Dr. Yusuf DOĞANER
Alkolün kan yapıcı sistem üzerine zararlı tesirlerine geçmeden önce kan hücreleri ve fonksiyonlarından bahsetmek gerekir.
Kanın, kırmızı küreleri olarak bilinen eritrositler, beyaz küreleri olarak tanınan lökositler ve kan plaketleri olarak isimlendirdiğimiz trombositler, erişkin kimselerde, kemik iliğinde yapılmaktadırlar. Kanın kırmızı küreleri, vücut için gerekli olan oksijeni akciğerden dokulara, buralarda biriken karbondioksidi ise akciğere taşıyan kan hücreleridir. Herbir mm3 kanda 5 milyon, her bir damla kanda 250 milyon adet bulunurlar. Yaşlandıkları zaman, Malak tarafından parçalanırlar.
Kanın beyaz küreleri, vücudun mikroplara karşı müdafaasında vazifelendirilmiş hücrelerdir. Kanda normal miktarı mm3'de 4.000 – 8.000 arasında olup, mikrobik hastalıklarda bu miktarı artar.
Kan plaketleri ise, mm3'de 150 milyon - 300 milyon adet bulunurlar. Vücudumuzun herhangi bir yerinde oluşacak kanamaların durdurulmasında vazifelidirler.
Alkolün kan yapıcı sistem üzerine tesirleri bu üç hücre için ayrı ayrı ele alınabileceği gibi, kemik iliği, karaciğer, hazım sistemi ve dalak üzerine olan tesirlerinden hareketle de inceleme yapılabilir.
Alkolün eritrositler üzerine zararları
Alkolün, eritrositlerin yapılma kaynağı olan kemik iliği üzerine doğrudan toksik (zehirli) tesirle, eritrositlerin ana hücrelerinde vakuol (kesecik, torbacık) teşekkülüne sebep olduğu tesbit edilmiştir. 16 alkolik hasta üzerinde yapılan bir çalışmada 14 hastada eritrositlerin ana hücrelerinin plazmasında ve az olarak da çekirdeklerinde böyle bir vakuol teşekkülü gözlenmiştir. Bir başka çalışmada da 11 hastanın 8'inde aynı şekilde anormal vakuolizasyon tesbit edilmiştir. Hastalarda alkolün kesilmesi ile eritrosit hücre vakuoüzasyonunun kaybolduğu dikkati çekmiştir. Çoğu hücrede alkol kesilmesinden 1 hafta kadar sonra vakuoller kaybolmaktadır. Bu durum alkolün kemik iliği üzerine doğrudan zehirli tesirinin olduğunu ispatlar.
Alkol, zararlı tesirleriyle kanın bu hassas, ince ve mükemmel yapısını tahrip eder. (Hücreler Leıshmann boyasıyla boyanıp, 1200 defa büyütülmüşlerdir.)
Alkol alınmasına bağlı olarak sindirim sisteminde kanamalar meydana gelmektedir. Neticede anemi
Alkol, zararlı tesirleriyle kanın bu hassas, ince ve mükemmel yapısını tahrip eder. (Hücreler Leıshmann boyasıyla boyanıp, 1200 defa büyütülmüşlerdir.)
(kansızlık) tablosu ortaya çıkar. Kanama sindirim kanalında alkolün doğrudan tesiriyle olabileceği gibi (lokal gastritis veya oniki parmak barsak hasarları), karaciğer vasıtasıyla da olabilmektedir. Alkolik siroz vakalarında üst sindirim kanalı kanamaları normal popü-lasyona göre daha fazla görülmüştür.Yine siroza bağlı olarak dalağın aşırı çalışması (hipersplenizm) neticesi eritrositlerin fazla yıkılmasıyla kansızlık tablosu karşımıza çıkmaktadır.
Kan hücreleri yapımında ve enzim sisteminde çok mühim rolleri olan folik asit vitamininin, alkol alınmasına bağlı olarak kandaki seviyesi düşer. Bu durumda ortaya çıkan megaloblastik, anemi alkoliklerde görülen anemilerin en sık rastlanılanıdır. Wintrobe 132 karaciğer hastasında % 21.9 nisbetinde makrositler anemi tesbit ederken, Herbert ve arkadaşları kötü beslenen 70 alkolik sirozlu hastada, % 80 nisbetinde folikasit seviyelerini normalin altında tesbit etmişlerdir. Alkolik kişilerde folik asit seviyesinin düşüklüğü; kötü beslenme neticesi yeterli olarak alınamamasına, emilininin bozulmasına, karaciğer bozukluğu neticesi folatın yeterli kullanılamamasına, folat ihtiyacının artmasına ve idrarla kaybının artmasına bağlı olarak olabilir. İçkinin çeşidi ile folat yetersizliği arasında bağ kurmaya çalışanlar var ise de, aksini iddia edenler de mevcuttur. Yani içilen içkinin cinsi folat eksikliğinde önemli değildir.
