İyi olmayı beklerken, beklemek öldürüyordu aslında; ömürden çalıyordu. Şimdi zaman, bizi öldürmek üzere ya da öldürüyor; artık birazda biz zaman öldürmeliyiz. Yolları değiştirebiliriz yanlış durakları da ortadan kaldıralım. Kestirmeye giden köprüleri yıkalım, tüneller kazalım; karanlıktan ve nereye gideceğimizi bilmeden yürüyelim. Sayfalar taşmadan şu cümleleri çıkartalım, boşa tükettiğimiz nefesler havaya karışmadan verelim. Aklımızdan daha fazla dumanlar yükselmeden, küllerini savur gitsin, yeni yanacaklara üfleyelim. Trenler geçtiğinde raylarından hep hüzün çalıyor; rayları yerinden edip, başı boş sokaklara dökülür, ritmin çalındığı yere kulak veririz. Tüm gemileri limanlarından ayıralım, güneyden kuzey kutbuna dek demir atılabilir. En iyisi şu bulutu takip edelim. Dünyayı döne dururuz.
Zaman birimlerini yoksayalım;
Saniyelere bölünen dakikaları,
Dakikalara parçalanan saatleri.
Gülüp geçen günleri,
Ayları, mevsimleri..
Asırlaraca süren yılları.
Acılarla işlenmiş kaderi,
Hüzün biçmiş yaşamı,
Hayallere bezenen düşleri,
Sığ uykularında taşan rüyaları,
Yanan ateşleri, yağan yağmurları.
Yankılanmadan yutulan sesleri,
Kesin geceyi, olası gündüzü.
Umut kusan ihtimalleri,
Zihni yoğun kılan anıları,
Eşiğinden döndüğün uçurumları,
Yıldızların anlattığı öyküleri,
Şarkılar söyleyen kaldırımları,
Kulağına fısıldayan rüzgârı,
Vazgeçtiğin kendini.
Kötü şeylerin hatırlanmayan başlangıcını;
Güzel olanların unutulmayan sonunu.
Hiç birşeye sebep olan her şeyi..
Olan biteni, gelip gideni, sustuklarını, görmediklerini; bilincini yoksay, bilmek lanetlenmektir. Ama inançların kalsın, masumiyetini yitirme. Zaman güçsüz ruhlara merhamet göstermiyecektir..
www.azatmetin.com/yaz-5-zaman__affetmiyor.html