Türk ilişkilerinde bu seviyeye erişmek zor.
Biz bir birine çok yaklaşan ve bir birimizin çekirdek alanını işgal eden ilişkiler yaşayan bir milletiz. Biz birbirimizin sahibi olarak görürüz kendimizi. Avrupada kendinden ayrılan bir kadını gidip vuran erkek var mı? Avrupada boşandığı karısına namus dersi vermeye kalkan erkek var mı?
Burada yazanlar ve biz kendimizi kadının sahibi olarak görürüz. Ve ayrıldığımız bir kadının başka bir sahibi olduğunu görmeyi kendimize yediremeyiz. Buna da namus gibi, miğde gibi, ahlak gibi saçma sapan kılıflar buluruz.
Biz sevmesini de ayrılmasını da pek bilmeyiz. Sonuç olarak da ayrılınca dost kalacak seviyeyi yakalayamayız.
Avrupalılar ilişkilerini daha düzeyli ve mesafeli yaşıyorlar. Birbirlerini sahiplenmiyorlar. İlişkileri bittikten sonra bir birleri üzerinde hak iddia etmiyorlar. İki insan ayrılıp başkalarına aşık olduklarında dost olabiliyorlar.
Aslında iyi bir dost ile sevgiliyi ayıran şey cinsellik. Sevgilinle cinselliğini sonlandırdığında çok iyi bir dost olabilmeli. Ama biz beceremeyiz çünkü kafamızdaki namus, ahlak ve sahiplenme kavramları yüzünden o kişinin başkasıyla cinsellik yaşamasını kendimize yediremeyiz.