Sene 2007 lise hayatı boyunca gırgır şamata yapan ve matematiğe zerre kadar aklı çalışmayan İlyas son birkaç ay zorlamayla iyi bir sözel puan ve iktisat, işletmeye gidecek kadar eşit ağırlık puanı almıştır. Önünde 3 seçim hakkı vardır, ya ortak alandan Türk Dili ve Edebiyatı bölümü ya iktisat ya da işletme. "Ulan benim matematiğe kafam basmıyor ki iktisat ve işletmede ne yapacağım, kitap okumayı ve yazmayı da seviyorum" diye düşünen İlyas ilk seçenek olan Türk Dili bölümüne gider. Giderken formasyon verilmeyen ve ataması çok düşük olan bölüm (puanları hala çok yüksek ya neyse olay akışını bozmayalım) için arkadaşlarından çok fırça yiyen, "*** gel boşver ataması yok, o nasıl bölüm, aynı bölüme gidelim karı kız gırla, içer eğleniriz" gibi cazip teklifleri reddeden kahramanımız bölüme ayak attığından itibaren hiç pişman olmamıştır. Çünkü kendini tanıyan kahramanımız anfiye oturduğu ilk andan itibaren alanını sevmiştir. Kahramana göre şans, yazara göre çarpık kadrolaşmanın bir sonucu olarak 3. sınıfta okurken formasyon alan İlyas 2012 yılında 84.3 puanla öğretmen kadrosuna atanmıştır. Kamu yönetimi, iktisat, işletme, ziraat mühendisliği okuyan ve lise hayatı boyunca kendinden çok parlak olan arkadaşları, kendileri tanımamanın doğurduğu kaçınılmaz netice olarak ya hala okuyorlar ya da avare avare gezerken "devlet bize bahmiy" serzenişinde bulunuyorlar.
THE END