Liderlik, ne kadar da havalı bir kavram. Bu kavramı üstünde taşıyan insanlar ne kadar da ayrı duruyor, ayrı anılıyor. Bu kelimenin biri için söylendiğini duyduğumda aklıma hep bir adım önde olan insanlar geliyor. Belki de bu ayrımı biz yaratıyoruz. Onlar kendilerine lider demiyor, biz diyoruz. Ayrı bir sıfatla anıyoruz onları, ayırıyoruz kendimizden. Alanında en iyisi olan kişileri ”Alanının Lideri” diye adlandırıyoruz, kendimize rol model olarak lider kişileri seçiyoruz.

Liderler.. Sırf bu özelliği üstünde taşıdığı için her bir lafını özenle dinleten insanlar. Bize bunu söylettirebiliyorlarsa hak ediyorlar bu kavramı diye düşünüyorum. Bir de lider oldukları yetmiyormuş gibi çeşitli özellikleriyle birbirlerinden ayrılıyorlar. Organizasyonel lider, doğal lider, karizmatik lider, müteşşebbis lider, demokratik lider, duruma bağımlı lider falan filan. Biraz ondan biraz bundan derken bu özellikleri toplayan lider oluveriyor işte. Her şey bu kadar mı? Tabiki de değil. Bir lider yönetir, karar alır, alınan kararları yıkar, sonra yeniden karar alır. Bir lider asla pes etmez, olmadıysa yeniden dener, denediği olmuyorsa oldurur. Sadece yönetmez bir lider, kararlarını sahiplenir, işini sahiplenir, ekip arkadaşlarını sahiplenir, ekip arkadaşı da demez ailem der belkide. Ama asla işi ile arkadaşlık bağlarını karıştırmaz, böyledir işte. İşin aslı gerçek bir lider yönetmez, yol gösterir. O yüzden ”yönetici” demeyiz, ”lider” deriz.

Liderlik, alabileceğinden daha fazla sorumluluk demektir. Bazen düşünüyordum, neden insanlar sorumluluk yükünü arttırmak ister diye. Sonra farkettim. Bütün enerjisiyle işine sarılan ve yaşama sevinci olan insanlar lider oluyor. O yüzden ayrı bir sıfat, ayrı bir konum konuluyor.

Bir yetenektir, liderlik. Yeteneklere doğuştan da sahip olunabilir sonradan da kazanılabilir. Belki sen de bir lider olarak doğmuşsundur. Peki neden şimdi bir lider değilsin? Bu özelliğini farkedemeyip kendini sosyal olarak geliştirememişsindir, bu da bir ihtimal tabi. İstememişsindir, ihtiyaç duymamışsındır, başkalarını bu konuma daha çok yakıştırmışsındır. Yeri gelmişken söyleyeyim aslında hiçbir lider korkusuz değildir, korkuları var elbette. Ama cesaretleri korkularından ağır basar. Adım atmaktan korkmazlar. Korktular mı? O zaman risk alırlar. Bir iş bitsin de rahatlayayım demez bir lider. Çünkü hep daha iyisini ister, daha iyiye ulaşmak ister. Bu yüzden kafaları hep çok yoğundur.

Zor zanaat bu liderlik, o yüzden bu konu üzerine seminerler, paneller, etkinlikler düzenleniyor. Liderler için ayakları yere basan insanlar diyorlar. Öyledir elbet. Bir lider sağlam atar adımlarını ama büyük düşünür, büyük oynar, hayal kurar. Tabi ki kafasında kurdukları hayal olarak kalmaz, mutlaka bir yerden başlar. Yani işin aslı, bir yönetici olabilirsin ama liderlik bambaşka bir olay.

Devamı