Peygamber efendimiz aleyhissalatü vesselamın saçları ve bakımı:

a) Saçlarının durumu

Enes Hazretleri, "Rasûlullah'ın saçları ne fazla kıvırcık, ne de düzdü..."(1) der. Yani, ikisinin ortasında bîr hususiyete sahip olup biraz kıvırcık denecek dalgalı bir yaratılıştaydı, demektir.(2)

b) Saçlarının uzunluğu

Bazı rivayetlerde belirtildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.s.) hicretten sonra saçlarını, birisi Hudeybiye senesi ihramdan çıkarken, diğeri umre haccını kaza ederken, üçüncüsü de "Veda haccı"ndan sonra olmak üzere, üç defa kestirmişti.(3) Kesilen saçları asla zayi edilmemiş, ashâb tarafından alınıp muhafaza edilmişti. Nitekim Hz. Enes, "Hz. Peygamber'in saçlarını berberin kestiğini gördüm. Ashâb da etrafında dolaşıyor, bir telinin bile, yere değil, mutlaka bir adamın eline düşmesini arzuluyorlardı."(4) der. Bunların yanında, Muhammed b. Abdullah'ın ustura ile O'nun başını traş ettiğini görmekteyiz.(5)

Hayatında çok az kere kestiği saçlarının uzunluğu hakkında farklı görüşler olmuştur. Bu görüşleri özetleyelim:

Bir rivayette, "saçları kulaklarının yarısına ulaşırdı"(6) denirken, başka bir rivayette de, "... kulaklarının memesine (yumuşağına) inerdi..." (7) denir. Hz. Âişe (r.a.) "saçlarının omuzlarına değmediğini ama, kulak yumuşağını geçtiğini..." (8) beyan ederken Hz. Enes, "Omuzlarına indiğini nakleder..."(9). Bu arada Ümmü Hânî de "Mekke'ye teşrif etlikleri zaman saçlarının dört örgü halinde olduğunu..." (10) söyler.

Farklı görülen bu rivayetlerde te'lifi esas alanlar, başının önünün saçlarının kısa, arkalarının uzun olması sebebiyle, kısalığından bahsedenler, saçlarının ön kısımlarını; uzunluğundan bahsedenler de arkasındakilerini kastetmişlerdir, demişlerdir.(11) Ancak bu le'lif tenkid edilmiştir. Zira saçlarını tavsif edenler, saçlarının bir parçasını değil, hepsini birden tavsif etmişlerdir. Öyle ise, parça parça tavsif edilmiştir demek, doğru değildir.

Şöyle de denmiştir: Hz. Peygamber, (s.a.s.) bazı meşguliyetleri sebebiyle bazen saçlarını kesememiş, onlar da uzamış, hattâ omuzlarına bile değmiştir. Ancak, kestiği zaman kulaklarının yarısında görülmüştür. Bu zaman zarfında her râvi uzayan saçlarından kendi gördüğünü anlatmıştır. Bu sebeple de farklı rivayetler ortaya çıkmıştır.( 12)

Bütün bu rivayetler, erkeğin başında bîr miktar saç bırakmasının müstehab olduğunu gösterir.(13) Ancak bırakılan saçların kısa olmasının daha hayırlı olduğunu bir başka hadîsten öğrenmekteyiz. Nitekim Vâil b. Hucr, Hz. Peygamber'in, uzun olan saçlarını gördüğünde, bunun hayırsızlık olduğunu, kısalttığı sırada da, evvelki sözle kendisinin kastedilmediğinin anlaşılmasına rağmen, bunun daha iyi sayıldığını, nakleder.(14)

c) Saçlarına bakımı

"Saçı olan onlara iyi baksın"(15) buyuran Hz. Peygamber (s.a.s.) saçlarını temiz tutmuş, (16) onları bazen kendisi,(17) bazen de kendi isteği ile hanımı taramıştır.( 18) Hattâ onlara güzel koku da sürdürmüştür.(19)
İlk zamanlar saçlarını başının etrafına sarkıtan Hz. Peygamber, bilâhare bu tarz ehl-i kitabın tarama şekli olduğu için, bundan vazgeçmiş ve saçlarını bağının üstünde ikiye ayırmıştır. Mekke'nin fethi şurasında ise onları dört örgü yaptırmıştı.(20)

Bu arada, ihramda iken de, bir bitkinin yapışkan yağı ile saçlarını bir araya topladığını görmekteyiz.(20)
Hz. Peygamber (s.a.s.) Mescidde iken saçı, sakalı dağınık olan bir adam, huzuruna girdi. Hz. Peygamber eli ile çık der gibi işaret etü. Sanki saç ve sakalını düzelt demek istedi. Adam istenileni yaptı ve döndü. Bunun üzerine Resûlullah, "bu vaziyet, saçı şeytan gibi (dağınık) gelmekten daha hayırlı değil midir?" (21) buyurdu.

Hz. Peygamber saçlarını bazen "za'ferân" ve "veres" otunun boyası ile boyamış(22), siyah boya ile saçını boyayanların cennetin kokusunu bile alamayacaklarını bildirmişti. (23) (24) Bunun yanında saçlarını hiçbir boya ile boyamadığını söyleyen âlimlerimiz de olmuştur.(25) Ayrıca kullanılan boyanın nebatî ve temiz olduğu, saçlarında sadece renk meydana getirdiği de dikkati çekmektedir.(26)