Aslında olaya eleme usulü ile gitsek nasıl olur (okulu bitireli 10 sene oldu hatalı bir ders yazarsam uyarın )

Endüstri Meslek Lisesi Mobilya ve Dekorasyon okudum Ünv. kazandım gitmedim. Benim zamanımda öss ösys bir yapılmıştı. Neyse konuya geleyim;

Önemliler:
- Tarih: Geçmişi olmayanın geleceğe bakmasının ne kadar sağlıklı yolu olabilir, tarih tekerrürden ibaretse geçmişi bilmek ve bazı dersleri çıkartmak gerek.
- Edebiyat: Kutadgu Bilig (kut-lamak, uğur-lamak gibi kelimere dikkat)'den bahsetmiş bir arkadaş, bu yaşıma kadar bu kitabı neden okumadım diye kendime çok kızıyorum, keşke ben lise okurken edebiyat hocamız sadece şiir okutmak ve okumak yerine bize kitap okutsaydı böylesi kitaplar.
- Felsefe: Yunan tarihini ve bilgilerini anlatmaktan başka bir işe yaramıyordu bizim zamanımızda, fakat felsefe insanın kimyasıdır, tuzu, biberidir. Gerçekten öğretebilecek bir öğretmenin elinde olursa mükemmel bir ders.
- Psikoloji: Sen kendini tanırsan ve karşındaki ile anlaşmanın kendini değiştirmekten geçtiği, karşındaki insanın davranışlarını öğrendiğinde hayatta daha başarılı olabileceğini ve hayatın insanın ta kendisi olduğunu çözdüğünü düşününce o kadar da kötü bir ders değilmiş
- Geometri: Birçok geometri şeklinin Atatürk tarafından Türkçeleştirildiği ve yazdığı geometri kitabının halen okutulduğunu bilmek ne güzel. Bunun yanında altın oran mantığını çözmek için bile geometri okumaya başlayabilirim.
- Trafik: Hayatımızın her alanında var artık trafik. Bunu neden gereksiz bir ders olduğunu düşündüğünüzü anlayamıyorum.
- Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi: Herkes aileden aldığı din eğitimi ve ahlak bilgisiyle hayatını yaşıyor. Bu derste ahlak öğreniyoruz, din öğreniyoruz bunda neden bir art niyet aranıyor ki. Zaten şu günlerde seçmeli bir ders olmuş yanlış bilmiyorsam. Türkiyedeki Müslüman oranı artık %99 olmadığına göre bu tür tepkilerle karşılaşılması çok doğal tabi.
- Müzik: Osmanlı döneminde insanları iyileştirmede kullanılan müzik doğru kullanılmadığı takdirde işkence aletine dönüşebiliyor tabi "Bir şehre bilmem hangi ünlü opera söyleyen bir sanatçı gelir, sanatçı çok ünlüdür ve sanatını icraa etmeye başlar, operanın ne olduğunu bilmeyen halk toplanmış ama şaşkın şaşkın sanatçıyı seyretmektedir, gazetecilerden biri bir seyirciye sessizce sorar "Beyfendi nasıl buldunuz" adam cevap verir "Bu şehir varoldu olalı böyle zulüm görmedi"
- Resim: Fırçayı eline alıp bembeyaz bir kağıda hiç anlam veremediğim yada benim anladığım ve başkasının hiç anlamadığı şekiller çizmek en büyük zevkimdi. Doğru kullanıldığında resim yapmak insanın ruhsal ve bedensel ne durumda olduğunu anlamak için bir çeşit yöntem olduğunu biliyormuydunuz.
- Beden Eğitimi: Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur

Bu anlattıklarım ilköğretim ve lise döneminde olması gerekenler. Peki ya üniversitede bunlar gerekli mi, belki de kısmen. Çünkü üniversitede asıl mesleğini icra etmeli öğrenci, sadece kendi alanı ile ilgilenmeli ve uzmanlaşmalı. Örneğin ilahiyat fakültesi okuyacak ve bir köyde imam olacak bir adama ingilizce zorunluğu getirilmemeli, çünkü sonra da öğrenilebilecek bir dildir. Veya doktor olacak adama inatla tarih okutulmamlı.

Bunlar sadece kendi fikirlerim ve görüşlerim uzun bir yorum oldu sanırım. Ama işin özü şu, gereksiz bilgi diye birşey yoktur, öğretemeyen öğretmen, yazmayı beceremeyen yazar vardır. yada şöyle anlatayım çalışmaya ve okumaya üşenen öğrenci vardır. Devlet bedava bilgi öğretiyor ve inatla öğrenmemeye çalışıyor. Dersaneye "o kadar para verdik çalışmazsak olmaz" düşüncesiyle gidiyor ve daha çok çalışıyoruz. Hemen hemen aynı kitap aynı bilgi hatta hemen hemen değil tamen aynı. Orada öğretilenler uzaydan gelmiyor.

Gereksiz gördüklerim ise:
Türkiye'de yaşadığımız halde İngilizceyi taaa ana okulundan öğretilmeye başlanması. İngilizce ezbere dayalı bir dildir. Türkçe gibi kalıp ve kurallara bağlı kalmadan okunan ve yazılan bir dildir. 6 ay gibi kısa bir sürede iyi eğitmenlerle verilecek ders (kamp gibi) sistemi ile öğrenilebilir. Az önce de örnek verdiğim gibi İmamın ne işi olur ingilizceyle, mobilyacı olanın ne işi var ingilizceyle Dünya Dili diyenlere de söyleyeyim Cezayir'liler de Fransızca'yı Dünya Dili biliyor ?!!!

Uzun yazdım hakkınızı helal edin gerçi verilen bir dersi gereksiz görüp de bu yazımı okuyacakların sayısını ölçüyorum da boşuna yazmışım diyorum