Sen dine inanarak din hakkında fikir belirtebiliyorsan, dine inanmayan da senin inancına saygısızlık etmediği sürece istediği gibi görüşlerini belirtebilir. Sonuçta sana doğru gelen inanmayana yanlış geliyor. O'na yanlış gelen de sana doğru geliyor. Bunu hakaret sayamazsın, gerçekten hakaret etmediği sürece.
Sana göre inanmamak inanca saygısızlıksa, ona göre de senin inanmadığı için onun düşünce özgürlüğünü kısıtlaman onun inançsızlığına saygısızlıktır. İnanca saygı bekliyorsan, inançsızlığa da saygı göstereceksin.
-
Kaderin önceden yazılmışsa yaptıklarından neden sen sorumlu olasın peki? Ayrıca küçücük bir bebeğin can vermesiyle, gencecik masum bir kızın tecavüze uğramasıyla Allah dediğin mesaj veriyorsa nasıl eşitlikten bahsediyorsun. Hani Allah katında her kul eşitti, Allah affediciydi, Allah merhametliydi? Burada o verdiğim örnekteki zavallıların günahı bile yok. Neden bü dünyanın bütün pisliğini onlar çekiyor?
Allah'ın gücü mü yetmiyor onları korumaya, yoksa öyle bir şey yok onun için mi bir şey yapamıyor?
Al sana bilimsellik, bana bunu açıkla bakalım...
Not: Dinde bilimsellik olmaz, tamamen inanç meselesidir. İnanan kişi O'nun varlığını kanıtlamaya çalışıyorsa, inancı zaten zayıftır demektir. Sen inancından eminsen, bilimsel temellere dayandırmana ne gerek var?
amacın hakaret ve tartışmak değilse ve inanç özgürlüğünden bahsediyorsan ilk önce sen saygı göstereceksin.. "Allah dediğin" diye bir tabir kullanmayın.. İnandığınız ilah de, Allah de ama öyle bir tabir serttir.. yok kullacam diyorsan yazma lütfen..
senin tüm söylediklerin acı kazanç meselesidir.. acıya katlanır yoldan çıkmaz isen, acın kadar ödülün de büyük olur.. bir acıya katlanamıyorsan ödülün de olmaz..
dinde de bilimsellik olur.. bir şeyi kanıtlmak zayıflık değil, olduğunu kanıtlayarak inancını arttırmaktır..
ben inanıyorum ve kanıta gerek yok derse karşıdaki 'olmayan şeylere inanıyorsunuz' diyor.. kanıtlamaya çalışsa 'inancın zayıf' diyor.. bu ne tezatlık?