düzeyde değiştirme ve iyileştirme imkanınız vardır. Bir trafik kazasında param parça olan bir adamı atomlarına ayırıp ölmeden önceki beden bütünlüğüyle tekrar birleştirip yaşatma şansınız vardır. Suyu enerjiye dönüştürüp sonra bu enerjiyi tekrar maddeye çevirirken su değil altın gibi başka bir hacme sahip madde olarak çevirmeniz mümkündür...
Yani bir gün ışınlanma teknolojisine sahip olursa insanoğlunun elindeki güç bir yere gidip gelmenin çok ötesine geçer.
Garip olan nedir.

Şimdi işin püf noktasını bilmeden çoğu şeyi hayatta garipseyebiliriz bundan daha doğal bir şey yoktur. Işığın neden sabit bir hızı geçemediği üstünde durarak yada neden bu hızda ilerliyor diyerekte garipseyebiliriz. Bu tamamen bilgimizden ve bakış açımızdan kaynaklanır. Senin düşündüklerini her gün düşünüyorum bende.
Aynaya bir lazer ışını gönderseniz ne olur yönü değişir

ışığın parlaklığına yada ilahiliğine bir etkisi olur mu

Sadece yönü değişir gitmesi yere gitmez başka yere gider. Ya karadeliğe giderse!

İşte bu yüzden bu olmaması için dinimizde emirler vardır, biz işin içinden çıkamayacamız için kurallar baştan verilmiştir. En basiti içki içmenin günah olduğu söylenir, günah olan nedir? Bizleri yolumuzdan şaşırtacak olan şeylerdir.
Dinde bunların hep açıklamaları vardır ancak karşılaştırma yapabilmek gerekiyor. Bak ilahi güç ne zaman ortaya çıkar, sen zaten temiz isen ortaya çıkar, bunun sana izahını nasıl yapacağım ki bilmekle anlatmak farklı şeyler. Karanlık bir odada isen bir fenerle ışığı sağlarsın ancak dünyayı aydınlatmak için bir güneş gerekir. Karanlık bir beyni aydınlatmak için çok fazla bir ışık gerekir, beynin kimyasını bozan şeyler sadece karanlık gibidir. Böyle olmasaydı delilerin cehenneme gidebileceği söylenirdi değil mi. Şimdi bir delinin ilahi gücü yok mu. Peki delinin ilahi tarafı nerede kaldı diye düşünebilirsin. Işıkta ilahidir, maddede ilahidir bunların ilahiliği nerede?
Nasıl bakarsan öyle görürsün. Ortada evet bir ilahi güç var ancak potansiyel bir güç olarak düşün bunu. Bir mıknatıs düşün, bundan çıkan enerjinin de ilahi bir güç olduğunu. Durağan bir mıknatıstan elektrik enerjisi elde edemezsin, bu enerjinin olmadığı anlamına gelmez ancak potansiyel bir güçtür ortaya çıkarılması lazımdır. Sen mıknatısı ne kadar hızlı hareket ettirirsen bir bobinde elde edeceğin elektrik enerjisi de o kadar çok olur. Şimdi sen bu bobini ortadan ikiye kes ve elektrik enerjisi akmıyor diye manyetik enerjinin olmadığını ileri sür. Yada işi zorlaştırmak için bobin telinin içine iletkenliği olmayan maddeler ekle! Peki manyetik alanda bir değişme olur mu, olmaz sadece ondan güç alamazsın veyahut verimsiz bir güç olur. Yani düzeneği boşa çalıştırmış olursun. Peki kim böyle bir sistem kurar? Temiz olan dururken neden işleri zorlaştıralım.
Diyelim ki sen 1 bardak içki ile karakterini koruyorsun ben 2 bardak ile koruyorum bir başkası 3 bardak ile. O zaman hepimizde aynı etkiyi göstermesi gerekmiyor mu? İşin kimyasal yönünü düşünmek yerine sana daha kolay bir şey vereyim o zaman, birisi bir fotoğraf görür nefsine uyar, birisi bir bacağa bakar nefsine uyar kötülük işler yani senin deyişinle karakteri değişir

Birisi çıplak bir vücut görür nefsine UYMAZ! Eeee hani kötülükten falan bahsediyorduk? Göreceğin gibi bu örnekte de kavramlarımızı değiştirebilen uyarıcılar mevcuttur. Mevzu ise ne kadarı ile baş edebileceğimizdir. Bir fotoğraf beynimizde ufak tepkimelere neden olacağı gibi uyuşturucu kullanan birisinde bu etki çoğalacaktır. Zaten ilahi güç işte bu noktada devreye girer. Yani tüm mesele sende bulunan potansiyel gücün ne kadarına hakim olabildiğindir. Sınav denmesinin altında da bu sırlar yer alır. Cennette iken hepimiz meleğiz peki dünyada kim melek olarak kalabilecek!
Örnekleri anlamadıysan basit olarak sigaradan bahsedeyim. Sigara beynimizde kimyasal değişikliklere yok açar. Sigara içme isteği oluşunca gider yakarsın bir tane. Sigaranın kötü etkilerini bildiğimiz halde sırf bu içme isteğini bastırmak için yakarız. Diyelim ki sigara içmek günah çünkü bize zarar veriyor. Hiç sigaraya başlamamış birisine sigarayı içiremezsin kolay kolay. Peki sigarayı bırakanlar nasıl bırakıyorlar. Kimisi 2 dakika sonra yakar, kimisi 1 saat sonra kimisi 10 saat sonra. Benim şuan canım çekti diyelim, beynimi etkiliyor doğal olarak bundan kurtulmak istiyorum. İşte ilahi güç yani senin gerçek benliğin burada devreye girer ve iradesini ortaya koyar. İçmeyeceğim! Kötülük işlemeyeceğim! Kötü olanı yapmayacağım! Ama istersen de bu isteğe karşılık hemen bir sigara yakabilirsin. İşte bu noktada da ilahi güç değil nefsi gücün varlığı baskın çıkar. Yani birisi diğer gücü bastırır. Gücün baskılanması ise gücün olmadığı anlamına gelmez aksine bunların tümünün amacı ilahi gücü fazlalaştırmaktan ibarettir. Bu şekilde sınavlara tutulan ilahi gücün parçaları bir rezonansa girerek kendisini mükemmel bir farkındalığa eriştirir. Yani kötülükler ilahi gücü kısıtlamaz ancak baskılar.
Madde ruha tesir etmez ama ruh maddeye tesir edebilir. İnan sen kolunu kaldırırken bile o tetiklemeyi ruhun sağlar. Tamam beynin elektriksel olarak çalışıyor lakin ilk tetiklemeyi ilk isteği ne sağlıyor. Ruhun sadece bir elektrona yada bir hücreye etki etse bile bu tetiklenmeyi teoride sağlayabilirsiniz. Bunun ölçümü de çok çok zor olacaktır kaldı ki insan üstünde deney yapmak hem zor hemde serbest değil. Bırakın ruhu bedende bile eşyalara nüfus edebilen manyetik enerjiler mevcuttur, bilim şuan bu enerjilerin üstünde de çalışmaktadır bugün bu enerjilere palavra diyenler yarın bilim ispatladığı zaman ne diyerek savunma yapabilirler. Örneğin kaşığı büken insanlar gibi, evet videolarını görmüşsündür peki hiç canlı olarak gördün mü görmediğin için saçmalık diyebilirsin.