Günün birinde kaybettiğinde, bir babam olsa da naparsa yapsa dersin.

İnsan babasız büyüdüğünde ne yaparsa yapsın göze batar,
En ufak hatanda " Ne de olsa babasız çocuk, her şeyi yapar" derler,
Çevren ne kadar olursa olsun babalı çocuklar gibi kendini güvende hissetmezsin,
Annen toplum tarafından "dul" kadın yaftasnı yediği için o da hep "potansiyel ***"olarak görülür.

Maalesef bizim toplumumuzda evde baba yoksa o ev halkı her zaman ya acınılarak anılır ya da suçlanılarak..

Evin yükü, faturaların ödenmesi, kira ya da vergiler hep babanın üzerindedir, paranız azsa ya da yoksa siz pek hissetmezsiniz ama babanız o stresle başa çıkmaya çalışır. Hayat pahalı. Bir ev geçindirmek çok zor. Sorumluluk da çok zor. Bu stres altında tabi ki hırçın olur.

Ben de ev geçindiriyorum. Kardeşim çalışmazken zaman zaman gözüme battığı olurdu. Ben de kızardım ona. Laf da sokardım. Tüm bunlar maddi yükten ve manevi sorumluluğun verdiği stresten.

Babam olsaydı..dediğim çok olmuştur. Babalı ev ile babasız ev arasında inanılmaz fark var. Onun gölgesindesiniz siz. İyi veya kötü hayatta ve başınızda. Onsuz bir çocukluk geçirmiş olsaydınız psikolojiniz çok daha farklı olurdu.

Gün gelip siz de çocuk sahibi olduğunuzda siz de aynı yükün altına girdiğinizde aynı psikoloji sizde de olacak.

Hele ki erkek evlat asi olur. Kendinizi melek gibi lanse ediyorsunuz ama sizi bir de babanıza sormak lazım.

Eğitim, kültür ve gelişmişlik seviyesi demek ki o kadar. İçinde ne kötülük olacak. O senin baban. Söyler söyler ama et tırnaktan ayrılmaz. Aile içinde bu tip şeyler oluyor ve unutuluyor. Keşke olmasa ama onun da demek ki düşünme seviyesi o kadar. Küçük görmemek lazım. Onu öyle kabul edip saygıda kusur etmemek lazım.

Bugün anne babanıza yaptığınız her şey yarın evlatlarınız tarafından kat kat fazla olarak size yapılacak. 2*2=4