Mühendisin açıklamasını şöyle yapıyordum vakt-i zamanında: Planı çıkarıp o planlardaki işleri programcıya yaptırıp sonra onları alıp birleştiren şahıs. Mühendisin asıl işi bu. Plan çıkar ve puzzleı tamamla. Puzzle parçalarını üretmek mühendisin işi değil. Bu yüzden birşey bilmemeleri doğal, adamın işi kod yazmak değil, kodu tasarlamak.

Peki Türkiye'de durum bumu? Maalesef hayır. Mühendisler kendilerini programcı, donanım teknikeri, ağ işletmeni, öğretmen vb. bilimum şeyler zannediyorlar. Daha doğrusu zannetmiyorlar, üstlerindeki kişiler onları öyle yetiştirmeye çalışıyorlar. Bakın yetiştiriyorlar demiyorum yetiştirmeye çalışıyorlar. Yıllar yıllar önce bir yazı okumuştum: Mühendislik fakültelerinden çıkan adamlara newtonun yasalarını soruyorlar. Bilmem kaç bin kişiden parmakla sayılacak kadar adam çıkıyor. Bunun üzerine eğitim sistemini yazmıyım belli oluyor zaten.

Son olarak bir şey diyeyim: Biz üniversite sınavında matematik, fen, edebiyat sorduğumuz sürece bu tipleri görmen çok doğal. 1 sene çalışıp yüksek puanlarla sırf hava için alakasız bölümlere giren binlerce kişi sayarım sana, birini görmüşsün. Yetenek önemsiz bu ülkede ama bilmem hangi savaşın tarihi önemli, bilmem nerenin sıradağları önemli, cismin yüksekten düşmesi önemli. Eğitim sistemi düzelmedikçe gerçek mühendis yetiştiren üniversite sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecektir.