Herkes muhakkak bir kez olsun pişmanlık duygusuna kapılmıştır. Konu ne olursa olsun muhakkak pişman olmuşuzdur.
En büyük pişmanlığım geç akıllanmam olmuştur. Çocukken eğitimimi ne yazık ki haytalığa vurup önemsemedim ve şimdi zorluğunu çekiyorum. En azından zamanında eğitimime ağırlık verseydim şimdi DGS sınavından 4 yıllık bir üniversiteyi değil, direk olarak yüksek lisansı hedefleyebilirdim. Oysa ki şimdi, önce DGS barajını aşıp sonra yüksek lisansı hedeflemek zorundayım.
Olsun yine de geç kalmış sayılmam. Her ne kadar dolaylı yoldan gidecek olsam da yine de bir umudum, bir şansım var. Herşeye rağmen akıllandım.
Peki ya diğerleri?
Etrafımda benim yaşımda olupta işi haytalığa vuran o kadar çok genç var ki, onları görüpte üzülmemek, onların geleceği hakkında tahmin yürütememek neredeyse imkansız.
(İstisnalar kaideyi bozmaz) Bu yazım "Onlara" diyorum, çünkü:
Bu yazıyı kaç lise öğrencisi okuyacak bilmiyorum ama yine de düşüncelerimi, tavsiyelerimi yazmak istiyorum. Kalemi defteri elinize alın ve yazmaya başlayın.
- Böyle devam edersem gelecekte beni ne bekliyor?
- Doğru bir yolda mıyım?
- Hayallerim için ne yapmam gerek?
Şimdi bu soruları tek tek cevaplayın ve arkanıza yaslanıp biraz düşünün. Doğru yolun ne olduğunu siz kafanızda çözümleyeceksiniz.
Gençlerimizin başarısız olma sebepleri bence hayata pembe gözlerle bakıyor olmaları. O yaşlarda söylenen herşey onlar için bir hikayeden farksız.
Benim gibi onlar da zamanı gelince muhakkak akıllanacaklardır ama geç olmadan bunun farkında olmaları gerek.
Akıllanın gençler, son pişmanlık fayda etmez.
Fatih DEDECAN /
www.fatihdedecan.com