öyle kimsayallar var ki psikiyatride kullanılan, ruha olan inancınızı kaybedersiniz.
insan beyin ve tüm sinir sistemindeki kimyasal reaksiyonlar bütünüdür.
bu reaksiyonlara müdahale ederseniz aslında ruh denilen şeyin ilahi yönünü kaybettiğini görürsünüz.
bazı kimyasallar ile kendinizi kaybeder delirir, saldırganlaşırsınız.
bazı kimyasallar ile olmayanları oluyor gibi görür, hayali varlıklarla konuşmaya başlarsınız.
bazı kimyasallar sizi anlamsızca mutlu edebilir.
bazı beyin hasarları karakter değişikliklerine neden olabilir.
bazı beyin tümörleri ruh hastalıkları oluşturabilir, kişilik değişikliklerine neden olabilir.
Şimdi ruh varsa ve bir bütünse bunun bilinç ile zeka ile karakter ile hiç bir alakası yok. peki ruhun zeka davranış ve karakter ile alakası yoksa ilahi yönden nasıl sorumlu olabilir?
çünkü karakteriniz, zekanız, hafızanız ve ruhunuz aslında beyin ve sinir sisteminizdeki kimyasal reaksiyonların yönettiği elektrik akımlarıdır.
bu akımları bozarsanız karakteri zekayı kişiyi bozarsınız değiştirirsiniz.
Şimdi konumuz ruh olmadığı için tartışmaya girmek istemem ama kendi fikirlerimi yazacağım.
En basit alakası yaptığımız iyilikler ve kötülükler seçimlerimiz ilahi yönünü temsil eder. Hepimizde hemen hemen aynı zeka bulunur lakin sen bunu kötü şeylerde de kullanabilirsin iyi şeyler yaparakta.
"Belirttiğim gibi bu saydıklarının ne tam olarak bağlantısı vardır nede yoktur. Devamında biraz dada açacağım."
Bu saydıkların az yada çok yerine göre alakası vardır. Bedeni bir araç gibi düşün, araç bozulursa zaten süren kişi yolda kalır gidemez bir yere. Şimdi anlaşılmayan nokta beden ile ruhun ayrı olarak düşünülmesi.
Öyle düşünmek için ise bedenin değerlerini yada katkılarını yok saymaktan geçer, peki güzel kardeşim sen hiç nefsini yada zihninin oynadığı oyunları yok sayabildin mi. Yani başka bir evrene bakmak için bu evrenden çıkabilmemiz lazım. Şimdi oturduğun yerde hiçbir şey yapmadan 30 dakika dur sadece kendi varlığının kaynağını düşün. Bunu yapamazsın çünkü dediğin gibi sürekli beynin dışarıdan gelen uyarılar tarafından tetiklenir. Miden sinyal verir ve gidip yemek verirsin, bir ses gelir hemen dikkatini oraya verirsin. 10 saniye bile bu içe yönelmeyi başaramazsın normal bir gün seyrinde.
Şimdi açalım biraz daha. Oruç tutuyorken gelen bu uyarıları dikkate almıyorum. Veya güzel bir kadın geçiyor önemden dönüp bakmıyorum. Gelen bu uyarıları dikkate almıyorum. Dinimizce zaten günah sayılan şeyler ruhumuzu köle yapan şeylerden dolayıdır. Asıl amaç ruhu yüceltmektir bunun içinde nefsi köreltmek lazım.
Din konusuna girdiğimi düşünme ancak değinmek istedim çünkü anlamak için böyle anlatmam lazım birazda olsa. Şimdi hani sormuştun ilahi yönü nerede diye, hiç nefsine kölelik değilde efendilik yapan birisini aradın mı gördün mü biliyor musun?
Yani bilimde de bir şeyleri devamlı olarak bilmemiz için birilerinin keşif etmesi lazım. Yada senin keşif edebilmen gerekiyor. Zaten hepimiz nefsimize kölelik yapıyoruz ben sana şudur budur desem bile örnek veremem. Anlayamazsın ve yok diyebilirsin. Bilimin gösterdiği çoğu şeye de inanmayanlar her zaman oluyor, örneğin şu zamanda şöyle hayvanlar vardı diyorsun inanmıyor. Fosilleri görseler inanacaklar ama bilmiyorlar, şuan yoksa yoktur diye geçiştiriyorlar. Evet bende görmedim bu fosilleri inkar etmem hiçte zor olmaz.
