Fen edebiyatlardan yakınanlar var. Kusura bakmayın ama özellikle fen edebiyatlarda tek suçlu öğrenci ve öğrenciyi yönlendiren dershane hocaları... Hocalar "zaten puanı düşük, gitsin bi fef bölümüne yerleşsin, bizim dershanenin de başarı yüzdesi artsın" diye düşünerek öğrenciye "oğlum fef'te rahat okursun. açıkta kalmaz, en kötü ihtimalle öğretmen olursun" diyor. Öğrenci de napsın, bir sene boyunca bi tarafının üstüne yatıp bi yerlerini büyütünce, ister istemez saf ayağına yatıp bölüme gidiyor. Ondan sonra da "efendim biz insan değil miyiz, bize niye atama yok. ben buraya bunun için mi geldim?" diye yakınıyor. Sorun şu ki; öğrencinin oraya niye gittiğinin bir önemi yok. Bilimadamı yetiştirilen bölüme öğretmen olacağım diye gittin diye ne yani adamlar öğretmen diye mi atasın seni
E git manava ekmek iste. Manav "yok" deyince de adama celallen...
Kimse alınıp kırılmasın. Ben de fef matematik mezunuyum.
olayı çok güzel özetleyen bir yorum gerçekten.benim gördüğüm özel yolla el altından torpille en fazla öğretim görevlisi gördüm.ama fef illa öğretmen olmak zorunda değil yani spikerlik muhabir olma şansı yüksek tabi bayan ve güzelse.kime göre güzel denirse ekrandakiler gibi.nerden biliyorum hocamız fef mezunu anlatıyordu sınıfta.kendinden diksiyon derside aldım ama benim çankırı ankara şivesi değişmedi.

yani bu baskılar çocuğun daha kendini tanımadığı kendi çözümünü kendi üretememesinden hocam yaş ilerleyince anlıyor.devlet her önüne geleni atama zorunluluğu var diye bişey yok öyle olsa tüm mezun olanlar devlette istihdam edilsin.bunlar hayal ürünü