Hastane tedavisine gerek duyulan alkoliklerin yaklaşık % 30'unda başka bir çeşit kansızlık olan sideroblastik anemi görülmektedir. Bu anemi çeşidine, bilhassa kötü beslenmeli ve kronik alkolik kişilerde sık rastlanmaktadır. Kanın hemoglobin değeri % 6–10 grama kadar düşmektedir. (Normali % 16 gram). Eritrositlerin kemik iliğinde bulunan şekillerinde % 8–65 nisbetinde sideroblastik, yani yüzük şeklinde değişiklikler gözlenir. Bu değişiklikler hemen daima eritrositlerde daha evvel bahsettiğimiz vakuoluzasyon, megaloblastik hücre yapımı, Iökositlerin çekirdeklerinin fazla parçalı olması ve serum ile eritrosit folat seviyelerinin düşüklüğü ile birlikte gitmektedir. Alkolün kesilmesi ile 5-10 gün İçinde genç eritrositler olan retikulositler kanda artmakta, yüzük hücreler kandan kaybolmakta ve kan hemoglobin seviyesi de yükselmektedir.
Kanın pıhtılaşmasında vazife alan ve pıhtılaşma faktörleri adı verilen maddeler karaciğerde sentezlenmekte olup, alkolik sirozlu hastalarda bu maddelerin yeterince yapılamamasıyla kanama tabloları ortaya çıkmakta, kanama ya uzun sürmekte veya durdurulamamaktadır.
Alkol alanlarda, eritrositlere ait normal görünümün de bozulduğu rapor edilmektedir. Bu şekil değişiklikleri akantoid görünüm, Burr-cell veya Spur-cell isimleri ile anılan değişikliklerdir. Balık ağzı eritrositler denilen değişikliklere de rastlanmaktadır.
1966 yılında Zieve tarafından hiperlipemik hemolitik anemi tarif edilmiştir. Bu hastalıkta, hiperlipemi (kanda yağ miktarının artması), hemolitik anemi ve siroz veya infiltrasyon başlıca hususiyetlerdendir. Hasta alkoliktir. Muhtemelen serumda prohemolitik ve antihemolitik faktörler arasında bir dengesizlik mevcuttur.
Alkolün lökositler üzerine zararları
Alkol beyaz hücreler üzerine de toksik tesir gösterir. Eritrositlerdeki gibi vakuol teşekkülü görülebilir. Kemik iliğinde, lökosit ana hücrelerinin sentezinde bir yavaşlama görülmüştür. Alkol alınması esnasında lökositlerin çoğu olgun hale geçemiyor. Halbuki alkolün kesilmesi ile olgun lökositler görülmeye başlıyor. Bilindiği gibi lökositler vücudun mikroplara karşı müdafaasında başlıca rolü olan hücrelerdir. Alkolik insanlarda lökositlerin, mikrobik sahalarda (enfeksiyon odaklarında) yeterli sayıda olmadıktan tesbit edilmiştir. Lökosit sayısında azalma dalağın aşırt çalışmasına (hipersplenizm) bağlı olarak ta ortaya çıkabilir. Her halukârda tehlikelidir.
Alkolün trombositler üzerine zararları
Trombosit ana hücrelerinde (megakaryositlerde) sayıca azalma ve neticesinde trombosit azlığı (trombositopeni) yapan ajanlar arasında etil alkol de bulunmaktadır. Alkolle husule gelen trombositopeni; birlikte bulunan folik asit eksikliğine, megakaryositlerin yeterli gelişememesine, dalağın büyümesi ve aşırı fonksiyon görmesine ve buna bağlı göllenme ve parçalanmaya, trombosit hayat süresinin kısalmasına bağlı olabilir. Göllenme ve yıkım anında dalakta teşekkül eden antikorlarla da, trombositopeni oluşabilmektedir. Yine burada da alkolün kesilmesiyle trombositopeninin geriye dönebileceği gözlenmiştir.
Alkolün kanın bu üç şekilli elemanı üzerine olan zararları yanında Hemokromatoz denilen klinik bir tablo ve Profiria cutanca tarda denilen hastalığın ortaya çıkmasında da rolü vardır.
İnsanın hayat suyu olan kanın üç hayati elemanı üzerinde de zararlı tesirleri olan alkolün gerçekten tam zararlı bir madde, diğer bir deyişle gizli zehir olduğuna hükmedebiliriz. İnsanların, zararlı olsun olmasın, zevkle kullandıkları hiçbir madde alkol kadar geniş çaplı zarar unsuru değildir.