Rasyonel olarak doğru ama hata ettiğin nokta; Ruh ile bedeni iki ayrı varlık gibi düşünmen. Ölmediğin sürece ikisi ayrı değil birbiriyle bütünleşik. Tıpkı acı hissi gibi. Beyne yeteri miktarda uyuşturucu verdiğinde canlı canlı dişinde çekilse acı hissetmezsin ama bu ruhun olmadığını değil, bedenle bütünleşik çalıştığının ispatı. Beyini kandırdığında ruhta buna uyuyor yaratılışı gereği. Yoksa ne acıyı ne de gülmeyi bilimsel olarak tarif edemezsin. Karakter ve hafıza doğrudan doğruya ruhani meseledir ki kabire girdiğinde de beynin ölü hafızan yerinde oluyor. Yani buna bakıp beyin hasar gördüğünde hafıza kaybı yaşanıyor demek ki ruh yok demek ilkokul mantığında bir bakış açısı olur ki orada asıl irdelenmesi gereken ruhun verileri yaşarken beyinden çektiği, ama asıl kaynağın kendisi olduğu gerçeği.
hocam beyin vücuttaki en hassas organ. o yüzden kafatası vücudun dışında. sıcaklığıa karşı hassas olan organlarımız bedenin dışındadır.
beyin sıcaklığa ve kimyasala karşı aşırı hassas bir organdır.
şimdi burada dünyanın en mülayim adamını getirin namazında niyazında imanında bir adamı. bazı psikiyatrik haplar ile onu azılı katil, ayyaş, psikopat yapabilirsiniz. yani maddenin ruha bu kadar direk etki ettiği bir dünyada ruhun ilahiliği tartışılır. yani bazı maddeler sizin ahlak, doğru, yanlış, günah sevap kavramlarınızı hatta karakterinizi komple değiştirebiliyor. Bu kadar görünmeyen ilahi bir şeyin maddeden bu kadar doğrudan etkilenmesi garip değil midir?
Ben ruhun olmadığını iddia etmek için söylemiyorum bunları. ama 2000 li yıllara gelince update edilmesi gereken doğmalarımız vardır. hala evrim yoktur diyen insanlar çıkıyor. canlılar şans eseri ortaya çıkmamıştır diyebilirsiniz, bütün evreni ve bizi allah yarattı diyebilirsiniz. biz hepimiz ilk peygamberlerin soyundan geliyoruz diyebilirsiniz. ama çıkıp evrim yoktur diyor adamlar. Genetik bilimi ortaya çıkmış hala evrim yoktur diye ispat çabasında adamlar. 150 boyundaki beyez çekik gözlü çinli ile 210 boyundaki nijeryalı zenci arasındaki fark siyam kedisi ile aslan arasındaki fark kadardır. Hz Adem ve Hz Nuh olarak 2 kere insan soyu tek peygamber üzerinden türediğine göre evrim yoksa bu kadar çok insan tipi nasıl ortaya çıkar.
insanlar denize daldıklarında yanlarında tüp taşırlar maske ile hava solurlar, kendi yaşam koşullarını denizin içine sokarlar. tıpkı denizden karaya çıkan tüm hayvanların bedenlerinde kan olduğu gibi. kan aslında bir çeşit tuzlu sudur. insan bedeninin 4 te 3 ü sudur. hem de tuzlu su. anne sütü, idrar, kan... denizden karaya çıkan yaşam kendi yaşam koşulunu dışarı aktarmıştır.
Mesele ışınlanmaya gelince. Zaten ışınlanma birilerinin düşündüğü gibi maddesel bir olay değildir. Bir insan beden bütünlüğü korunarak gönderilmez. Basitçe bir örnek vereyim. Siz bir tuğlayı 2. kattan aşağı atarsanız ne olur? yere düştüğünde hızını kesen engelin yarattığı kuvvet tuğlayı parçalarına ayırır. Ama ışınlanma böyle bir şey değildir. Işınlanma, tuğlayı 2. kattan atmadan önce ezerek un kadar ince bir kum haline getirmek. Sonra bu unu ikinci kattan aşağı atmak. Sonra yere düşen unu toplayıp, tekrar şekle sokup fırınlayıp tuğla haline getirmektir. Yere düşen tuğla paramparça olur ama yere düşen tuğlanın kumlarına bir zarar gelmez.
Sonuçta bizim dinimizde Allah nur olarak tasvir edilir. Nur ışıktır saf enerjidir. Evrendeki her madde enerjinin bir formudur. Yani herşey gerçekten saf enerjiden yani Allah'tan alır kaynağını. Artık açıkça biliyoruz ki bazı kozmik süreçlerde enerji hacim alıyor maddeye dönüşüyor. Madde de enerjiye dönüşebiliyor. Işınlanmanın mümkün olduğu bir gelecekte sonsuz bir ömür olacakatır. Işınlanmanın olduğu bir evrende ölüm olamaz. Işınlanmanın olduğu bir evrende hiç bir hastalık olamaz. Işınlanmanın olduğu bir evrende sudan altın üretilir idrardan petrol üretilir. Işınlanma bir bütünü atom seviyesinde parçalara ayırıp sonra o parçaları enerjiye çevirip ışık hızıyla gönderip başka bir yerde tekrar bu enerjiyi maddeye çevirip aynı şekilde birleştirmek demektir. Sizin maddeyi enerjiye, enerjiyi maddeye çevirme gücünüz varsa vücudunuzdaki hücresel yapıyı her gün resetleyip 20 yaşınızdaki halinde tutma teknolojiniz de vardır. Ameliyat yapmadan her türlü hastalığı yaratan faktörleri atomik düzeyde değiştirme ve iyileştirme imkanınız vardır. Bir trafik kazasında param parça olan bir adamı atomlarına ayırıp ölmeden önceki beden bütünlüğüyle tekrar birleştirip yaşatma şansınız vardır. Suyu enerjiye dönüştürüp sonra bu enerjiyi tekrar maddeye çevirirken su değil altın gibi başka bir hacme sahip madde olarak çevirmeniz mümkündür...
Yani bir gün ışınlanma teknolojisine sahip olursa insanoğlunun elindeki güç bir yere gidip gelmenin çok ötesine geçer.