Genetiği değiştirilmiş ürünler ; her ne kadar Tarım Bakanlığı ve GDO’cu çevrelere göre sadece kanola, pamuk, soya ve mısır genetiği değiştirilmiş ürünlerdir deselerde genleriyle oynanmış ürünleri direkt olarak yada bir gıda veya ilacın içinde tüketiyoruz. Tekstil ürünü olarak bebeklerimize giydiriyoruz. yada bir kozmetik ve temizlik ürünü olarak vücudumuza sürüyoruz. evlerimizde tüketmeye devam ediyor veya hayvanlara yem olarak yediriyoruz.

Genetiği değiştirilmiş ürünleri herkes yiyor. İspatlanmış bir sorun da yok türünden bazen bu tip sorulara gerek televizyon programlarında, bazen yazılı basında yer almakta. Evet bu itirazı, soruyu soranlar haklılar. görünür rahatsızlıklarımızın hiç biri için doktorlar ” bunun sebebi yediğimiz gıdalar” demedikleri gibi ‘derinizdeki alerjinin sentetik yahut GDO’lu bir pamuktan kaynaklanabileceğini’ de genellikle söylemezler. belkide söyledikleri şey sağlıkları beslenmek gerektiğidir. ama bu sağlıklı beslenmenin nasıl bir şey olduğunu tarif edebilecek doktor sayısı saymakla zorlanacağımız miktarları aşmayacaktır. Son yıllarda hastanelere, obezite şikayeti ile başvuran çocuk sayısında yüzde 25 artış oldu. Aslında Türkiye’de bundan 30 yıl önce çocuk obezite’sinden söz edilmezken, çocuklarımızı ‘mutluluk veren’ janjanlı gıdalarla besleme alışkanlığımız, risk faktörlerinin çoğalmasına, ileride, belkide 17- 18 yaşındaki inmeli hastalarımızın daha da artmasına neden olacak. Çocuğun doğumundan itibaren beslenme alışkanlıklarının ve yaşam alışkanlıklarının çok düzenli geliştirilmesi lazım. kalp damar ve beyin damar hastalıkları da artık çocukluk çağına kadar indi. Kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker, yüksek kolesterol, solunum rahatsızlıkları, eklem hastalıkları, kısırlık, safra kesesi hastalıkları, taş oluşumu, bazı kanser türleri ve obezite gibi bir çok hastalık, ileri yaş hastalığı olmaktan çıkıp, çocuklarda bile görülen hastalıklar haline gelmiş durumda.

Şimdiden gıda katkı maddeleri, kimyasal gazlar, sıvı ve katı atıklar ile ilaçlar, birçok bitki ve hayvanın dolayısıyla insanlığın sağlığını bozdu. Her geçen gün sağlıksızlaşan besinleri tüketen insanlar, hem bedensel hem ruhsal olarak tedaviye muhtaç hale getirildi. Tarım, gıda ve tıbbın tümüyle küresel tekellerin eline geçmesi ve tümüyle bir kazanç ve dünyayı kontrol silahına dönüştürülmesi sonucunda, gelecek nesillerin yaşamları daha büyük tehdit altında.