Başlığı gördüğünüzde eminim kendi yazılarınız aklınıza gelmiştir.Düşünün bir genç kişisel yani kendi adıyla blog sitesi açıyor.Açıyor ama kendisinden hiçbir kırıntı bulamazsınız bu blod da.Değindiğim konu hemen hemen açılan blogların 3 te 2 sini kapsıyor.
Yani her açılan blog amacından sapıyor,bir webmaster bloguna,bir teknoloji,haber vs... oluyor.En kötüsü ise copy-paste buda ortalığı iyice çöplüğe çeviriyor.
Peki neler olmalı bir kişisel blog sitesinde? Bu sorunun cevabını herkez bilir ama uygulamaz, ben bir de farklı bir örnek göstereyim. Mensur Şiir;
Size bir örnek Mehmet Rauf'tan:
TADIMLIK
Gözlerin Bir Sema ki
Gözlerin bir sema ki bulutlu, sanki ruhunu, bu gökyüzünün günesini görmeye engel olan bulutlar kapamis; seni sadece uzaktan görürken zindanlarda titreyenlerin hasretle gökyüzünü hep günesli düsünmeleri gibi gözlerini ruhsuz düsünemezdim. Söyle niçin onu sakladin, ruhunu neden sakladin?
Bir karanfildeki o mahzun, suh tebessüm, o yakinisla, o yayilan kokuyla nemli tebessüm, iste tebessümün... O kadar ki dudaklarin bir karanfildir denilir. Fakat o masum tebessüm bir çig tanecigi gibi piriltili ve titrek degil, hep bulut, tebessümünde, bakislarinda hep bulut!
Evet, bütün bulut, hep bulutsun; bu gözlerin, bu dudaklarin arkasinda beni mutlu yahut mutsuz edecek bir hayat felsefesi oldugunu düsündükçe "âh görsem..." diyorum, "bu gözlerin günesini görsem de gerekirse hattâ ölsem.." diyorum; beni sevdigini, hiç olmazsa sevmek istedigini görsem, bilsem ki beni istiyorsun, bunu bilmek o kadar feci olsa ki ölsem...
Fakat hep bulut, bütün bulutsun; tebessümünde, bakislarinda bütün bulut! Niçin hep bulut, niçin hep gölgesin? Yoksa ruhun da mi hep gölgeli?
Mehmet Rauf Siyah İnciler'den.
Ben blog sitesini artık bir İnternet Edebiyatı olarak görüyorum ve bu doğrultuda yazılar görmeyi hayal ve arzu ediyorum.
Esen kalın