İnsana hayatı boyunca güç sağlayan iki unsur; para ve bilgidir. Bilgi bazen para kazandırabilir veya bazen para da bilgi sağlayabilir; fakat bilindiği üzere ikisi farklı şeylerdir. Güç ve ego doğru orantılı olmakla birlikte, bir insan ne kadar güçlü ise o kadar egosu vardır.

Para’nın getirdikleri

İlk unsur paranın getirdikleridir. Zengin insanlar, çok iyi para kazandıklarının yanında çok da iyi para harcayıcılardır. Kendi egolarını tatmin etmek ve bazı şeyleri kanıtlamak adına en pahalı restoranlarda yemekler yiyip, en pahalı otomobillere binerler. Yine ufak bir örnekle İstanbul’un sıradan bir AVM’sinde aynı Cinemaximum sinema biletleri 14-16 TL arasında iken ünlülerle adı sık anılan elit AVM sınıfındaki İstinye Park’da sinema biletleri 18-20 TL dolaylarındadır. Salon aynı salon. Cinemaximum standartlarında aynı görüntü. Fakat fiyatlar değişiyor. Yani aslında bu insanlar temelde değeri 1 olana 5 öderken, amaçları; o hak ettiği için değil, onu satın alabiliyorum iddiasını kanıtlamak istedikleri içindir. Şöyle ki zamanında epey popüler olan Türk dizisi Ezel’deki bu sahne dediklerimi çok iyi özetler. Bkz;
http://youtu.be/wO0-BP1z2Jg


Yine söylediğim gibi bu sayede sıradan halk tabakasından olmadıklarını, onların daha başka insanlar olduklarını anlatmaya çalışırlar. Kendi pazarlamalarını yaparlar. Çünkü para -yani güç- bu insanları otomatik olarak o küme içerisine almıştır.

Mesela, pahalı giyim markalarında kıyafetlerin göğüs üzerinde küçük logo veya amblemlerin bulunmasının temelinde tamamen ego tatmini yatar. Lacoste, Armani, Prada, Tommy Hilfiger gibi markalarda dikkat ederseniz tamamında bir logo-simge yarışı vardır. Çünkü aynı markalar ne kadar pahalı ve ne kadar kaliteli mal üretirse üretsin, kıyafetler üzerine kendi logolarını koymadıkları sürece tüketicinin istediği “Ben pahalı giyiniyorum” görüntüsünü sağlayamazlar. Dolasıyla satamazlar.

Bir diğer iddiam ise, harika bir pazarlama ürünü olan iPhone‘lar, piyasaya sürüldüklerinde arkalarında Apple logosu olmasaydı satışları bu derece fazla olmayacaktı. Çünkü yine az önce söylediğim gibi, olayın temelinde bir ego tatmini, bir “Ben iki bin liralık bu telefonu satın alabiliyorum” iddiasını kanıtlama durumu vardır.

Bilgi ve bilgi sahibi olmak diğer bir güç unsurudur.

Diğer bir unsur ise bilgi ve bilgi sahibi olmaktır. Şöyle ki, günümüzde bilgi bakımından en çok sükse yapan alanlar tıp ve fiziktir. Çünkü bu iki alanda edinilen bilgiler oldukça değerli ve pahalıdır. Bu sebepten dolayıdır ki; toplum kümesinin dışında yer alan bu iki ayrık kümeden olan insanlar kendilerini hiçbir zaman toplum veya halktan biri kümesine sokmazlar. Bilgi ne kadar fazla ise, o oranda ego fazlalaşmıştır. Bu durum edindikleri bilgilerle diğer insanların kendilerine muhtaç olduklarını gördüklerinde çok daha iyi gerçekleşir.

Örnek olarak, sıradan bir hasta ve doktor ikilisi bu durumu çok iyi açıklar. Hasta bilgisiz, doktor ise bilen-aydın konumundadır. Bu durumda muhtaç olan, muhtaç olduğunu yani doktoru takdir etmek ve dolayısıyla egosunu okşamak zorundadır.

İşte peşinde koştuğumuz tüm bu güç edinme çabaları toplumun bize dayattığı bu saçma normlara alet olmak içindir. Yorum sizin, buyrun deneyin.


---------------------

Bu denemeyi kendi blogumda geçen haftalarda yazmıştım, burda da paylaşayım istedim. Bazı zamanlarda genelde böyle konularda yazdığım bir blogum var. Yazarak kendimi döküyorum, http://www.burakucuncu.com.tr/