Sinema çekimlerinde yapay yağmur sahnelerindeki gibi günlerden bir gündü
Günlerden salıydı ve dershaneden çıkmıştım ve herhangi bir yerde yemek yemiş geziniyordum
Yağmuru ve yağmurda ıslanmayı insanların yağmurdan kaçışını izlemeyi ve bana acayip bakışlara rağmen inadına yağmur altında gezinmeyi seviyordum
Artık yorulmuş ve eve doğru yol alıyordum hastanenin bahçesinden geçiyordum ve beni bir ömür yaşlandıran kare
Yani kendimden utandığım insanlığımdan şüphe duyduğum, taş kalpli olan ben gözyaşlarımı tutmaya çalışıyor, vücudumu bir ateş basmıştı
Kare Şuydu; elli atmış yaşlarında bir nine ve torunlarını yanına toplamış hastanenin bahçesinde biber ve ekmek yiyorlardı
Kimisine normal gelebilir ancak öylesine mutmain öylesine memnun öyle zevkle yiyorlardı ki
Ben öğlen yediğim yağlı yemeğin tartışmasını kafamda yaparken o kare beni bilmem kaç yıl yaşlandırdı
Hepimiz yemişizdir biber ekmek ancak her gün aynı şeyi yemiyorduk ancak gördüğüm kadarıyla ninem bazı günler yani insanı kahreden günlerde o ekmeği de bulamıyordu
Sersemleşmiştim kendime bakmıştım hayata ve geleceğe umutsuz bakan ben halime şükretmeliydim
O an kendimden utanmış çok nankör olduğumun farkına varmıştım
Eve nasıl vardığımın farkına varmamıştım hüzünlü ve kaşlarım çatık bir şekilde uyumaya koyulmuştum
Ancak gördüğüm rüya değildi o nine ve torunları ordaydı ve hayat devam ediyordu
Ömrüm boyunca unutamayacağım yüreğimde derin izler bırakan bir kareydi