Şimdi Kuran okumuşsundur tahminim. En azından bir göz gezdirmişsin belkide benden daha iyi biliyorsun neyse.
İnsana ruhun üfürülmesini biliyorsun. Bundan şu sonucu çıkarabiliriz insanda tanrısal bir güç vardır. İşte bu noktada peki nerede bu ilahi güçler diye bir soru sorabilirsin ki zaten yazdıklarından bunu çıkartabiliriz.
Enerjinin de mükemmel bir gücü vardır ama biliyorsun ki maddesel olarak kalıplaşmış bir enerjinin durağan gücünden bahsedemeyiz. Enerji ancak özgür olduğu zaman bu güce erişebilir. Ne alakası var diyebilirsin, ancak bu şekilde daha kolay anlatabilirim. Şimdi seni yada beni bu güce erişmek için kim tutuyor? Ruhun en büyük özelliği düşünce gibi olmasıdır, neyi düşünürse kendisini o zanneder. Kendisini 100 de 100 beden sanan bir ruh hiç bir karakteristik özelliğini yada gücünü kullanmaya muktedir olamaz. Suyu düşün girdiği her şeyin şeklini alır. Peki var mı bu ilahi gücü kullananlar diye sormayacağını da biliyorum çünkü zaten sen inandığın şeysin şuanda.
Evet acıyı, mutluluğu yaratan şeyler beynimiz zaten, ancak bunları duyumlayan ise ruhumuzdur. Peki bu acıya katlanma seviyesi aynı mıdır? Onu duyumlayan ruhumuz olduğu için her insanın bir katlanma derecesi vardır. İnsan ruhu beyindeki sinyallere odaklanır sürekli olarak ama sürekli olarak bir şeylerin üstünde durur. Ama hiç bir zaman kendi varlığının farkına varamaz. Ancak sen yatağa girince sinyaller kesilir ve uyuma anında bir rahatlama olur azda olsa varlığının bilincini idrak edersin ve mutluluk yaşarsın. Lakin kısa bir zaman sonra uyuya kalırsın. Bir şeylerin farkına varmaya başladığın zaman beynin onu işler ve hafızaya kayıt eder. Bu süreç geliştikçe farkındalık artar ve bunun sonucunda beynin ruhuna bir ayna vazifesi görür.
Ruhun artık beyindeki boş bilgilerle uğraşmak yerine kendi varlığının mükemmelliğini izler. Anlattıklarım daha yolun başlangıcıdır, bilmediğin bir yolda nasıl gidebilirsin, gitmeden nasıl görmeyi ve bilmeyi umarsın. Biz hep başkalarının anlattıklarına bilim diyoruz değil mi? Peki biz hangi parçayı bulduk birey olarak? Çünkü bulmakta zor bir süreçtir başarı için süreklilik arz eder. Onun yerine başkalarının bulduklarından istifade ederiz hal böyle olunca sende istediğine inanabilirsin bende.
Müslümanlıkta bunu başarmak için zikir ederler, ve bunu yapanların bir çok doğa üstü diye tabir edebileceğimiz davranışlarını gördüm. Sana da nasıl bulabileceğini yazayım git ara bulamazsan o zaman inkar et hatta sana link vereyim oku uygula:
http://goo.gl/vgnKF3
Şimdi o kadar şey yazdığım halde sadece bir tek cümle ile örneğin "neyin kafasını yaşıyorsun sen" diyebilirsin hiç şaşırmam çünkü size göre "görülen" değil kimin gördüğü daha önemlidir ve bu görülen şey ise senin anlayabileceğin şeyler olmalıdır. Senin anlama kapasiten ancak bilimin yani keşfedenlerin anlattıklarıdır. Daha fazlası yoktur. Peki bilimin ilerleme hızı neye göre ayarlıdır? Size göre ayarlıdır sen kendini aşarsan bilimde aşar.
"Nazlı nazlı yükselir köpük, derken pat diye sönüverir. Her zaman başkalarından öğrenmeye açık ol. En iyi bildiğin konularda bile köşeli düşünme, büyük konuşma. Cümlenin sonuna nokta değil, ünlem değil, virgül yahut üç nokta koy. Açık bir kapı bırak daima. Ne kadar bilsen de hiçbir zaman yeterince bilemeyeceğini unutma. Tevazudan şaşma. Ancak o zaman kurtulabilirsin bilginin cehaletinden." Şems-i Tebrizi